25 Mart 2019

Mustafa Ali AYKOL14 Mart 2019 , Perşembe

Mustafa Ali AYKOL

Türkiye'nin Bir Beka Problemi Var mı?

31 Mart'te gerçekleştirilecek olan yerel seçimler öncesinde ülke gündemini "beka" meselesi oluşturuyor. Cumhur İttifakı ısrarla Türkiye'nin bir beka sorunu ile karşı karşıya olduğunu ve eğer bu seçimde oy oranlarının düşmesi açısından seçimi kaybederlerse Türkiye'nin beka sorununun hortlayacağı düşüncesinde. Millet İttifakı ya da daha geniş bir perspektiften ele alacak olursak Cumhur İttifakı'nın muhalifi olan kesim ise Türkiye'nin bir beka sorunu olmadığını, bunun seçimler öncesinde yaratılmış suni bir gündemden ibaret olduğunu, yerel seçimlerle beka meselesinin aynı kefede tartışılmaması gerektiğini ifade ediyor.
İki görüş de kendi içinde doğrulara ve yanlışlara sahip. Öncelikle beka meselesinin var olduğu görüşünü ele alalım. Evet, Türkiye'nin bir beka meselesi var zira komşu ülkelerdeki yangın her an bizim sınırlarımıza sıçrayabilir. Suriye'de ABD'nin silahlandırmaya devam ettiği SDG militanları ve Türkiye'deki FETÖ başta olmak üzere terör örgütleri her an Türkiye'nin bekasına kast edebilecek bir adımda bulunabilir. Bizatihi, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya itibariyle her zaman bir beka meselesine potansiyel olarak sahip olduğu ve olacağı görüşü de çok yanlış değil. Bu bakımdan Türkiye'nin bir beka meselesi olmadığı iddia etmek ya da bunu savunmak akla ve vicdana uygun değil.
Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye'nin kadim bir sorunu üzerinden siyaset yapmak siyasetsizliğin bir sonucundan başka bir şey değil. Vatandaşlara "Bizi seçin yoksa ülke yok olur", "Bize oy verin yoksa ülke beka sorunu yaşar" gibi ifadelerle gitmek, aslında bir acizlik göstergesi.  Her ne kadar Türkiye'nin bir beka sorunu olmadığını düşünenler yanılıyor olsalar da, yerel seçimlerle beka meselesini birbirine bağlayanlar da doğru bir iş yapmıyor.
Birkaç belediyenin başkanının başka partiden olması ile Türkiye'nin beka mücadelesinde bir bağ varsa eğer, bu ancak Türkiye'nin çok aciz bir ülke olduğu anlamına gelir. Fakat öyle değil. Türkiye, yüzyıllar süren bir devlet geleneğine sahip güçlü bir ülke. Sonuç olarak yaklaşmakta olan da bir genel seçim değil, yerel seçim. Yani ülkenin merkezi yöneticileri bu seçimde değişmeyecek, milletvekili dağılımında bir değişiklik olmayacak. Ki öyle olacak olsa bile bu argümanların bir siyasetsizlik sonucu olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Beka sorunu etrafında Cumhur İttifakı'nın seslendirdiği en temel argümanlardan biri ise eğer yerel seçimlerde yara alınırsa sistemin meşruluğunun sorgulanacağı ve bir erken seçime kapı aralanacağı. Ben buna çok fazla ihtimal vermemekle birlikte sistemin meşruluğunun olmasa bile mevcut yapısının sorgulanmasının çok da kötü bir şeye sebep olacağını düşünmüyorum. Sebebi ise çok basit; Cumhurbaşkanlığı Sistemi Referandumu'nda, yeni sistemi oluşturanların sistemle ilgili vaat ettikleri şeyler ne kadar gerçekleşti?
Hani yeni sistemle birlikte ekonomi uçacak, Türkiye bir süper güç olacak, bütün sorunlar ivedi şekilde halledilecek, yerel yönetimler güçlendirilecek, seçim sisteminde değişiklikler yapılacak-tı? Yeni sistemi tartışırken bu argümanlarla savunma yapanlara "Bu referandum bu şekilde tartışılmaz." dediğimizde kızıyorlardı. Şimdi, yüksekten uçmanın bedelini ödüyorlar, ödeyecekler. Ve elbette halk da başta ekonomi olmak üzere bazı şeyleri tartışmaya açacak. Seçimin sonucu ne olursa olsun...

Yeni Parti Bu İsimle mi  Yola Çıkacak?

Siyaset arenası bir süredir yeni parti iddiaları ile meşgul. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın birlikte ya da ayrı ayrı partiler kuracağı gündemde. Artık iddia demek doğru olmaz zira açık açık konuşuluyor ve söz konusu kişilerden de herhangi bir yalanlama gelmiyor.
Yeni bir parti meselesini ayrı bir yazıda ele almak daha doğru olur kanaatindeyim. Bu yazıda sadece şunu belirtmek istiyorum. Sakarya siyasetinde yakından tanınan, milletvekilliği de yapmış olan bir ismin (muhtemelen tekrar milletvekili ya da büyükşehir belediye başkan adayı gösterilmediği için) AKP'nin küskünler konvoyuna katıldığı iddiaları var. Öyle ki, bu şahıs sosyal medyadan sabah akşam hükümeti "vicdani yorumlarla" eleştiriyor. Çok demokratik, 'insan hakları'na saygılı, vicdanlı bir kişi profili çiziyor.
İnsanların ellerinden bazı güçler gittikten sonra ne oldukları ya da neye dönüştüklerinin pek bir ehemmiyeti olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan elinde güç varken yaptıklarıdır bir insanın. Ziya Paşa boşuna "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." dememiş.  Bu bahsettiğim kişinin de yeni kurulacak partide/partilerden birinde yer alacağı gündemde.
Açık ve net söyleyeceğim, partiyi kim kurarsa kursun, yola bu şahısla çıkacaklarsa Sakary'da ve Türkiye'de yarışa 1-0 geride başlayacaktır.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

OY VERECEĞİNİZ PARTİ VEYA ADAYI NEYE GÖRE SEÇECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI