ÖYLE BİR GEÇER Kİ ZAMAN...

          Canlı, cansız tüm varlıklar zamanın öğütücü gücü karşısında ne kadar da aciz ne kadar da çaresiz hiç düşündünüz mü Sevgili Okurlar..?

           Geçen hafta çok sevdiğim bir arkadaşımı daha kaybedince  Corona’ dan, yaşadım iliklerime kadar zaman karşısındaki acizliği, çaresizliği yeniden...

          “ Zaman ” hem bir an önce geçmesini istediğimiz hem de yaş ilerleyip, yaşlandıkça durdurmak istediğimiz ama hiçbir zaman durduramadığımız, durduramayacağımız,  en büyük, en acımasız kavram..!

         “ Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim' demiş Mevlana  Mesnevi'de.

         Gerçekten de öyle değil midir, hayata baktığımızda..?

         Sürekli olarak bir koşturmaca içinde değil miyiz..?

          Ve o hengamenin içinde tutamadığımız, akıp geçip giden zaman...

         Aslında şu iki söz her şeyin özeti değil midir :

        “ Zaman, sessiz bir testeredir.  Emmanuel Kant

         “ Zamanı öldürmek en pahalı harcamadır. “ Balzac

        

                   *

          Dale Carnegie : “ Bir insanın bir insana verebileceği en güzel hediye, ona ayırabileceği zamandır.” diyerek ne kadar doğru bir tespitte bulunmuş.

           Beni en çok etkileyen sözlerdendir bu söz. Çünkü hayatın gerçeğini birebir yansıtır.

          Ömrümüzü, aşkımızı, sevdiklerimizi, hep bizden bir şeyler alarak, sonuçta hayatımızı alıp gider de zaman, hiç farkına varmayız.

         Hayatın içinde koştururken ;  hep bir sebebimiz, hep bir bahanemiz vardır.

         Dur okul bitsin,dur  bir işe gireyim, önce kariyer...

         Şu çocuklar da büyüsün, hele bir emekli olayım derken buluruz kendimizi...

          Ve, zaman da tüm bunların yanısıra ; şu ölümlü fani dünyada, en kıymetli en önemli şeyi yapmaktan, sevdiklerimize zaman ayırmaktan bizi alıkoyarak, acımasız bir şekilde akar geçer gider..

            Artık kaybedince anlamayalım zamanın önemini.

           Zaman akışında, hayatın içendeyken sevdiklerimize - sevenlerimize vakit ayırıp büyütüp çoğaltalım, pekiştirelim sevgimizi.

           Düşünün ne var şu hayatta bize sevgiden daha iyi gelen, daha üstün, daha kıymetli ..?

          Kaybettikten sonra sevdiklerimizi, hangi mevsim, hangi ay, hangi hafta, hangi gün, hangi saat geri verebilir ki onları bize geri..?!

          Kaybetmeden önce bilmek gerekiyor sevdiklerimizin, sevenlerimizin kıymetini.

          Elimizden geldiğince onlarla vakit geçirmek, eğlenmek, mutlu olmak belki de Mevlana’ nın bahsettiği,  o kafesten çıkarabilir bizi, ne dersiniz..!

         Sevdiklerinize, aşka ve her şeyden de önce kendinize zaman ayırın.

         Hayatımızın anlamının, kalitesinin bambaşka bir akış kazanması sevdikleriyle birlikte olmasıyla, sevdiklerine zaman ayırmasıyla mümkün.

       

                     *

          Hakikaten dünya üç gün...  Dün, bugün ve yarın.

         Bu üç günde, insana her sabah 24 saat ya da 1440 dakika verilir. Bu bir armağandır aslında, çoğunlukla değerini bilmediğimiz...

         Aldığımız nefesin, içtiğimiz suyun,  yaşadığımız doğanın değerini bilmediğimiz, unuttuğumuz gibi...

          Mevlana der ki :

“ Yarın yaparım, yarın yaparım deme..! Bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin. “

           Herkes zamanda yolculuk yapar aslında….

           Anılar ile geçmişe, hayallerle geleceğe...

           İşte topu topu budur, hayatta insanın elinde kalan.

          Ömürse, her canlıya belirli bir zamanlık verilmiştir.

           Ömür kotamız sınırsız değil, tıpkı avucumuzdaki su gibidir  zaman. Biz tutmaya çalıştıkça, o akıp gider..!

           Ve insanlar arasında ayrımcılık yapmaz zaman. Ayrımcılık yapan, hoyrat davranan biziz, bize..!

           Yeni bir güne başlarken herkese eşit davranır ve aynı sayıda saat, dakika, saniye verir. Kadrini kıymetini bilmekse, kişinin kendisine kalır. İster dolu dolu yaşar, yaşatır her anını ya da miskince heba eder zamanını..!

           Zenginsiniz diye, “ parasıyla değil mi..? “ diyerek, daha fazla zaman satın alamazsınız mesela...

          Bilim adamları da yeni dakikalar icat edip ekleyemez zamana.

          İnanın hiçbirimiz, yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremeyiz, bekletemeyiz bir kenarda...

          Her şeye rağmen, yine de adil davranır ve geçmişte vaktimizi ne kadar boşa harcarsak harcayalım, hala koca bir yarını bize bırakır zaman...    

          Bir daha düşünmemiz için, güzel bir şiiri paylaşmak istiyorum sizlerle Kıymetli Okurlarım.

        SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız.

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi,

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz.

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

(Behçet NECATİGİL)

                      *

          Fırsatınız varken sevdiklerinizin kıymetini bilin, sevgileri yarınlara bırakmayın, vakit ayırın sevdiklerinize - sevenlerinize. Yoksa zaman gelir, ayırır sevdiklerinizi sizden...

      

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma

# Yeni, Hem

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?