Laflar ve Gaflar...

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanlığına atandığında ülkede bir umut rüzgârı esmişti… Bakanın öz geçmişi, tanıyanların kanaatleri ve kendisinin ilk demeçleri yıllardır yapboz tahtasına dönmüş, tarikatların ve yandaş bir sendikanın egemenliğine bırakılmış milli eğitim için bir umut olarak görülmüştü… 
Ama aradan geçen süre bu umutların sönmesine neden oldu… Milli eğitimde yandaş sendikanın gücü daha da arttı… 2010 yılında büyük iddialarla, gösterişle başlatılan Fatih Projesi gereksiz bir türlü mal ve hizmet alımı yapılmasına rağmen tamamlanamadı… 
Ziya Selçuk da iz bırakamayan Milli Eğitim Bakanları listesine girecekken laflarıyla ve de gaflarıyla unutulmazlar listesine girmeye aday oldu; 
"Herkes üniversiteli olmak zorunda değil, Sen ağa ben ağa, bu inekleri kim sağa"  dedi…" Bu  söz söylenecekse, Türkiye'nin 81 vilayetine adı Üniversite olan, kütüphanesiz, laboratuvarsız, binasız, hocasız  üniversiteler açılırken söylenmesi gerekirdi. 
Ziya Selçuk biraz kaba, aşağılayıcı konuşmuştu ama doğru bir probleme, kendilerinin neden olduğu bir probleme parmak basmıştı.  Üniversiteli (!) işsizler  ve ülkenin ihtiyacı olan kalifiye mavi yakalılar..
Aslında çözüm basitti; İmam Hatip inadından vazgeçecek, insanların çocuklarını isteklerinin dışında imam hatip okullarına yönlendirmeyeceksiniz. Endüstri Meslek Liseleri ve Teknik Liselerini ortaokuldan başlatacak, Mesleki ve Teknik eğitime destek vereceksiniz. Mesela Teknik liselerin öğrencilerine burs vereceksiniz. Bu okullarda yatılı öğrenciliği yaygınlaştıracaksınız.
Oy kaygısı ile kurulan, bugüne kadar üniversite olamayan, bundan sonra da olması mümkün olmayan, mezunlarına dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile "üniversite mezunu" olarak iş bulması mümkün olmayan, öğrencileri işsiz sayılmadığı için kağıt üzerinde işsizlik oranını düşürme dışında fonksiyonu olmayan,  Türkiye Üniversitelerinin genel eğitim kalitesini de düşüren üniversiteleri kapatacaksınız..
Bunları yap(a)mayan bir bakanın, herkesin üniversite mezunu olmasına gerek olmadığını, ara kademe elamanına ihtiyaç olduğunu, ara kademe elemanlarını “inek sağıcısı”na benzeterek ifade etmesi büyük gaftı…
Sayın Selçuk; korona döneminde, milli eğitim bakanlığını dalgalı bir okyanusta kaptansız bir tekne gibi yönetti. Bakanlık birbirleri ile çelişen kararlara imza attı. Tüm kararların Özel okul sahiplerini korumak için alındığı algısı yaratıldı…
Bakanın geçen haftaki  “öğretmenlerin maaşı milli eğitime yük” sözü bir Milli Eğitim Bakanın yapabileceği en büyük gaftı… Milli Eğitim Bakanının görevi öğretmenlerin bütçeden aldığı payı yük gören bir anlayışı seslendirmek değil, gelişmiş ülkelerdeki meslektaşlarının çok gerisinde ücret alan öğretmenlerimizin ücretlerini dünya standartlarına yükseltilmesini gerektiğini haykırmak olmalıydı. Öğretmenleri motive etmeyi düşünen bir bakan, Cumhurbaşkanının seçimler sırasında dile getirdiği “Öğretmenlere 3600 Ek Gösterge” vaadinin hayata geçirilmesi için bir gayret içinde olması gerekirdi..
Öğretmenlerimizin aldığını yük görmeyiz, yük gören anlayışı da kabul edemeyiz... Ama ülke insanına da bütçeye de gerçek anlamda yük öyle harcamalar var ki...
Mesela;
Havaalanı, paralı yol, şehir hastanesi gibi gelir garantili inşaatlardaki kur farkı ödemelerini,
Makam arabaları, makam uçaklarına yapılan harcamaları,
Yandaş vakıflara yapılan yardımların vergiden düşülmesinin hazineye getirdiği yükü,
İktidara yakın iş adamlarının silinen vergi borçlarını,
İsrafın, şatafatın, göstermelik itibar saplantısının getirdiği yükü,
Türk Telekom peşkeşinin ve diğer hatalı özelleştirmelerin hazineye ve kamu bankalarına getirdiği yükü,
Kaldıramıyoruz...
İlle maaşla ilgili bir yük arıyorsanız, maaşları bütçeye yük getiren öyle meslekler(?), gruplar, kişiler var ki...
Bazıları Sayın Bakanının sözünü Osmanlı’nın Maarif Nazırlarından Emrullah Efendi’nin "Şu okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederdim." Sözüne benzettiler… Oysa Emrullah Efendi bu sözü, açtığı okullardan rahatsız olan ve açacağı okullar için Maarif bütçesine ek ödenek istemesine kızarak, "Bıktık senin bu okullarından" diyenlere karşı bir tepki olarak ifade etmişti… Yani Emrullah Efendi’nin sözü ironikti, Sayın Ziya Selçuk’un sözü ise yalnızca gaf…
Sayın Ziya Selçuk katıldığı bir televizyon programında, bu gafını düzeltmek amacıyla “Öğretmenlerin bu konuda kalpleri kırıldıysa bir kahve içerek gönüllerini alırım.” Dedi… Sayın Selçuk kalbi kırılan her öğretmen gelip kahvenizi içerse, korkarım  ki bu kez  de “Milli Eğitimde asıl yük kahve parası”  demek zorunda kalacaksınız..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat ÜNAL
Murat ÜNAL - 4 hafta Önce

Elinize ,kaleminize sağlık.Hislerimize tercüman oldunuz.Ülke kalkınmasında sanayi ve endüstri de hiç bir katkı sunmayan ve arka bahçe olarak görev yapan okulların yerine teknik ve endüstri meslek liseleri Hatta dediğiniz gibi orta Okulları ön plana çıkarılmalı Tarım Okulları orta okul döneminde kurularak kalifiye eleman yetiştirmeli..Teşekkürler

Hasan AKBULUT
Hasan AKBULUT - 4 hafta Önce

Tam da böyle ifade edilebilirdi

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 4 hafta Önce

Ağzınıza yüreğinize sağlık Başkanım çok güzel yazı olmuş sadece maaşı yük olan bence Milletvekillerin ve Bakanların maaşı bence.yetkisi etkisi olmayan Milletvekilleri ve Bakanlara o kadar maaş verilmemeli birde bunların sayısız danışmanlarını maaş olarak hesaplamasın bakalım kim yüzmüş görelim.selamlar sevgiler.

Nevzat Coşkun
Nevzat Coşkun - 4 hafta Önce

Güzel Ülkemizin "mebus maaşları öğretmen maaşlarından fazla olmasın" vizyonundan bu değerlendirmeye gelmesi çok uzun zamamdır muasır medeniyet yarışında "yerinde saydığımızın" göstergesidir ....

Ersoy Erdoğan
Ersoy Erdoğan - 4 hafta Önce

Yanlış hatırlamıyorsam 1974 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ zamanında ilkokul öğretmenlerinin ders ücreti almaları yasası çıkarılmıştı.Bunlar da öğretmenin maaşına göz dikiyorlar.Öğretmen aldığı maaşı son kuruşuna kadar hak eden kişidir.Sayın Mustafa Üstündağ’ı rahmetle anıyorum.

Mustafa YANDAKCI
Mustafa YANDAKCI - 4 hafta Önce

HEMDE NE GAF

Musa Can
Musa Can - 4 hafta Önce

Bütün umutlar iyi bir egitimci geldi bu sefer çok degisik olacak deniyordu Milli egitim ancak zaman gectikce anlasıldiki degisen bir sey yok

Ayşe Baran
Ayşe Baran - 4 hafta Önce

Yazılarınızı keyifle takip ediyorum