Liman mühim demiş miydik?

Sakarya’nın yeni bir gümrük kapısı var. Karasu Limanı. Liman Sakarya için olduğu kadar Türkiye için de büyük önem arz ediyor. Hafta sonu Liman’a Rusya’dan gelen S 400 Hava Savunma Sistemi’ne ilişkin parçalar geldi. Kimsenin ruhu duymadan getirilen parçalar kısa sürede Ankara’ya ulaştırıldı.

Karasu Limanı’nın stratejik önemi daha net ortaya çıkmış oldu. Ama yeterli midir? Bence değildir. Karasu Limanı’nın daha etkin çalışabilmesi için kesinlikle demiryolunun tamamlanması gerekmektedir. Çünkü Liman’dan çıkan tırlar basın mensupları tarafından tespit edilmiş ve konu haberlere yansımıştır.

Oysa ki demiryolu faaliyete girmiş olsaydı belki de bu durum hiç yaşanmadan ve kimsenin ruhu duymadan bu iş hallolmuş olacaktı.

Rahmetli babaannemin bir lafı vardı, “Yedirdiğini doyur, vurduğunu öldür. Hiçbir şeyi yarım bırakma” derdi, rahmetli.

Şimdi Sakarya’ya yapılan liman aslında işin yarım bırakılmış hali. Bir de demiryolu tamamlanırsa o zaman yedirdiğimizi doyurmuş olacağız.

Karayolu ile yapılan taşımacılık çok sağlıklı değil. Ancak trenlerin ne taşıdığı konusunda bilgisi olan kişiler bilgisi olması gereken kişilerdir. Dolayısıyla Karasu’daki limanın bir an önce demiryolu ile entegre edilmesi ve stratejik öneminin de daha etkin kullanılması gerekmektedir.

Belli ki biz Rusya ile çok daha sıkı ilişkiler kuracağız. Belli ki Rusya’dan alışverişimiz sürecek. O zaman Karasu Limanı daha etkin kullanılacak. Tüm bu şartlar altında Karasu Limanı’nın güçlendirilmesi şart. Demiryolu da bu süreçte olmazsa olmaz durumunda.

Yeteri kadar istemedik mi?

Dünkü yazımızda Sakarya’nın yerli otomobili kaçırdığını yazmıştık. Bu konuda sesimizin cılız çıktığını ve sonuçta da Bursa’nın yerli otomobil üretimini kaptığını söylemiştik.

Pek çok okurumuzun bizimle aynı görüşte olduğunu gördük. Sakarya’nın bunca etkin konumda siyasetçisi olmasına, ticari manada bunca fırsatı barındırmasına, ulaşım konusunda avantajlı, otomotiv konusunda deneyimli, yer konusunda zengin olmasına rağmen yerli otomobil üretimi Sakarya’da yapılmıyor. Yapılmayacak.

Pek çok okurumuz bu konuda net bir tespitte bulundu: “Biz yerli otomobil üssü olmayı Bursa kadar istemedik…”

Gerçekten de ne bu konuda bir kamuoyu oluşturuldu ne bir ses birlikteliği yapıldı.

Bu konuda ciddi ve kapsamlı bir çalışma olduğunu duyan var mı aranızda?

Yerli otomobil üretim üssünün Bursa’da kurulacağını öğrendikten sonra tepki gösteren ya da “Biz elimizden geleni yaptık ama olmadı” diyen bir Allah’ın kulu çıktı mı? Çıkacak mı? Çıksa fark edecek mi?

Dediğim gibi yerli otomobili üretmek de şeref kullanmak da…

Bize kullanmak nasip olacak. Üretmek yeterince isteyenlerin işi demek ki…

Kara sevinelim de

Ben köy çocuğuyum. Pek çoğunuz biliyorsunuz zaten. Sobalı ve altını ahır olarak kullandığımız bir evde dünyaya gelmişim. Çocukluğum da bu evde geçti.

Rahmetli babamın ömrünün son yılı olduğunu sonradan öğrendiğimiz sene dize kadar kar yağmıştı.

O zamana kadar sert bir yapıda olan babam ilk (ve tabi son) kez bizimle karda oynamıştı. Hatta bizim karda yuvarlanmamıza bile müsaade etmişti.

Yine bu aylardı sanırım. Fakirlikle mücadele ettiğimiz dönemde annemin, “Çocuklar hasta olur” isyanı da hiç şüphesiz biraz maddi kaynaklıydı.

Neticede hasta olmadık ve babamla son kışımızı keyifli kışımızı geçirmiş olduk. O gün üstünde oynadığımız karlar bir sonraki yıl babamın mezarını örtmüştü zaten.

Şimdi yine bir kar mevsimi. Kim bilir kaç çocuk son kez karda oynayacak babasıyla. Kim bilir ne anneler içerleyecek “Çocuklarımız hasta olacak” diye.

Kim bilir kimler kar keyfi çıkarırken kimler yakacak derdine düşecek. Havalar bozuk olduğu için kim bilir kimler işsiz ve gelirsiz kalacak.

Ben soğuk ve özellikle de karlı havaları işte bu yüzden pek sevmem. Belki bu nedenle tadını çıkaramam. Karda eğlenmek güzel de karın çilesini çekenleri de gözetmek lazım. Çevremizdeler aslında. Çoğunca sesleri çıkmıyor edeplerinden. Komşularımız bazıları. Dikkatle baksak göreceğiz muhtemelen.

Gelin birer tas çorba götürelim komşularımıza. Belki de ihtiyaçları vardır gerçekten…

Kara sevinelim, sevinelim de…

Kardan korkanları da sevindirelim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer Demirtürkoglu
Zafer Demirtürkoglu - 8 ay Önce

Evet kim bilir kaç çocuk son kez
Babasıyla karda oynayacak
Allah hiçbir çocuğu babasız bırakmasın
Hiç bir babayida evladiyla sınamasın

İzzettin çetinkaya
İzzettin çetinkaya - 8 ay Önce

Yazına katılıyorum başkan okumaya deydi