21 Ağustos 2018

Mustafa TOPKARA4 Şubat 2018 , Pazar

Mustafa TOPKARA

Hayalet İlişki

“Hayalet uzuv sendromu”;
adı üstünde,
insanın kendisinde “artık” olmayan bir organını varmış gibi hissetmesine dönük bir tanım.
Elinizi, kolunuzu, ayağınızı, bacağınızı, gözünüzü, kulağınızı bir kazayla kaybettiğinizi düşünün...
Kendinizi nasıl hissedersiniz?
Yaşayacağınız üzüntü kenara bırakarak düşünülmesi gereken bir konu, “hayalet uzuv sendromu”.
Kişinin “artık” olmayan organını “halen” varmış gibi hissetmesi üzüntünün ötesinde bir durum..
Güne başlarken,
ayağın olmadığı halde ayağın varmış gibi hissedip,
hergün yaptığın gibi yataktan fırlamaya kalkman.
Tam fırladığın anda.. Fırlayamaman!..
Yerinden kalkmanı engelleyen bacağının yokluğuyla yüzleşmek!
Gündelik rutinini sürdürürken,
an içinde,
olmayan bacağının ağrısını hissetmek sanki bacağın varmış gibi.
Ağrıyı azaltmak için bacağını ovalamaya kalktığında
elinin boşluğuna uzanması,
bacağının yerinde olmadığını hissetmek!
Kaşınma...
Olmayan elinin yerinde hissettiğin kaşıntı!
Olmayan kolunun olmayan dirseğinin kaşınması..
Kaşıntıyı hissetmek ama kaşıyamamak!
Olmayan ayağının, bacağının kaşındığını hissetmek!
Elini uzattığında boşluğa düşen elini ne yapacağını bilememenin çaresizliği bir yana,
kaşıntıyı ne yapacağını  bilememe hali!
Kaşıyamamak kaşıyan organını.
Ya sıcaklık basması olmayan organının?
Üşümesi?
Acıması, ağrıması?
Olmayan organınla ilgili hissettiğin bu duyguları nereye koyarsın?
Adının bir önemi yok, tanımın altında tarif edilenler gün gibi gerçek.
Bunları oluşturanın beynimiz olduğu düşünülüyor.
Beyin alıştığı beden algısını devam ettirdiği için,
o organ varmış gibi algılamaya devam ettiği için olduğu düşünülüyor,
tüm bu olup bitenlerin.
***
Organ eksikliği yaşamasanız da,
bu hisler tanıdık.
Kayıp yaşadınız mı?
Eşiniz, anneniz, babanız, çocuğunuz, kardeşiniz, sizin için önemli olan birini kaybettiniz mi?
İşte bu duyguyu orada da hissedersiniz.
Organ eksikliğinde hissettiğiniz duygunun bir benzerini yaşarsınız.
Sabah kalktığınızda sanki “o” varmış gibi uyanmanız,
sonrasında o’nun yokluğunu hatırlatacak bir “şey”le karşılaşıp yokluğunu hissetmeniz,
o yokluğun hayal kırıklığıyla yüzleşmeniz...
Tokat gibi yüzüne çarpması yokluğun!
Bazen yatağın diğer yanında o varmış gibi yatarken,
Yastığın boş olduğunu farketmeniz,
gardrobu açtığınızda sadece kendi eşyalarınızı görmeniz..,
Kahvaltı için masaya oturduğunuzda,
herkes oradayken o’nun orada “olmadığını” farketmeniz...
***
Uzvunuz yerindeyken de ilişkiniz devam ederken de “varlığına” dair bir duygu hissetmezsiniz.
Varmış yokmuş bir duygunuz yoktur,
varken.
Yok olduğunda duygu hissetmek, duygusal ilişkiler bahis olunca yargılanabilir bir alan yaratıyor:
“Bağımlılık” bu deniyor.
“Gerçek sevgi değil” denmesine neden oluyor.
Gerçek aşkın sevginin bağımlılıktan münezzeh olması gerektiği düşünülüyor.
Yoksunluk sevgiden, aşktan ayrı bir duygusal süreç olarak kabul ediliyor bu yargılamayla.
Böyle mi gerçekten?
Mantıklı bir sorgulama gibi gönrünse de gerçekte mantıkla hiçbir ilgisi olmayan bir konu bu.
Çünkü sorgulama/yargılamanın gerçek bir anlama çabasıyla değil,
sorgulamayı yapanın onu bu sorgulamaya/yargılamaya zorlayan duyguyla yapılıyor olmasıdır.
Örneğin,
kendini “Bu bir sevgi değil, bağımlıyım, kurtulmam gerek bu ilişkiden” diyerek motive etmeye çalışan kişinin motivasyonu, acıdan kaçınmadır.
“Yoksunluk senin verdiğin değeri gösteriyor, bu ilişkiden vazgeçmemelisin”,
“Yokluğunun acısını çekiyorsa o da senin hissettiğin gibi hissediyordur, ilişkinden vazgeçme” denmesi,
ilişkiye duyulan beklenti nedeniyledir.
Yani yoksunluğun ne olup ne olmadığı değil, kişinin bunu sorgulamay/yargılamaya ihtiyaç duymasıdır aslolan.
Bu nedenle de bu sorgulamanın yargılamanın gerçeklik açısından bir “değeri” yoktur.
Anlamsızdır.
***
Beyin bir kurgu yaratıyor,
bedeni bir bütün olarak algıladığı gibi.
Bağlandığınız ilişkiniz, sevgiliniz, evliliğiniz.. bedeniniz gibi, kolunuz bacağınız gibi “parçanız” oluyor.
Organınız bedeninizin parçasıyken, ilişkiniz kişiliğinizin, bütünlüklü yaşamınızın bir “parçası” oluyor.
Boşuna değil kayıp/ayrılık sonrası kurduğumuz  o cümle;
“Bedenimden bir parça kopmuş gibi hissediyorum kendimi.”
Hayalet uzvumuz gibi “hayalet ilişkilerimiz” de var.
Yıllarca önce yaşanmış ve bir nedenle bitmiş, ancak kişi tarafında bittiği inkar edilmiş ilişkiler bunlar...
Gündelik rutin bir yandan sürerken bu kişiler geçmişte kalmıştır, ilişiyi bugündeymiş gibi iç dünyalarında yaşarlar.
İlişki ister “yaşanmış” olsun ister yaşanmamış, bunu hepimiz deneyimleriz;
yokluğu reddederiz.
Olmayan organın kaşınması gibi,
Ayrıldığımız/kaybettiğimiz kişiyle zihnimizde konuşuruz..
Ona öfkelenir,
arzu duyar,
kokusunu hisseder,
endişe hisseder,
korkar,
onunla yaşarız…
Varmış gibi!
***
Bu bir sorun mudur?
Bir sendrom mudur?
Tedavi edilmeli midir?
Kimbilir!..
İyi pazarlar herkese…   
 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

MİLLETVEKİLLERİNDEN EN ÇOK HANGİSİNİN PERFORMANSINDAN MEMNUNSUNUZ?


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI