26 Haziran 2019

Mustafa TOPKARA8 Nisan 2019 , Pazartesi

Mustafa TOPKARA

Ada’da

Ergenlik zamanlarımın meşhur filmidir, “Mavi Göl”.
Henüz 15 yaşında olan Brooke Shilds’i tüm dünyaya tanıtan,
aynı adlı romandan beyaz perdeye aktarılmış bir filmdi.
Pasifik de bir gemi batar;
bir kız çocuğu, bir erkek çocuğu ve yetişkin bir adam denizden kurtulur,
bir adada karaya çıkarak...
Adam bir kaç yıl yaşar ve ölür.
Çocuklar adamın yaşamlarını nasıl devam ettirecekleriyle ilgili öğretikleriyle hayatta kalırlar, büyürler.
Büyürken de kadın ve erkek olarak kendilerini farkettikçe aralarındaki ilişkinin mahiyeti değişmeye başlar…
***
Hep sorarım ya malum, bugünkü sorum da şu;
“Bir adada karşı cinsten biriyle yalnız kalsanız
ve oradan hiç çıkamayacağınızı düşünseniz,
o kişiyle cinsle nasıl bir ilişkiniz olurdu?”
***
Kuşkusuz ki bu kişi oradaki yaşantınızla ilgili duyduğunuz her kaygının her zorlanmanın en önemli güven nesnesi olurdu.
Varlığı “güven” verirdi.
Varlığı bir kişi olarak kendinizi “var” hissettirirdi;
çünkü insan oğlu ancak ötekiyle kendini bir kişi olarak “var” hisseder.

Ancak,
Bu yazıya konu yapmamın nedeni olan şu iki husus,
Ada’daki ilişkiyi diğer ilişkilerden ayırırdı zannımca:
“Eninde sonunda kendinizi, duygu ve düşüncenizi açık şekilde ifade etmek zorunda kalırsınız,
eninde ve sonunda karşı tarafı anlamak zorunda kalırsınız.

Bu ilişkiyi diğer tüm ilişkilerden ayıran;
tüm ilişkilerde zaten olması beklenen, ancak kişisel zaaflarımız nedeniyle olamayan ve bu nedenle de ilişkilerimizi “hasta” eden;
“Paylaşmayı” ve “anlamayı” zorunlu kılması olurdu.
***
Gündelik yaşamda hele ki şimdi iletişimi inanılmaz hızlandıran internet çağında “diğer” seçeneklerin varlığı, iletişimimizi zayıflatan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Meşhur repliklerimiz;
“Sana karı mı yok!”
“Bana koca mı yok!”
Başka ihtimaller de mümkündür.
Bu nedenle son kertede kendimizi zorlamaya gerek yoktur!.
***
Ada’da bir ilişki,
iki kişinin kendilerini paylaşacakları, tanıyacakları bir ilişkinin “zeminini” yaratır.
***
Şimdi bir soru daha sorsam;
“İlişkileri sabote eden şey,
diğer seçeneğin varolması ya da varolma imkanı mıdır?”
Zihnimizde diğer seçenek ya da seçenekler olmamış olsa,
mevcut ilişkimiz “nasıl” olurdu?
Zihnimizdeki “seçenekler” aslında bir seçenek olmaktan çok,
AVM’de çoklu seçenekler arasındaki panik halimiz gibi bizi zehirleyen,
kendimizi gerçek halimizle deneyimlediğimiz ilişkileri yaşamamıza engel olan, herşeyi/herkesi yarım yarım bırakmamıza neden olan “virütik” bir durum mudur?
“Bana kadın mı yok!”
“Bana koca mı yok!” derken,
kendimize ne yapıyoruz, farkında olmadan?
Ne dersiniz?
İyi bir hafta olsun…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 

 


 

 



 



Sakaryada Avukatlar

Site İçi Arama

 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SİZCE SAKARYA'NIN EN ÖNEMLİ SORUNU NE?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI