Kurallara uyanlar genelde cezalandırılıyor

Vergini düzenli ödersin. Sonuna kadar kurallara uyarsın. Sonunda bir vergi affı çıkar. Vergisini ödemeyenlere bir güzellik sağlanıyor ama vergisini ödeyenlere de bir avantaj sağlanması gerekmez mi?

Vergi affı çıkmasına kesinlikle karşı değilim. Pek çok aftan şahsi olarak da istifade etmişimdir. Ancak zamanında borcunu ödeyenler de bir şekilde ödüllendirilmeli.

Buna benzer pek çok şeyle karşılaşmak mümkün de…

En can acıtıcısı imar barışı konusunda yaşandı. Sahil kenarındaki yapıların yıkım kararı çıktı. Pek çok kişi ya binasını kendi rızasıyla yıktı. Kendi rızasıyla yıkmayanları kolluk kuvvetleri tarafından korunan belediye ekipleri yıktı. Hatta yıkım yapılan binalar için mal sahiplerine ödemeler çıkarıldı.

Sonra da…

İmar barışı diye bir şey çıktı. Binaları yıkılanlar yıkıldığı ile kaldı. Bileğine güçlü olanlar ya da hukuki süreci uzatmak için gayret edenler bu süreçten kazançlı çıktı.

Pek çok yerde iskan sıkıntısı var. Aynı site içinde hatta aynı bina içinde bazı binaların iskanı var bazılarının yok. Gerekçe ise binanın yapım işlerinin hukuki olarak tamamlanmamış olması.

Durum aslında tam olarak şu şekilde: Binanın bitirilmesi ve içinde oturulabilmesi için tüm belgelerin tamamlanmış olması lazım. Ancak dairelerin tamamı bitirilmeden bazı kısımların satışı gerçekleşiyor. Dairesini satın alan kişi de tüm işlemlerini hallediyor.

Daha sonra bina inşaatı devam ediyor. Bu süre sonrasında yaşanabilecek aksiliklerin hiçbiri daireyi ilk önce alıp iskan meselesini halleden kişiyi alakadar etmiyor. Adam “Ben parasını verdim dairemi aldım. Bundan sonrası beni alakadar etmez” diyor. Ki haklı…

Ancak dairesini almış olmasına rağmen iskan işlerini halletmekte geciken, parası olmadığı için iskanı alamayan, “Daha sonra taşınacağız nasıl olsa. İskanı da sonra alsak olur” diye düşünenler bugün belediyelerin kapısını çaldığında karşılarına tüm binanın sorumluluğu çıkıyor.

Dahası bazı daireler elden ele geçmiş. Yeni sahibi iskan alacağı zaman müteahhidi bulması gerekiyor. Müteahhidin yapı denetimciyi bulması lazım. Yapı denetimcinin kimi bulacağını belli değil.

Tüm bunların kalışı çözümü mevcut.

Ama meşakkatli elbette.

Ben kurallara uyanların da mutlu olacağı bir dünyanın mümkün olduğunu düşünüyorum.

Evet başka bazı batıl inançlarım da var…

Güncellemede her şey iyiye gitmez mi

Dil sürekli bir gelişim halinde. Bir şeyin tam manasını öğreniyorsunuz hemen başka bir deyim öneriliyor. Temizlenmek diyince anlıyorduk, tutup “hijyenik olması lazım” demeye başladılar. Ona alıştık, “steril olun” diyorlar.

Sadece tıp için geçerli değil tabi bu durum. Ülkeyi yönetenler de değişimi iyi yönetiyor. Zaten idarecilik “idare etmek”ten geliyor. Durumu en iyi idare edebilen idareci oluyor olmalı.

Ekonomik krizin etkileri arttıkça bazı ürünlerin fiyatları yükselmeye, bazılarının da miktarları düşmeye başladı.

Yani siz eskiden 1 kilo bakliyatı 5 liraya alıyordunuz, şimdi 800 gramını 5 liraya alıyorsunuz ama arada 200 gram oranında zam yemiş oluyorsunuz (Matematiğim çok iyi değil, yüzde kaç ettiğini hesaplayamadım. Ondan bu şekilde yazdım).

Tabi sürekli “zam” demek de vatandaşı rahatsız ediyordu. Zamanla buna “Fiyat artışı” denmeye başladı. Sonra baktılar içinde “artış” kelimesi geçiyor. Bu da olumsuz algıya neden oluyor o zaman “Fiyat ayarlaması” demeye başladılar.

O da miadını doldurunca şimdilerde “Fiyat güncellemesi” diyorlar. Güncelleme normalde rantabl çalışmayan sistemin daha verimli hale getirilmesini amaçlıyor. Fiyat güncellemesi sistemin daha iyi çalışmasını sağlıyor mu? Evet!

Neye şaşırıyorsunuz. Her şeye vatandaş açısından bakarsanız bu bir güncelleme sayılmaz. Ama güncellemeyi yapan taraf açısından bakarsanız, daha çok kazanıyorsunuz, vatandaşın daha az arıza vermesini sağlıyorsunuz. Dolayısıyla güncelleme gerçekleştiriyor ve sonunda da istediğiniz verimi elde etmiş oluyorsunuz.

YORUM EKLE

banner7

banner6