Libya

İlginç bulurdum, neden Cumhuriyet tarihimize büyük katkıları olan, isim yapmış komutanların bir Libya geçmişi var.
Mustafa Kemal Paşa, Enver Paşa,  Fuat (Bulca),  Nuri (Conker) ve Fethi (Okyar) gibi Osmanlı subayları gizli yollarla Trablusgarp'a gelir, bu arada Mustafa Kemal Paşa’nın "gazete muhabiri Şerif Bey" adıyla Mısır üzerinden ulaştığını belirtmek isterim, buradaki kuvvetleri düzenleyerek, İtalyanlarla savaşmışlardır.
Sahi Neden Ülkenin göz bebeği paşalar Libya’ya gitmişlerdir?
Çok kısa bir özetle; İtalya, 28 Eylül 1911 günü Osmanlı Devleti'ne bir ültimatom vererek, 48 saat içinde Bingazi ve Trablusgarp'un İtalyan yönetimine bırakılmasını ve İtalya'ya yıllık vergi verilmesini talep eder, 29 Eylül'de de İngiliz ve Fransız hükûmetlerinin desteğini de arkasına alarak Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan eder. Aynı gün İtalya Adriyatik Denizi'ndeki bazı Osmanlı gemilerini batırıp Trablus şehrini bombardımana tutarak işgale başlar.
Meydanı boş bulan İtalyan filosu 24 Şubat 1912'de  Beyrut'a saldırır. Dahası büyük askeri ve ticari filoya sahip olan Italyanlar durmazlar, 4 Mayıs'ta Rodos Adası'na çıkarma yaparlar  ve iki hafta içerisinde Rodos'u, daha sonraki 2 hafta süre içerisinde On İki Ada olarak bilinen adalar grubunu ele geçirirler.  Böylece 389 yıldır Osmanlı yönetiminde kalmış, yönetim merkezi Rodos Adası olan Cezair-i Bahr-i Sefid Eyalet (On İki Ada) tamamen İtalya'nın eline geçer. Yunanistan ile aramızda sıkça sürtüşmelere neden olacak olan adalar sorunu da böylece başlamıştır. Daha sonra da  On İki Ada, 1947 yılındaki Paris Antlaşması'yla Yunanistan'a bağlanmıştır.
Ve gururla, 108 yıl sonra Türkiye Libya’yı bir daha kaybetmemek üzere orada.  Zira Mavi Vatanımızın her üç deniz alanında gelecek nesillerin jeopolitik, ekonomik çıkarlarını koruma sorumluluğu devredilemez ve göz ardı edilemezdi...
NATO’da olmamıza rağmen, Akdeniz’de “Ne” “Mutlu” “Türküm” “Diyene” eğitim Sahaları ilan edip, ardından Türk Petrol şirketine Libya Türk ortak sınırına yakın alanda petrol arama ruhsatı vermiştir...
Merhum Mehmet Akif “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrürmü ederdi” söyleminin hakkını veriyoruz gibi...
Öte yandan,
Efesli  Heraklit “aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” demişti. Tarih tekerrürden ibarettir sözünün tersi bir düşünce öne sürmüştür ve felsefe tarihine dinamizm anlayışı ile katkı yapmıştır.

YORUM EKLE