Kusursuz sorumluluk

       Bu önemli bir kuraldır; bir topluluk, birim, üretim tesisi veya ülkenin yöneticisi olanlar olup bitenden (özellikle olumsuzlulardan) kendi fiziksel hataları olmasa bile sorumludurlar. Çünkü onlar işlerin yolunda gitmesi için seçilmişlerdir, ona buna çamur atıp mazeret üretmek için değil. Tabii ki onlara birçok yetki, güç verilmiş, buna karşılık da başarı beklenmektedir doğal olarak.

     Bu hem modern dünyada böyledir, hem de bin yıllık tarihimizde böyledir. Aksi durumda yani bir başarı varsa bu başarı o topluluğun bütün mensuplarının ortak başarısı olarak kabul edilir-edilmelidir ve başarının ortaya çıkardığı hâsılatın da adil bir şekilde tabana yayılması gerekir. Efendim, bazıları bunu hak etmiyor ki, derseniz, bunları cezalandırmak veya kısıtlamak için gerekli kurum ve kuruluşlar var, onlar ne güne duruyor, derim.

       Bazen de bu yöneticileri savunmak zorunda olduklarını hissedenler olmadık argümanlarla karşımıza çıkıyor. Sen kimsin-ki bin yıllık tarihi olan bu milletin yöneticilerini suçluyorsun, diyebiliyorlar. Ortada bir sorun (hatta sorunlar yumağı) varken Bizanslıları mı suçlayacağız? Ya da bizi samana bile muhtaç etti, diye Japon Tarım bakanını mı?

Kaldı ki aynı şartlar Japonya’da olsa idi herhalde o bakan kendi cezasını kendi verirdi.

       Bir başkası ise bin yıldır çözülemeyen sorunları bir sen mi gördün de akıl veriyorsun, diyor. Elbette haddimiz olmayan konulara dil uzatmıyoruz ama övdüğünüz bu toplum bireylerden oluşmuyor mu ve bu bireylerin ortak aklı da toplumun nüvesini oluşturmuyor mu? Yoksa siz bizi yönetenlerin gökten zembille mi indirildiğini zannediyorsunuz?

          Hâlbuki gökten doğrudan emir alanlar sadece peygamberlerdir ve onlar da yanlış yapan yöneticileri nasıl uyarmamız gerektiğini bize öğretmişlerdir. Hz. Ömer(RA)’ın kocarı ile olan hikâyesini bilirsiniz. Kocakarının,-halife görevini yapmıyor- serzenişine, -ya haberi yoksa- diye cevap vermişti. Kocakarı ise ona- madem durumumuzdan haberi olmayacaksa, görevi bıraksın- diye cevap vermişti. Devamını biliyorsunuz.

Sözün özü şunu söylemeye çalışıyorum: Kendi kendini değersiz kılma, eksik olduğunu düşündüğün konularda kendini geliştir ve güçlü ol! Böylece seni yönetmek isteyenler ayak oyunları ile seni aldatamayacaklarını bilsinler.

Şems-i Tebrizi’den sufilere

        Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredendir.

.        Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah âşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Hayat Eve Sığar

Maalesef o kötü hastalığa ben de yakalandım (şimdi çok şükür iyiyim), bu süreçte beni arayan maddi-manevi desteklerini esirgemeyen akraba ve dostlarıma kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Özellikle kendisi hasta olmayan bana azami ihtimam gösteren eşime şükranlarımı sunarım (iyi ki var).

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 2 ay Önce

Mehmet Bey, yazılarınızı zevkle okuyorum. Çok geçmiş olsun.

Mehmet Tarakçı
Mehmet Tarakçı @Sinan Ulusinan - 2 ay Önce

Sinan Bey, çok teşekkür ederim, eksik olmayın.

Buşra Eroğlu
Buşra Eroğlu - 2 ay Önce

Rabbim tüm hastalarımıza şifa versin inşAllah Rabbim yanımızda olan yakınlarımızdan Her iki cihanda Razı olsun inşAllah