26 Mayıs 2019

Ömer ALİKILIÇ22 Ocak 2019 , Salı

Ömer ALİKILIÇ

Bir sığınak gerek

Yaklaşık 3 yıldır, daha doğrusu 15 Temmuz gecesinden bu yana, çok fazla gerildik, çok fazla üzüldük, kırıldık, öfkelendik ve haddinden çok fazla yıpranıp, yorulduk biz. Sessiz bir ortamda, sakin bir kafayla geçen iki buçuk yıla baktığım vakit, yüreğim daralıyor, aklım karışıyor ve geçen bu yıllara dair ne diyeceğimi, ne şekilde yorum yapacağımı bilmiyor, bilemiyorum.
Geçen iki buçuk yıla dair, kim ne derse desin az kalır, kim ne şekilde yorum yaparsa yapsın, bu iki yılı, asla ama asla, tam anlamı ile anlatamaz. Zira, ne yok ki bu iki buçuk yılın içinde. Tehlike var bu yılların içinde. Dediğim gibi, her ne kadar tarihi ve unutulmaz olsa da, millet çok fazla yoruldu. Bedensel olarak değil ama ruhu çok yoruldu bu milletin. Umudu yoruldu, geleceğe dair hayali yoruldu, inancı, imanı ve en önemlisi, güveni yoruldu bu milletin. Yaşanan ve yaşadığımız bu zamanda, endişe var, hainlik, alçaklık var, ölüm, çaresizlik ve hüzün olduğu kadar, yazılan zafer, yeni bir doğuş, yeni bir yükseliş te var. Karpuz gibi ikiye yarılma, kin, nefret ve haddini aşan isyan olduğu kadar, sabır, şükür, dua ve yeni bir birlik, bütünleşme, yeni beraberlik ruhu da var.
Türkiye ve onun özel, güzel, aziz ve yüce milleti, her zaman canlı olmayı seviyor. Her zaman, her yerde söz sahibi olmayı seviyor. Bu millet, hizaya gelmeyi değil, tüm dünyaya hiza vermeyi seviyor. Gündelik hayatımızda, birbirimize kızsak, deli gibi bağırsak, hatta bir adım ileri gidip, zaman zaman birbirimize küfür ediyor olsak ta, her birimiz, aynı ülkeyi seviyoruz. Her birimiz, aynı bayrağa aşığız.
Akıldan geçen fikir ayrı, dillerden düşen söz ayrı, gözün baktığı yön ayrı ve hatta kendini ait hissettiği din ayrı olsa da, bu millet, bir ve beraber olmayı bilir gerektiği anda… nedendir, kısa sürede üç defa seçim havası yaşadığımız için mi bilmiyorum. Ama biz, akıl almaz bir şekilde, ‘’biz’’ olmaktan çıktık. Fikre bakmadan sevgiyi, saygıyı unutup, arkadaşlığı, dostluğu, kardeşliği bir kalemde çöpe attık biz. Aynı güneş altında ısınıp, aynı yağmur altında ıslandığımızı unuttuk biz.
Yanlış anlaşılmasın. Ben asla; ‘’fikri ne olursa olsun, her insanı sevelim.’’ gibi, bayat bir edebiyat yapmıyorum. Zira ben, her fikri, her yüreği, her insanı sevmiyorum, her insanın da, beni sevmesini de istemiyorum. Farklıyız çünkü. Hayallerimiz, isteklerimiz, zevklerimiz farklı. Yanlışlarımız, doğrularımız, inançlarımız farklı bizim.
Farklıyız işte. Tuttuğumuz takım da farklı, dinlediğimiz şarkı da. Sevdiğimiz şair de farklı bizim, içinde kendimizi bulduğumuz şiir de. Fakat bize, bir sığınak gerek. Saygının hükümdar olduğu, her fikrin özgür bir şekilde söylenip, her inancın hür bir şekilde yaşandığı bir sığınak. Düşmana karşı tek ses olunan, bir köşede nazım hikmet, bir köşede necip fazıl okunan bir sığınak.
Evet, bir sığınak gerek bize. Hoşgörünün başkan olduğu, birlik ve beraberliğin tavan yaptığı ve tüm dünyanın kıskandığı bir sığınak. 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 

 


 

 



 



Sakaryada Avukatlar

Site İçi Arama

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SİZCE SAKARYA'NIN EN ÖNEMLİ SORUNU NE?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI