21 Kasım 2018

Mustafa TOPKARA19 Ağustos 2018 , Pazar

Mustafa TOPKARA

TACİZ “NEDİR” VE BİR “SUÇ” MUDUR?

Kelime anlamıyla taciz;
“rahatsızlık vermek, canını sıkmak, tedirgin etmektir.
Hukuki tanımı ise,
“cinsel amaçlı olarak farklı bir takım yollarla kişinin rahatsız edilmesidir.”
Cinsel yollarla işlenen “en düşük” ceza müeyyidesi olan suçtur.
***
Cinsel amaçlı olarak;
ıslık çalmak,
cinsel içerikli laf atmak,
cinsel ilişki teklifinde bulunmak,
cinsel içerikli email, sms göndermek,
cinsel amaçlı olarak takip etmek,
cinsel organ teşhir etmek,

“cinsel taciz içeren davranışlar için örnek olarak sıralanabilir.
Cezası;
3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ya da para cezasıdır.
işlenen suçun büyüklüğüne göre bu ceza hakimin “geniş takdir hakkı”yla belirlenir.
Bu cezanın verilmesinde ve uygulanışında,
“yorumlama delilin önünde bir güce sahiptir” ve bu nedenle hakimin geniş bir takdir hakkı vardır.
Bu karar,
Hakimin dünya görüşünün, kadın erkek ilişkilerini algılama, yorumlama biçiminin, o sırada toplumun bu ilişkilere bakış açısının etkisine açıktır.
Bu yanıyla önemli oranda görecelilik, subjektiflik içerir.
***
Bu mesele büyük oranda keyfiyyet içeriyor ve bu nedenle mağdur olan insanlar var.
“Kadın hakları” konusu bir insan hakkı arayışı/mücadelesi olmanın ötesinde bir öneme sahip artık.
Ben böyle düşünüyorum en azından.
Bir adalet arayışının ötesinde, ideolojik dayatmanın, rekabetin alanı olmuş durumda.
Bunun bizi getirdiği yeri “Fetö” davalarına benzetiyorum.
Bu davraların başlangıcında “suçu isnat edenin suçu ispatlaması” ilkesiyle değil, isnat edilenin suçsuz olduğunu kanıtlaması gereken bir süreç işlemişti, bundan vazgeçildi mi bilmiyorum, ancak bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildi.
Tacizin dile getirilmesi zor olan bir şikayet olması nedeniyle
“bir kadın bu suçu isnat etmişse haklıdır” gibi bir algı ortaya çıktı.
Bunu pek çok yerde görüyorum, sadece mahkemelerd değil.
Bir kişi için tacizci olduğu yönünde kurulan cümlelere
“gerçeğin ne olduğu sorgulanmaksızın söylenenin doğru olduğuna dönük bir eğilim oluşturuyoruz”.
Geçenlerde twitter’da tecavüz ve taciz olaylarındaki artış (ya da kamuoyu bu konuları artık daha fazla öğrendiği için artış zannediyoruz) nedeniyle her erkeğin potansiyel tehlike görüldüğü endişesini dile getiren bir paylaşım okumuştum.
“Siz sapıklar yüzünden artık sokakta çocukları sevemez olduk” diyordu o paylaşım.
Çok haklılık payı var.
Çünkü ben de zaman zaman bu endişeyi yaşıyorum.
Çocuklardan kendimi geri çekiyorum.
Yaklaştığımda çevre tarafından ya da çocuğun ebeveyni tarafından “imalı” bakışlarla karşılaşmaktan endişe ediyorum.
Ve bunun sadece benimle sınırlı olmadığını görüyorum.
***
Meselenin taciz açısından başka bir ayağı var,
o da bu yaklaşımların kadın erkek ilişkilerini etkiliyor olması ve bundan sonrasında bunun izlerini daha çok görecek olmamız.
Bizim kültürümüzde ilişkilerde başat olan taraf, erkektir.
Bu algılama kısmen erimiş olsa da halen güçlü bir şekilde etkisini sürdürüyor.
Erkek üzerinden yürüyen süreçte kadınların bir kısmının güven duymak için ısrarcı olunmayı beklemesi,
erkeklerin taciz olarak değerlendirilebilecek davranışları olağan görmesine neden oluyor.
Soru şudur:
Israrcılıkla taciz arasındaki sınırı nerede çekeceksiniz?
Neyin taciz içerikli suç, neyin flörtün uzantısı olan bir davranış olduğuna nasıl karar vereceksiniz?
Flört içerisinde normal gibi kabul edilen davranışların flört bittikten sonra şikayet konusu haline getirildiği davalar okudum.
Boşanmalarda da gördüm.
Evlilik sürerken tecavüz olarak nitelendirilmeyen, çevreye bu şekilde ifade edilmeyen davranışların mahkeme önünde bir suç olarak yansıtıldığı dava dosyaları okudum.
Taciz konusuna yaklaşımımız suistimale açık bir alan bırakıyor.
Örneğin,
taciz olarak görülen el tutmaya çalışma, öpmeye çalışma, cinsel içerikli bir yakınlaşma talebinde bulunmayı, bunu ima etmeyi değerlendirmemiz gereken yer;
olay anı ve o sürece nasıl gelindiğini gösteren olaylar zinciridir.
Ancak çoğu zaman bu konularda bağlamından kopuk şekilde algılama eğilimimiz var.
Taciz olarak adlandırılan söz konusu davranışın arkasında nasıl bir iletişim, ilişki süreci var, bunu bilmiyoruz. Sorduğumuzda öğreneceğiniz şey ise subjektif olacaktır.
Yetişkin kadına dönük taciz suçu, benim zihnimde karmaşa!
Suç olduğu iddia edilen davranışları kendim yapmam,
yapılmasını da hoş karşılamam.
Ancak bunların bir suç olduğu ve bundan dolayı kişilerin cezalandırılması gerektiği düşüncesi kafama pek yatmıyor açıkçası!..
Ayrıca,
neyin taciz olduğu konusu “keyfiyete” çok açık.
Aynı zamanda toplumsal bir baskının da aracı artık.
***
Son konu;
İnternet dünyasında erkek artık erkeksi/eril özelliklerini kaybediyor.
Bu iyi midir kötü müdür görecelidir,
ancak beni rahatsız ediyor!
Bunun kadınları da rahatsız ettiğini düşünüyorum.
Muhtemelen
benim kuşağım ya da benden sonraki kuşak,
eril erkeğin son jenerasyonu olacak.
Toplum olarak zayıfın yanında yer alalım derken,
kantarın topuzunu kaçırdığımızı düşünüyorum.
Gerçekten istediğimiz şey,
Erkeğin erkek olmaktan vazgeçmesi mi?
***
Herkese iyi pazarlar, iyi bayramlar…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

MİLLETVEKİLLERİNDEN EN ÇOK HANGİSİNİN PERFORMANSINDAN MEMNUNSUNUZ?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI