20 Ağustos 2018

Ömer ALİKILIÇ15 Mayıs 2018 , Salı

Ömer ALİKILIÇ

Misafire dair endişeler

Bu gece, sessizliğin, tüm dünyaya delice ve tadına doyulmaz huzur yaydığı bir seher vaktinde, bir misafir çalacak, evimizin, daha doğrusu gönlümüzün kapısını. Kapıyı neşe ile sevinç ile ve büyük bir özlem ile açıp, o mübarek misafire, ‘Hoş geldin Sultanım’ diyen olduğu gibi, kapıyı çalan misafiri duymayıp, uykusuna devam edenler de olacak. Ancak, adı ‘Ramazan’ olan bu güzel misafir, hiç bir insan ayırmayacak. Her bir eve bolluk ve bereket her bir yüreğe de huzur getirecek.
Malum bu yıl ramazan ayı, sert bir seçim havası ile geçecek. İftar ve sahur sofralarında çoğunlukla gündem, 24 Haziran’a yol alan Türkiye ve siyaset konuşulacak. Seçim gündemi dışında, bana endişe veren başka noktalar da var.
Misal, kurulacak süper lüks iftar sofraları, bana endişe veriyor. Mazlum coğrafyada çaresizlik tavan yapmış olsa da bizler sayısız çeşit menünün, en güzel çeşidini seçiyor ve menünün zenginliğini, sosyal medyada paylaşıyor iken, yaşanan o çaresizlik aklımıza Arakan gelmeyecek. Ya da iftar sonrası, şiş bir mideye, buz gibi soda indirir iken, ‘Allah hiç bir insani aç bırakmasın’ diyerek, vicdan rahatlatmaya çalışacağız. Ancak, bu vicdan rahatlatma çabaları, Arakan’da yaşanan çaresizliği asla bitirmeyecek. Bu içi boş çaba İsrail askerinin, işkence ile acı çektirdiği Filistinli gencin, gözünden akan yaşı, asla ama asla dindirmeyecek. Ve bu vicdan rahatlatma çabaları, Halep’te nefese alan küçük bir çocuğun, buram buram kavurma et kokan, salatası ve tatlısı kusursuz bir iftar hayalini gerçeğe dönüştürmeye, ne yazık ki yetmeyecek. 
Endişeliyim işte. Hem de çok ama çok endişeliyim. Ramazan Ay’ını hakkını vererek, her anını eze eze ne dediğini süze süze yaşayamamaktan endişeliyim. Endişeliyim, bu en özel misafiri, kusursuz bir şekilde ağırlayamamaktan. Endişeliyim, o’nun kokusunu içimize çekememekten, o’nun eşsiz huzurunu hissedememekten, o’na tam anlamı ile dokunamamaktan ve bu çok özel misafiri, bizden şikâyetçi olarak yolcu etmekten endişeliyim.
Ramazan Ay’ı, ne bir tek oruç tutmak, ne bir tek teravih namazı kılmak, nede bir tek Kur’an’ı Kerim okumaktır. Ramazan, aynı zamanda, aile ile kucaklaşmaktır. Ailenin hal ve hatırını sormak, birbirilerinin yüreğine dokunmak, hiç bir şekilde tanımadığımız insanlarla beraber oruç açmak ve gördüğümüz her yoksul insana, el uzatmaktır.
İşte tam da bu yüzden, ben, bütün İslam Âlemi’ni, bu Ramazan Ay’ını farklı yaşamaya davet ediyorum. Gelin bu Ramazan Ay’ını, çevrenin, insanlığın, hayatın, Ramazan’ın ve Kur’an’ın ne dediğini farkında olarak yaşayalım. Bu Ramazan Ay’ını, menü kalabalığı değil de, insan kalabalığı olan sofralarda yaşayalım. Ve gelin bu Ramazan Ay’ını, gerçek bir ramazan gibi yaşayalım. Huzurlu ramazanlar İslam’ın son umudu Türkiye’m…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

MİLLETVEKİLLERİNDEN EN ÇOK HANGİSİNİN PERFORMANSINDAN MEMNUNSUNUZ?


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI