Lobiler

Merkez Bankası’nın faiz indiriminin ardından yandaş medya hep bir ağızdan bağırdı:

“Faiz Lobisi gününü gördü!”

Faizlerin düşmesi iyidir. Özellikle öz sermaye kıtlığı çeken iş dünyasının ihtiyaç duyduğu parayı görece daha az maliyetle bulabilmesi için çok gereklidir. Pahalı para, sadece bizim gibi “orta gelişmiş” ülkelerde değil, gelişmiş ülkeler de sorundur.

Gerçekten bahsedildiği gibi yaşayan bir faiz lobisi var mıdır, bilmiyorum. Ama bildiğim ve esasen yıllardır memleketin kanını emen birden fazla lobinin varlığını hissedebiliyorum.

Esasen mimari bir anlamı olan kelimenin bizim konumuzdaki tanımı: “Bir konuda, konunun çıkara uygun biçimde sonuçlanmasını sağlamak amacıyla, bir araya gelerek parlamentoda, basında vb. işlerinde, çıkarlarına uygun siyaseti etkili, geçerli kılmaya çalışmaktır.”

Lobicilik ise; bir grup kişinin, bir araya gelmek suretiyle elde ettikleri gücü, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları faaliyetidir.

Lobi dendiği zaman benim aklıma faiz lobisi gelmez. Ya da dolar lobisi…

İlk önce inşaat lobisi gelir. Sonra kırmızı et lobisi, sebze-meyve lobisi, basın lobisi, taksi/minibüs lobisi ve siyaset lobisi gelir.

İnşaat lobisi devlet arazilerini, ormanlarını, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını talan eder. Öylesine güçlüdürler ki; bir zaman İstanbul’un sahillerini kapatırlar. Başka bir zaman Kazdağı’nın ormanlarını ya da Antalya’nın derelerini…

Mesela İstanbul’a ihanet etmek ile lobicilere direnmek arasında kalan siyasetçi (ne kadar güçlü olursa olsun) İstanbul’un canına okunmasına mâni olamaz.

Kırmızı et lobisi et fiyatlarını sürekli yüksek tutar, sebze-meyve lobisi üretici ile tüketici arasında suni bir rant oluşturur, basın lobisi kendi eşini – dostunu kollamak suretiyle sektöre girişleri ve çıkışları kontrol eder.

Taksi/minibüs lobisi kentlere raylı sistem gibi modern ve hesaplı yatırımların gelmesini engellemek için var gücüyle çalışır.

Siyasetçi lobileri ise partiyi kendi tahakkümleri altında tutabilmek için çoğu zaman parti genel başkanlarını “kafalayarak” veya parti genel başkanlarının arkasından “iş çevirerek” elde ettikleri güçlerini maksimize etmeye çalışırlar. Amaçları koltuklarını korumaktır.

Topluma hizmet etmek söylemlerinin arkasında kişisel bekaları vardır.

Memlekette bir araya gelmek, STK benzeri yasal yapılar kurmak ve ortak çıkar için faaliyetlerde bulunmak anayasal bir haktır ama lobi ismini verdiğimiz yapılar STK’lardan farklıdır.

Çünkü lobilerin kimlerden oluştuğu açıkça belli olmadığı gibi, herhangi bir yasal oluşum gibi hedef ve eylemleri açısından netlikleri yoktur. Ne kadar güçlü oldukları dönemsel olarak değişse bile yeraltı organizasyonlarına benzer şekilde paravan arkasından iş tutmayı yeğlerler.

Hükümetler refahı tabana yaymaya çalışırken lobiler parayı ve gücü kendisinde toplamaya çalışır.

Mevcut iktidarın ipleri elinden kaçırdığı konuşulacaksa şu cümle önem kazanır:

Bir ülkede lobiler güçlendikçe hükümet zayıflar!

YORUM EKLE

banner7

banner6