Kuşlar o beyinle yemiyor

Kuşlar o beyinle yemiyor

Evimden gazeteye gelirken yolda bir kamyon gördüm. Kasanın dışta kalan kısmında mısırlar vardı. Belli ki en son mısır taşınmış. Hemen ilerideki ağacın altına bir adam ekmek koyuyordu. “Neden koyuyorsunuz ekmekleri” dedim. “Kuşlar gelip yiyor. Soğuk hava. Yiyecek bulamıyorlar” dedi.

“Şu kamyonun üstündeki mısırları neden yemiyorlar acaba” dedim. “Onlar yurtdışından geliyor. İlaçlı mıdır, GDO’lu mudur bilmiyoruz. Ama kuşların o beyinle yemediklerini biz bu beyinle yiyoruz beyim” dedi.

Diyecek bir şey bulamadım.

Küçükken ağaçlara çıktığımızda ağaçlardan kuşların yedikleri incirleri, elmaları bulup yerdik. Onlar gerçekten çok tatlı olurdu. Şimdi limandan alınıp açık kamyonla taşınan mısırları bile kuşlar yemiyor. Sahi kuşların kuş beyni ile yemediğini biz insan beyni ile nasıl kabul ediyor ve yiyoruz?

Daha açık sormak gerekirse:

Kuşlar mı daha akıllı yoksa biz mi?

Zamanla açar

Sakarya’ya yapılan devlet hastanesinin yatak sayısı her açıklamada değişkenlik gösteriyor. Ali İhsan Yavuz pazar günkü basın toplantısında konuya açıklık getirdi. Bu hastaneler planlanırken pek çok oda tek yataklı olarak tasarlanıyor. Ama kısa süre sonunda bir “Buraya bir yatak daha sığar” diyoruz ve yatak ekliyoruz. Pek çok bölümün idari kısmı geniş bırakılıyor. Biz “Buralara da oda yapabiliriz” diyip işin içine giriyoruz. Sonunda hastanelerimizin yatak kapasitelerini iki katına kadar artırabiliyoruz.

Ayakkabı satıcılarının da dediği gibi, “Başta biraz sıkar ama zamanla açar…”

Bu kadar atı nereden buluyorsunuz

Sakarya’da yine bir at eti skandalı çıktı.

Gazetecilikte sık tekrarlanan haberler için haber merkezlerinde bir tabir kullanılır: “Haber değeri yok.”

Bir şeyin haber değer olabilmesi için okumaya değer olması gerekir çünkü. Olağanüstü olması gerekir. Yani haber değerine aslında okur karar verir. İddia ediyorum ki “Sakarya’da at eti skandalı” çıkmasının şaşırtıcı bir yanı yok. Asıl haber değeri “Biz bu kadar atı nereden buluyoruz” şeklinde olmalı.

Sahi Sakarya’da bu kadar at var mı?

Ara taşı mı önemli insan hayatı mı?

Okey oynayarak araç kullanan dolmuş şoförü haberini görmüşsünüzdür. Güler misin ağlar mısın!

Onca can emanet edilmiş, sana. Sen hem onca cana hem de elindeki kırmızı beşliye sahip çıkmaya çalışıyorsun. Dahası önceliğin kırmızı beşlide…

Sana emanet edilen canları ara taşı kadar önemsesen belki daha iyi olacak ama, gene de sen bilirsin…

Salgın yoksa festival mi yapılıyor?

Pazar gecesi eşim rahatsızlandı. Gece 11 sularında Karasu Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttuk. Yaz aylarını aratmayacak bir yoğunluk vardı. Doktor kendi kendine “Sanırım bugün 500’e yaklaştık” diye mırıldanıyordu.

Hemen herkes grip. Zaten grip olmadığı halde acil servisin önünden geçen muhtemelen grip olur. O kadar yoğun hasta var.

İl Sağlık Müdürlüğü grip salgını olmadığını açıkladığına göre…

Bu kadar insan toplanmış bir hastalık festivali yapıyor. Karasu’daki festivale il dışından da katılım vardı. Sanırım dış temsilciliklerde de bu kutlama yapılacak.

Allah aşkına salgın var deseniz ne olur demeseniz ne olur?

Salgın olduğuna ilişkin açıklama bir acizlik değil bir uyarıdır. Sizin de işleriniz kolaylaşır. Ama yine de siz bilirsiniz tabi…

Nal çakılır, diş çekilir, saç ekilir

Önceden berberler son derece önemli tıbbi hizmet veriyormuş. Steril olması bakımından bazı göz ameliyatlarının bile berberlerde yapıldığı konuşulur. Diş çekimi ve nal çakımı konusunda da ciddiyim.

En iyi sünnetçiler de berberlerden çıkardı.

Ama sonra ne oldu biliyor musunuz? Modern tıp bulundu. Ameliyat ortamlarında tıbbi müdahaleler gelişti.

Sakarya Berberler Odası Başkanı, kuaför salonlarında saç ekimi yapıldığını sosyal medyadan duyurunca da uzmanlık hariç 6 yıl tıp fakültesi okuyanlar itiraz etti.

Eski devirde olsa Berberler Odası Başkanı haklı da… Şimdi kimin haklı olduğuna yargı karar verecek…

YORUM EKLE

banner22

banner21