Küflü Cümle ve Düşünceler

Çevremizde, yerli yersiz yenilenen şeyler olduğu gibi, yıllardır, “aynı tas, aynı hamam’’ olan, son kullanma tarihi çoktan geçmiş, cümle ve düşünceler de var hayatımızda. geçen hafta da dediğim gibi, ben artık, yeni bir şeyler söylemek istiyorum hayata dair. Canımın istediğini yaşayıp, canımın istediğini yazmak istiyorum. Çünkü, hayat dolu, umut verici ama, bir o kadar da bayat cümlelerden çok sıkıldım.
Zira, umut veren cümleler ile, hayata dair pembe tablo çizme çabalarına, hiç bir anlam veremez oldum. Çünkü, eğer hayat, her haliyle çok güzel ve yaşamaya değer bir kavramsa ki, bence öyle, hayatın hüzünlü noktalarını kapatmak için, bayat cümlelerle uğraşmaya gerek var mı bilmiyorum.
Ben bazen, her insanin kayıtsız şartsız kabul ettiği bazı şeyleri, hiç bir şartta kabul etmek istemezken, çoğu insanın “olamaz’’ deyip, kesin bir dil ile, bazı şeyleri de, inat eder gibi “bana ne’’ deyip kabul edip, her insana da, yavaş  yavaş “neden olmasın’’ dedirttirmek istiyorum.  Artık, “sürü psikolojisi’’nden de, “böyle gelmiş böyle gider’’ mantığından da, bir an arınmak lazım. Her  insanın kendisine ait bir çizgisi, kendisine has bir tavrı olmalı hayatta. Dilinde bir söz varsa, mahkum etmemeli o sözü iki dudakta. Akıldaki düşünce, hiç bir zaman eylemsiz ölmemeli. Ve yürekte nasıl bir duygu olursa olsun o duyguyu, ucunda bahar olsa da eze eze yaşamalı, fırtınalı, sert kışlar olsa da…
Dilimizde, “olamaz’’ kelimesi kadar, gereksiz, saçma ve içi boş bir kelime daha yok aslında. Çünkü insan nefes alıp verdiği sürece, her duygu, bir gün çalacak kapısını. Her türlü düşünce, kemirecek zihnini. dilinde, gerçek, samimi ve buram buram hayat kokan cümleler de olacak, bazen sabrı taşan, öfke cümleleri de. Arada sırada kızgın, nefret duygusuna selam çakan cümleler de olacak, yanmaya inat, deli gibi aşk kokan cümleler de. Evet, “olamaz’’ kelimesi de olacak dilimizde ama, kelime her zaman anlamsız kalacak işte.
Hayatı yaşamak, bir kitap okumak gibidir aslında. Nasıl ki, kitaptan bir kaç sayfa okumayınca, kitabın anlamı, büyüsü kaçıyor ise, yaşanmayan her duygu ile birlikte, gün, birden bire değersizleşiyor, hayatın, içi boşalıyor, yürek, “yürek’’ olduğunu unutuyor, hatta insan, hayatı yaşamaktan kaçtığı sürece, bütün anlamını kaybediyor.
İşte tam bu yüzden, gönül kapısını ardına kadar açacak insan. Gelen her duyguya, “hoşgeldin’’ demeyi bilecek. Eminim ki, gelen her duygu, baştan yaksa da, bir şekilde insana hoş gelecek. Bu sebep ile, hiç bir pembe tablo çizmeden, hayati olduğu gibi yaşayalım. 

YORUM EKLE

banner22

banner21