23 Temmuz 2019

Mustafa TOPKARA11 Mart 2019 , Pazartesi

Mustafa TOPKARA

“BAŞÖRTÜLÜLER PSİKOLOG OLAMAZ”

Ulusal basına iyi bir şeyle malzeme olsak şaşacağım!
Önce Serhat Yabancının twitter’indaki paylaşımında,
ardından Haberlerde gördüm Profesör Üstün Dökmen’nin başörtülü kadınların psikolog ve psikolojik danışman olamayacağı yönündeki açıklamasını. Mırıldandım içimden,
yok dışımdan!
Psikoterapi yapan Psikiyatr’ları unutmuş olmalı, onun adına ben tamamlayayım.
Üstün Dökmen’den “böyle bir şey söylemedim” yönünde beyan gelmediği için haberi doğru olarak kabul edip, eleştireceğim.
***
Başörtülülerin psikolog, psikolojik danışman ve psikiyatr olamayacakları yönündeki düşünce, yeni değil.
Ancak bu açıkça dillendirilmezdi.
Dökmen’in niyetinin “ideolojik” bir yaklaşım taşımadığını umuyorum,
böyleyse durum daha vahim demektir.
Ve umuyorum ki bu açıklama dindarların psikolog, psikolojik danışman olamayacakları yönünde de değildir,
bu da ayrıca vahim bir tablodur.
Jakoben Kemalizm’in bu konulardaki ideolojik tutumunu uzun yıllar yaşadık, gördük,
Açıkçası bir daha görmeye tahammülüm yok!
Dindarların psikolog ve psikolojik danışman uzman olamayacakları düşüncesinden yola çıkarsak;
her ideoloji, yaşam görüşü, din ya da dini yaklaşımlar bu meslek alanı tarafından dışlanmış demektir.
Ki o zaman Profesör Dökmen’in kendisi de dahil bu dünya da kimse bu işi yapamaz.
Kendisi de dahil,
çünkü Yılmaz Özdil’in Atatürk kitabını satın alıp onunla fotograf çektirirken çekilmiş resimleri yansıdı basına.
Bu resim onun Atatürkçü olduğunu göstermez elbette,
öyleyse de benim için sorun değil.
Lakin, dindar olmakla bizim mesleğin icrası arasında bağlantı kuruyorsa bu kendisini de sıkıntıya sokar.
***
Düşüncem ve umudum odur ki Sayın Dökmen bu açıklamayı;
dini düşüncesi dışarıdan açıkça görünen kişilerin,
danışanda güvensizliğe ve kaygıya yol açacağını,
terapi sürecini olumsuz etkileyeceğini,
danışanın terapiye direnç göstereceğini ve bu nedenle psikoterapi sürecinin olumsuz etkileyeceği düşüncesinden hareketle  yapmıştır.
Sadece Başörtüsü değil, tüm dini grupların sembolü olan şeylerin psikolog ve psikolojik danışmanların için engelleyici olduğunu bu düşünmüş olmalı.
Eleştiri buysa anlaşılır.
Ancak bu eleştirinin de açıkta kalan çok yönü var.
Başörtüsü dışında teraopistin odasının biçiminden duvarındaki boyaya,
giydiği kıyafetten sakalına saçına,
kullandığı kelimlerden lehçesine,
odasındaki eşyalardan ofisin tutulduğu semte,
sosyal medya hesaplarındaki görünümüne kadar herşey danışanda bir algı bırakır.
Terapist seçerken kim internete girip gideceği kişi hakkında bilgi öğrenmeye çalışmıyor ki artık?
(bunun doğruluğu yanlışlığı ayrı bir bahis)
Başörtüsü kadar keskin bir algı yaratmayacağı düşünülse de tüm bu hususların,
farketmez, algı algıdır.
Bu nedenle,
başörtülü kadınların bu mesleği yapayacakları yönündeki düşünce gerçekçi değildir.
Ne yani,
“aynı düşünceye mensup erkekler bu işi yapabilir, ama kadınlar yapamaz” mı diyeceğiz!?
***
Kaldı ki üstünde konuştuğumuz alan, psikoloji.
Psikiyatr Gökhan Kortan bu konudaki karmaşayı espriyle dile getirir “psikiyatri yarım bilim, psikoloji çeyrek bilim” diyerek.
Bence de çok yerinde bir gönderme.
Bilimselliği bu kadar tartışmalı bir alan için böylesi keskin düşünceler geliştirmek ne kadar gerçekçi?
***
Ben Başörtülü bir terapiste danışan olarak gider miyim?
Hayır.
Dindar olduğunu düşündüğüm bir terapiste de gitmem.
Ateist olduğunu bildiğim bir terapiste de gitmem!.
Gitmiş olsam ve işinde iyi olduğunu görmüş olsam ve sonrasında bu yönünü öğrenmiş olsam bunun için terapiyi de bırakmam.
Ne demeye çalışıyorum?
Bunlar ön yargılarla ilgili meselelerdir.
Önemli olan kişinin hangi tür düşünceye inanca sahip olduğu değil,
yaptığı işi nasıl yaptığıdır.
Buradan bakılmalı!
***
Teorik olarak,
ideoloji sahibi birinin, dindar ya da herhangi bir din-yaşam görüşü olan birinin terapist olarak yeterliliği meselesi,
meslek dışı değil meslek içi bir tartışmadır.
Hak meselesi üzerinden tartışılamaz.
Başörtülü kadınlar diğer meslektaşları gibi bunun eğitimini almış, devlet bu insanları bu yetkiyi vermiş mi, mesele bitmiştir.
Teorik bir tartışmayı haklar üzerinden gündeme getirmek, kabul edilemez.
Bunlar kişisel tercihler, kişisel yaklaşımlardır.
Başörtülü bir terapiste gitmek istemeyebilirsiniz, ancak o kişinin bu mesleği icra edemeyeceğini söylemek anlaşılır değildir.
Profesör Üstün Dökmen’in kişisel düşüncesini bilimsel bir dogma olarak ortaya koyması, kabul edilemez!

***
Seçime giderken iktidar tarafından sakız gibi çiğnenecek bir açıklama oldu bu.
İyi ki konu gündemde yer bulmadı ve kapandı.
İyi bir hafta olsun…
 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 

 


 

 



 



Sakaryada Avukatlar

Site İçi Arama

 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SİZCE SAKARYA'NIN EN ÖNEMLİ SORUNU NE?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI