19 Eylül 2018

Serdar ÇAKAN1 Mart 2018 , Perşembe

Serdar ÇAKAN

Önce Mizah Öldü!

En basit anlatımıyla, düşünceleri espri ve nükteyle süsleyerek anlatan sözler ve yazılardır. Bu nedenle, mizahın temeli düşüncedir. Alanı edebiyattır. Amacı ise baskı, adaletsizlik, yozlaşma ve akılsızlık gibi toplumsal defolara engel olmaktır.
Mizahçı, gözlem yapar, toplumsal problemleri analiz eder, düşünür. Sonra düşündüklerini özgürce ifade eder ve toplumu da düşünmeye sevk eder. Bu yolla kitlelerin olup bitenin farkına varmasına yardımcı olur.
Mizah yapan kişi, genel itibariyle muhalif fikirler üretendir. Tabii cesareti varsa! Cesareti yoksa, ruhunu “güçlüler ile ters düşme korkusu” sarmışsa; o zaman problemi göz ardı eder, unutturmayı ön plana alır, komiklik yapar, olur olmaz küfür eder ve sıkıştığı yerde sokaktaki insanların doğal eksikliklerini diline dolayarak, vatandaş ile “dalga geçmeye” başlar.
Mizahın asli konusu olan baskıya, adaletsizliğe, yozlaşmaya ve akılsızlığa dair nükteler yapamayınca… Elden başka ne gelir ki?
***
Neden gerildik? Neden kutuplaştık? Neden karpuz gibi ikiye bölündük diye düşünenlere cevap olarak yazmak istiyorum: En önemli sebeplerinden biri Türkiye’de mizahın ölmüş olmasıdır! Fakat işin daha kötüsü, bunu mizahçıların kendi eliyle yapmış olmasıdır.
Hal böyle olunca: mizahçının görevini, üniversite profesörleri, siyaset bilimciler, gazeteciler ve sanatın diğer alanlarında çalışanlar yüklenmiştir. Gazetelere komik komik beyanatlar veren bu tarz kişiler, nihayetinde beceremeseler de en azından denemektedirler. Nasıldı? Herkesin saçmalama özgürlüğü mü vardı?
Kanımca, cep telefonu, Google veya insansız hava araçları kullanabilen, hatta icat eden dini veya tarihi şahsiyetlerin varlığına dair önermeler yapan profesörlerin yapmak istedikleri, mizahçının kendi iradesi ile boşalttığı alanları mecburen doldurmak (!) istemeleridir.
Saçmalamak için bunca çaba sarf ediliyor olmalarının temel sebebi başka ne olabilir? Hani her zaman yazdığımız gibi: Boşluk doluyor!
Örnek çok!
“Türkiye’de baskı yok!” diyebilen değerli sinema sanatçımızın amacı da büyük ihtimalle ülkemizdeki insan hakları sorunlarını ironi yaparak ülke gündemine taşımaktır. Yoksa onca yaşına rağmen “yandaş” olmaya çalıştığını söylemek gerekir ki; ben şahsen asla böyle olduğunu düşünmek dahi istemiyorum.
Yine de beklentimizi yüksek tutmayalım. Sahneye çıkıp, askerlik hatıralarını anlatmak da önemlidir tabii. Ne anlattığından çok neden anlattığının önemini mizahçı unutmuş olsa da bunca keşmekeşin içinde insanları yere tükürerek, küfür ederek hatta kaşınarak güldürebilenleri, kutlamasak da anlamak gerekir.
Neticede banka reklamlarında oynamak için “komik olmak” önemli bir avantaj sağlamaktadır. Televizyon dizileri, magazin şovları ve yarışma programları vasıtasıyla neredeyse bütün toplumsal değerlerin dinamitle patlatıldığı bir dönemde gülmek, bazılarına iyi gelebilir.
Fakat hatırlatmakta fayda vardır: Kavuk başka, dalkavuk başkadır.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

MİLLETVEKİLLERİNDEN EN ÇOK HANGİSİNİN PERFORMANSINDAN MEMNUNSUNUZ?


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI