Bir İhtilal Teşebbüsü ve İki idam

Türkiye’deki her siyasi idamın arkasından ağıtlar yakılmış, kahramanlar yaratılmıştır…

Menderes, Polatkan, Zorlu toplum nezdinde mazlumdur… Bir kesime göre de demokrasi şehidi… Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan toplumun büyük bir bölümüne göre haksız yere asılmışlardır, bir bölümüne göre devrim şehididirler… 12 Eylül sonrası idam edilenleri kamuoyu pek tanımadı. Ama solcular, idam edilen solcuları andı… Onları devrim şehidi gördü... Ülkücüler de idam edilen Selçuk Duracık, Halil Esendağ,  Mustafa Pehlivanoğlu, Ali Bülent Orkan, Cevdet Karakuş, Fikri Arıkan, Ahmet Kesre ve İsmet Şahin’i şehit olarak unutmadılar… Rahmetle andılar…

Siyasi idamlar arasında yalnızca Talat Aydemir ve Fethi Gürcan unutulmuşluğa terk edildi… Onlar anılmadı; ne sevgiyle, ne lanetle… Ağıt yakan da olmadı, destan yazan da…

Türkiye 22 Şubat 1962 tarihinde karışık bir ihtilal deneyimi yaşamıştı. Başarısızlıkla sonuçlanan bu ihtilalin lideri Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir’dir… Hareketin deşifre olması, zamanın başbakanı İsmet İnönü'nün kararlı duruşu karşısında çok kan döküleceğini ve başarısızlığa uğrayacağını gören Aydemir darbe girişimini sona erdirmiş, karşılığında da hükûmet tarafından çıkartılan özel bir yasa sayesinde herhangi bir cezaya çarptırılmamış ancak darbeye katılan diğer subaylarla beraber emekliliğe sevk edilmişti.

Emekliliğe sevkinin ardından Aydemir muhalif gruplarla temaslara devam etmiş ve ikinci kez bir darbe girişimi için hazırlıklara devam etmiştir. Talat Aydemir ve Harbiyeliler İsmet İnönü’nün 22 Şubat olayları ile ilgili olarak “Harbiyeliler aldatılmışlardı” sözünden çok alındıkları için, 21 Mayıs 1063 tarihindeki ihtilal girişimlerinin parolasını 'Harbiyeli", işaretini "Aldanmaz" olarak belirlemişlerdi.  İhtilal girişiminde Emekli Albay Talat Aydemir 22 Şubat'ta ulaştığı noktaya yaklaşamamıştır. Radyoda ihtilal bildirisinin okunmasından hemen sonra kontrol kısa sürede hükümete bağlı kuvvetlerin eline geçer, Ankara 28. Tümen Kurmay Başkanı Yarbay Ali Elverdi, TRT’de marşlar eşliğinde bir karşı bildiri okuyarak; “birtakım maceracıların böyle bir işe kalkıştığını, ancak durumun kontrol altında bulunduğunu” duyurur. Hükûmet yanlısı askerlerin kontrolü sağlaması sonucunda Aydemir ve arkadaşları teslim olur ve böylece bu ihtilal girişimi sonuçlanır…

Olaylar sonucunda yargılanan sanıklardan Talat Aydemir ve milli binicilerimizden Süvari Binbaşı Fethi Gürcan idama mahkûm olmuş, bazı subaylar da müebbete varan cezalara çarptırılmışlar, Talat Aydemir ve Fethi Gürcan’ın cezaları 1964 yılında infaz edilmiştir.

İdari bir karar olarak da 1459 Harbiyeli okullarından atılmıştır.  Bunlardan 5-6 tanesi ile tanıştım. Üniforma görünce gözleri yaşaran, aradan yıllar geçmesine rağmen kendilerini bir asker gibi hisseden, üniformalarına âşık bu insanların vatanseverliğinden hiç şüphe etmedim… Evet, vatanseverlerdi ama her ihtilalin ülkeyi yıllarca geriye götürdüğünden habersizlerdi. İşin ilginci, anılarından ve mahkeme tutanaklarından anlaşıldığına göre niçin ihtilal yapmaya kalkıştıklarını bile bilmiyorlardı… Belki MBK komitesine giren ve kendilerinden çapsız olduklarını düşündükleri arkadaşlarını kıskandıklarından, belki 27 Mayıs ihtilalinin sonuçlarına ulaşmadığını düşündüklerinden, belki de ne kadar gözü kara olduklarını ispat için…

21 Mayıs darbe Teşebbüsünün bir ideolojisi olmadığı gibi, herhangi bir yabancı istihbarat örgütünün parmağı da yoktur. 21 Mayıs darbe teşebbüsü bana, başarısız olacağını bile bile Abdülhamit’i devirip yerine V. Murat’ı yeniden getirmek isteyen Ali Suavi’nin sonu ölümüyle biten Çırağan Sarayı baskınını hatırlatır…

Burada belirtilmesi gereken bir husus da tüm sanıkların mahkemedeki dik duruşları, savunmalarındaki cesaret ve ikilinin sehpaya askerce çıkmalarıdır…

Evet, ihtilalcilere destan yakılmamalı… Övülmemeli… Onların yöntemleri, hedefleri tasvip edilemez… Ama gerek Aydemir’in, gerekse Gürcan’ın gözü karalıklarının ve yiğitliklerinin İttihat Terakki’nin silahşorlarını aratmayacak düzeyde olduğunu belirtmek de bir hakşinaslık olacaktır…

Kendisi de bir ihtilalci olan Alparslan Türkeş’in “En kötü demokratik idareyi en iyi ihtilal idaresine tercih ederim.”  Sözü tüm ihtilal heveslilerinin kulağına küpe olması gereken bir özeleştiridir…

Not: Konuya ilgi duyanlara, Erdoğan Örtülü’nün “Üç İhtilalin Hikâyesi”, Orhan Kabibay’ın “Anılar, sorunlar, sorumlular”,  Nesrin Turhan’ın “İhtilalin Süvarisi” kitaplarını tavsiye ederim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazlı Köksal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Yıldırım Dağdaş - Güzel bir konu.Teşekkürlerp. inşallah yeni maceracılar çıkmaz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 22:06
02

Musa Can - Devletlerin en insafsızca oldukları zaman ihtilal yaptıkları zamanlardır

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Mayıs 18:20
01

Ay Ali - Bakanın gerçekten tesekkurker,sayenizde çok şeyi öğreniyoruz ????

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Mayıs 21:22


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?