24 Haziran 2019

Beytullah ÖNCE23 Mayıs 2019 , Perşembe

Beytullah ÖNCE

Ne oldu o kıssalardan alınacak hisselere?

Geçmişte dinlediğimiz kıssaları, bu kıssalarla büyüyen nesilleri ve o kıssa neslinden çıkan siyaseti, ürettiği siyasi iktidarı ve iktisadi anlayışı düşününce, aradaki uçurumun acısını derinden hissediyorum.
Onca kıssayı okuyup, adaletten ve ahlaktan nasıl sapıldı?
Onca kıssayı dinleyip, insanların güvenini boşa çıkarabilecek bir saltanatın tesisi nasıl mümkün oldu?
Onca kıssadan hisse almayıp, kamu malını hisse hisse pay etmeye nasıl cüret edilir oldu?
Onca vaaz, onca nasihat, onca Hz. Peygamber ve sahabi örneği işitmiş insanlar, bugün nasıl olur da tüm bunları hiç duymamış gibi davranabiliyor, hükmedebiliyor, yönetebiliyor?
Ölümünden kısa bir süre önce elinde kalan yedi dirhem ile Allah’ın huzuruna çıkmaktan hayâ edeceğini söyleyerek bunun fakirlere dağıtılmasını isteyen İslam Peygamberi’nin ümmeti, elindeki yedi dirhemi yetmiş yedi yapmanın peşine düşmüş, ibretlik değil mi?
İhtiyacından fazlasını saklamayan, bölüşen; lüks ve şatafattan, ihtişamdan ve israftan sakınan Hz. Peygamber'in (sav.) kıssalarının anlatıldığı hanelerde, ocaklarda, kurslarda, sınıflarda yahut ders halkalarında yetişmiş insanların; bugün gücüne güç, servetine servet katması, kamu malına şahsi mülküymüş gibi davranması, gösterişli saraylara, camilere övgüler dizmesi, büyüklükle övünmesi, bunu şan ve şeref mevzuu sayması nasıl mümkün olabiliyor, düşünüp ders almaz mıyız?
Almayız sanırım ama yine de o dersi çalışmaktan, o kıssaları yeniden ama yeniden anlatmaktan vazgeçmemek lazım; olur ki durup da bir düşünen çıkar!
O halde, gelin, birlikte şu iki örnekliği yeniden hatırlayalım.
İlki adaletiyle meşhur Hz. Ömer’in maaşıyla ilgili olsun.
Kendisi halife seçildiğinde, akrabalarından kimseyi idareci atamamış, tayin ettiği kişilerin o zamanki mal varlığını kayıt altına alarak, artış yaşandığında bunun izahını istemiş olan Hz.Ömer, kendisi için de Hz. Ebu Bekir’e tayin edilen maaş kadar ücret tayin etmişti ama zamanla bu maaş, onu geçim sıkıntısından koruyamayacak kadar düşük kalmıştı.
Durumu görenlerin bazıları aralarında istişare edip, maaşını arttırmayı düşündü, fakat onun hak ve adalette ne kadar tavizsiz olduğunu bildiklerinden, bu düşüncelerini kendisine iletmek için kıramayacağını düşündükleri kızı Hafsa’yı aracı kıldılar.
Lakin o da kâr etmedi ve Hz. Ömer, kızına şöyle sordu:
“Sen Resûlullah‘ın evinde iken, Allahın Resulünün giydiği en kıymetli elbise neydi?”
“İki tane renkli elbisesi vardı. Elçileri onlarla karşılar, cuma hutbelerini bunlarla okurdu.”
“Peki, yediği en iyi yemek neydi?”
“Yediğimiz ekmek, arpa ekmeği idi.”
“Senin yanında kaldığı zamanlar, yerde yaygı olarak kullandığınız en geniş, en rahat yaygı neydi?”
“Kaba kumaştan yapılmış bir örtümüz vardı. Yazın dörde katlar, altımıza yayardık. Kış gelince de, yarısını altımıza yayar, yarısını da üstümüze örterdik.”
Rivayet o ki, bu cevaplardan sonra Hz. Ömer’in hepimize ders niteliğindeki cevabı şuydu:
“Ey Hafsa, seni gönderenlere söyle! Resûlullah efendimiz kendisine yetecek miktarını tespit eder, fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirdi. Kalanı ile yetinirdi. Vallahi ben de kendime yetecek olanını tespit ettim. Artanını ihtiyaç sahiplerine vereceğim. Ve bununla yetineceğim.”
Gelin görün ki, bugün elindeki güç ile yetinmesini bilmeyen ve daha çoğunu isteyen, elindeki varlığı bölüşmesini bilmeyip hep arttırmayı hedefleyen, bulunduğu makamın kendisine dilediği gibi harcama yetkisi verdiğini zannedip emanetin hakkına giren bir zihniyet, hükmünü tesis eder oldu!
Adalete bu kadar önem veren, paylaşmayı bu kadar teşvik eden, yokluk halinden anlasınlar diye orucu farz kılan bir dinin müntesipleri, nasıl oldu da hak yemenin, hukuku çiğnemenin, gösterişi marifet saymanın, zulmetmenin, adam kayırmanın, kamuda ehliyet ve liyakat yerini yönetenlere sadakatin almasına arka çıkar oldu?
Düşünüp utanmaz mıyız?
Utanıp, sahici bir tövbeyle bu halden sakınmaz mıyız?


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 

 


 

 



 



Sakaryada Avukatlar

Site İçi Arama

 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SİZCE SAKARYA'NIN EN ÖNEMLİ SORUNU NE?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI