Kuruyoruz

Yaklaşık 90 yıldır en az yağmurun düştüğü bir sonbahar yaşıyoruz...

Küresel ısınma ve iklimlerin değişmesi nedeniyle görülen kuraklık bugün Dünyayla birlikte Türkiye’yi de susuzluk tehdidi altına almıştır.

Küresel iklim değişikliğinin ana nedeni sera gazı oranlarının artması, ikinci sırada ise ormansızlaşma ve tarımsal arazilerinin imara açılıp betonlaşmasıdır.

Bugün Trakya 91 yıldır en kurak günlerini yaşamakta, Edirne’nin içme suyunu sağlayan barajda su oranı % 3’lere düşmüş, yeraltı su kaynakları ise % 85 azalmıştır.

Kandilli Rasathanesi Meteoroloji bölümü İstanbul’da kuraklık sorununun depremden daha büyük bir tehlike olduğunu açıklamıştır.

Türkiye sanılanın aksine su zengini bir ülke değil, hatta yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke konumuna gelmiştir.

Küresel artan kuraklık ve mevsimlerin değişmesi nedeniyle “SU” Amerikan borsalarında altın, petrol gibi işlem görmeye başlamıştır.

On yıl sonra ise içme suyunun dünyanın en kıymetli varlığı olacağı kesindir.

Ülkelerin bütün hayati kararları su üzerinden olacağı muhakkaktır.

Sakarya olarak bizlerde küresel kuraklık ve mevsim değişikliğine büyük katkı sağlamak için bakın neler yapıyoruz.

  • Birinci sınıf tarım arazilerini betonlaştırıyoruz
  • Sapanca’da teleferik için 3500 adet ağaç kesiyoruz
  • Söğütlü, Ferizli bölgesinde kalker ocağı için 1500 adet ağaç keseceğiz.
  • Ve bütün bu insanlık suçlarını  işlerken susarak kafamızı toprağa gömerek, çocuklarımıza yaşanmaz bir gelecek bırakacağız.

Devletimizi ve şehrimizi yönetenlere bu hatırlatmaları yaptıktan sonra bir kaç öneride bulunmak istiyorum;

  • Geleceğin en stratejik konusunun kapsamlı ve planlı yönetimi için “SU BAKANLIĞI” kurulmasını öneriyorum.
  • Kullandığımız enerjinin tümünü yenilenebilir kaynaklardan sağlamalıyız
  • Ormanların kaybını ve azalmasını durduracak, ağaçlandırmayı teşvik edecek yasal düzenlemeler yapmalıyız.
  • Tarım arazilerinin betonlaşmasının önünü geçmeliyiz.

Belki de Türkiye’nin en verimli topraklarından biri olan Sakarya Yazlık mahallesinin bugün geldiği betonlaşmayı gördükçe yüreği yanmayan var mı merak ediyorum.

  • Su tüketiminde dikkatli olmalı, damlanın hesabını yapmalıyız
  • Tarımsal sulamada en modern ve tasarruflu sistemleri kullanmalıyız.

  • HES’leri (hidroelektrik santralleri) gelişi güzel değil çevre, ekolojik denge, canlı yaşamını gözeterek planlamalıyız.

Maden ocaklarına,  taş ocaklarına, betona ve petrole verdiğiniz değeri,

Hayat için, barış için, gelecek için, ağaçlarınıza ve suyunuza verin ...

Ailenizle birlikte sağlıklı günler diliyorum....

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayhan Koçak
Ayhan Koçak - 1 ay Önce

Sayın Uzm. Dr. Cihan Kolip su, su kaynakları, su yönetimi ve suyun geleceğine yönelik tespitleriniz için teşekkür ediyoruz. Vizyonu olan vatansever insanları özlemle bekleyen güzel milletimiz sizleri çağırıyor. Çalışmalarınız da başarılar diliyoruz. Saygılarımla.

Paşalı
Paşalı - 1 ay Önce

İyi günler, küresel ısınma, sera gazlarının iklim değişikliğine yol açması ve bunun gibi sebepler kuraklığa neden olan faktörlerdir, önleyebilirmiyiz çok zor, çünkü sera gazlarının kullanım, salınım oranlarını dünya devleri olan ülkeler belirliyor maalesef, ama ülkemizdeki, ekolojik dengeyi bozma hırsını anlayamıyorum, gözleri dönmüş bir şekilde toprağın altını üstünü talan ediyorlar, Sapanca gölünü bile peşkeşten kurtaramıyoruz yazık, birgün yeşil dolarların bardağa dökülüp içilmeyeceğini anlayacaklar ama çok geç olacak maalesef, sağlıklı ve bereketli bir hafta diliyorum

Murat Şükrü Sincer
Murat Şükrü Sincer - 1 ay Önce

Kesilen ağaçların verdiği tahribat ve yan etkilerini seller yada heyallanlar olarak geri alıyoruz. İlimizin muhalefet partilerinin il başkanlarını kaybetme korkusu içinde oldukları o koltuklarından kalkarak bu bölgelerde direnç göstermelerini ve bu katliama dur demeleri için mücadele etmelerini görmek isterdik.

Erhan Korhan.
Erhan Korhan. - 1 ay Önce

Maalesef hocam tüm bu saydıklarınız 20 yıl içinde bir bir gerçekleşti. Hükümet yetkililerinde bu konuya bakış açıları, zihniyeti değişmedikçe ülkemizin kuraklığa, yeşilliğe muhtaç duruma düşmesi kaçınılmaz. İnşAllah biz yanılırız fakat bu konuda da çok acil önlemlerin alınması kaçınılmaz. Rabbim şu dönemde herkesin yar ve yardımcısı olsun. Saygılar, selamlar sunuyorum hocam.

Dr. T.Sibel Yılmaz
Dr. T.Sibel Yılmaz - 1 ay Önce

Degerli meslekdaşım, bu güzel yazınız bana bir anımı hatırlattı. 1997 yazı Karasu' da çok kurak geçiyor, damla düşmüyordu. Bir kutlama cemiyetinde nsanlar fındıklarin yandığından yakınıyor, Karapınar ve ötesine, Kocaali ve ötesine yağmur yağdığı halde neden Karasu' da yağmadigini sorguluyordu. Ben de 1988de yuzde 85in üstünde olan orman alanının 10 yılda yakılıp yıkılarak yüzde 20nin altına düşmesinin neden olduğunu söyledim. Bir başörtülü bacımiz " öyle deme dr. Hanım, Allah verirse yağar" dedi. Ben de " şüphesiz Allah içindeki börtü böcekle o canlı ağaçları açgözlülükten yokedenlerin bereketini keser" çünkü aklın yolu bir, hangi yoldan gitsen çıkacağın yol şu andaki durumumuzdur. Diye cevap vermiştim. Yöneticilerimizi çok geç olmadan naçizane birliğe davet ediyorum.

Huriye Toker
Huriye Toker - 1 ay Önce

Malesef yaptıklarımızdan utanmayıp yağmur duasına çıkıyoruz,ama Allahın akıl fikir verdiğini unutuyoruz

Atilla Çelebi
Atilla Çelebi - 1 ay Önce

Sayın doktor um çok hassas noktaya değinmişiniz şu ğüzelim memleketimizi yöneten idarecilerimiz inşAllah söylediklerinize parmak basarlar. Suyun hayat olduğunu ve şu olmayan yerde hayat olmadığını anlarlar, rantlar uğruna güzelim memleketim kırsallaşmaz ve betonlaşmaz inşAllah. Kalın sağlıcakla

Ahmet Özata
Ahmet Özata - 1 ay Önce

Diline sağlık sayın kardeşim .okadar güzel yazmışsın ki.güzelliklerimizi zenginliklerimizi korumazsak yok oluruz