ELHAMDÜ

"Çok mutluyum" ile "Hayır hayır bu olamaz" cümleleri arasındaki zamanın da Rabbiydi.

Mutluyduk ve uzun zaman beklemiştik bu mutluluğun gelmesini.

İki cümle arasındaki zaman ne kadar sürdü bilmiyorum ama olayı yaşayanların ifadelerini birleştirdiğimde yarım saat sürdüğü sonucuna varıyorum. İfademi almaya gelen jandarma, sağolsun, bu karara varmamda yardımcı oluyor.

O hafta haber bültenleri sık sık bu konuyu işlediğinden  fazlaca malumata sahip olduk:

Boğulma olaylarının temel sebebi, alttan kumun kayması ve saniyeler içinde suyun yükselmesiymiş.

Su yükselmişti ve az evvel yanımda olan ailemin kafaları, nokta kadar kalmıştı. Akıntı ne kadar sürükledi, bunu jandarma sormadığından ben de sayıya dökemedim ama sorsaydı ancak, "çok"  diyebilirdim.

O saniyelere dair hatırladığım ellerimi kulaklarıma kapatmış, "Allah'ım bu olamaz, bu olamaz, dimi bu olamaz. Böyle bir şey olamaz." cümlelerini özel bir tınıyla söylediğim. Maksadım, etrafımdaki dünyayı yok etmekti. Herhangi bir kimse tarafından görünebildiğimi düşünmezken yanıma 35 yaşlarında, kafasında garip bir şapka, yüzünde müşfik bir ifade olan kadın yaklaştı ve "Dua et" dedi.

 Korktuğum olmasın diye kulaklarıma kapattığım ellerimi, şimdi kafasındaki şapkadan başka bir şeyini hatırlamadığım kadın, "Dua et!" diyene kadar yanlış kullanmıştım. Olanlar olmasın diye ya gözlerimizi ya kulaklarımızı kapatmamız hep yapmamız gerekeni ilk panikle bilemememizden. Ben bilemedim. Bildirenden razı ol Allah'ım.

Bildiğim ise çaresizlik ve gücümün ötesinde bir yüktü. Gücümüzün ötesinde. O an zihnime öğrenilmiş bir bilgi hücum ediyor: "Su aldığını geri vermez".

Ve Allah suyun da Rabbi.

Sevdiklerimin de Rabbi.

Sevdiklerimi koru Allah'ım.

Ellerimi ve benliğimi doğru kullandır Allah'ım.

Bir süredir üzerine düşündüğüm telapati, konsantre olmaktan ibaretmiş. Bunu da zihnime hücum edenleri kovduğumda anlıyorum. Su, Allah'la aramızdan çekiliyor ve ben sesimi ilk kez bu kadar yakından duyurabiliyorum. Çocuk kalbimle "eşhedü" demek istiyorum. Allah'la aramıza girenler, lütfen çekilir misiniz?

Belki de bundan sonra telepatiyi,  bir şeyi çok istemek diye meallendireceğim  cürretkarca. Aramızdan su da çekilince sadece gücünün her şeye yettiğini- bir an sadece ve sadece bunu- düşündüm. Öyle istedim Allah'tan. Ve sonra emanet ettiklerim karşımdaydı. Onlar da suyla mücadele ederken ellerini doğru kullanmışlar. Yaşarken dillerini ve niyetlerini doğru kullandıkları gibi.

Yaşarken bahşedilenleri doğru kullandığım zamanın da isyan ettiğim zamanın da rabbiydi. Ben isyan ederken de benim Rabbim olmaya devam eden Allah'ım, ellerini hakikati duymamak için kulaklarına götürenlerden kılma beni. Tarihten, insandan, kainattan ders alamayanlardan kılma beni.

Denizden babam ve kardeşim çıkıyor. Kardeşim, yürüyemeyecek kadar yorgun ve rengi sevincimizi yaşamaya müsaade etmeyecek kadar değişmiş. Ambulans, hastane, acil, doktorlar, hemşireler, jandarma...

Bir güne bu kadar ruh hali sığdırdıktan sonra hissettiğim yoğun duygu, şaşkınlık.

Hastane bahçesindeki bekleyişe sıra geldiğinde bizi hayatın anlamsız telaşını sorgulatan olaylar karşılıyor.

Genç bir kadın, yaşını tahmin edemeyeceğim kadar uzak bir bankta oturuyor. Üzerinde ruh haline yakışmayan tiril tiril bir elbise. Belli ki o da kısa bir süre önce çok mutluymuş. Şimdi elbisesinin çiçeklerini göremeyecek kadar hakikatle arasına perde örülmüş durumda.

Hikayesini annemden öğreniyorum.

Anne babası hastaneye bizden hemen önce getirilmiş. Yine boğulma vakası.

Herkes susuyor ve genç kadının hakikati kabul etmek istemeyen, dış dünyayla arasına ördüğü cümleleri umarsız bir tınıyla birlikte dinliyoruz.

"Hayır, bu olamaz. Bu-nu-ka-bul-e-de-mem. Hayır etmiyorum. -Bu-nu-ka-bul-e-de-mem. Nakarat cümleleri bunlar olan bir dizi perde.

Aynı cümleleri kuruyor aynı bahçeyi sesimizle dolduruyor olabilirdik. Saniyelik kalbimde doğan sevinçten utanıyorum. Hakikati görmek için ellerimi gözlerimden çekiyorum. Allah hayatın ve ölümün de sahibiydi. Gözdeki perdenin de. Perdeleri yok et Allah'ım.

Yaşadığım yaşayacağım tüm şeyler için Rabbime hamd ediyorum.

‘Elhamdü’yü ahenkle okumak istiyorum.

El-ham-dü...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eda Karahan - Mesaj Gönder --- Okunma

# haber, yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Las Palmas - El hamdü demek yetmez Elhmamdü lillahi.. Demek gerekir yazar hanım.. Kime hamd ettiğimizi açıkça Esma ile zikr edip dil ile ikrar kalp ile tasdik olmazsa olmazdır..

Tarz yapayım derken kelimede hata yapmamak lazım

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 12:59
01

İbni Batuta - Ve sallalahu ala hatemur rusuli vel enbiya ve varisehül Ekmele fi hususi hatmiyyetühü Hatemül evliyail muhammediyn

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 12:49


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?