OYUN BÜYÜK... Sanki bir film seyrediyoruz.

Senaryo öyle titizlikle hazırlanmış ki. Dalmışız seyrine hayatın. Hiçbir şeyin farkında bile değiliz." "Uyu yavrum ninni" lerle uyuyoruz...

En büyük hazinemiz, en değerlilerimiz, geleceğimiz, omurgamız tehlike altında.

Gençlerimizi zehirlediler.

Öz değerlerimize yabancı bir gençlik oluşturuldu.

Gençlik, emperyalist güçlerin plan ve projelerinin ablukası altında. Eğitilmeyen ama eritilen bir gençlik var.

Bu virüs ne zaman gençliğimize bulaştırıldı?...

Her daim gençlik üzerinde oyunlar vardı.

Bizim  kuşak da nasibini aldı bu oyunlardan.

Fakat, bu dönem gençlik tam kıskaç altında.

Bizler de "Marşal planı mağduru çocuklarız. Savaştan çıkmış ülkelere yardım planı adı altında sunulan bu paket çok ta masum değildi. 8 Ekim1948 imzalandı bu plan. Biz, 2. Dünya savaşına girmesek te bize de sunuldu bu plan-lı yardım projesi. Belki de sadece bizim için hazırlanmıştı.

Belki...!

Ne mi istediler bu yardım için...?

Hangi kapan vardı bu bedava gibi sunulan peynirde sizce?...

Karşılığında istedikleri eğitim sistemizdi.

Öyle işte...!

Benden şimdilik bu kadar. Araştırın...

Başka bir haftanın konusu Marşal ve Truman doktrini olacak.

"Duyduk duymadık demeyin " tarzında bağırmak- haykırmak istediğim konulardan biri bu konular. Ittihatciler kadar canımı yakan, zarar veren konular.

Biz sadece süt tozu ve beyaz ekmek tarafını bilsekte olay büyük...

Neyse...!

Konuya döneyim...

Bakın 1928 de Times gazetesinde ne yazıyor.

Bu yazı herşeyi açıklıyor.

"Beş yıl önce, İslamın gurur verici ama dert dolu liderliğinden vazgeçmeye karar veren Türk devleti, takip eden devrimlerle İslam dininden kopmasını tamamladı.

Fakat, Türk halkı Alpaslan' ın Malazgirt' te Bizans imparatorunu esir ettiği günden beri kendilerinin ve düşmanlarının kanlarını su gibi akıttıran inancı unutacak görünmüyor ".

Çok açık değil mi?

Yine George Orwel geldi aklıma."1984" kitabı da.

Kitabı 1948 de yazmış olsa da. İlginç...!

Marşal planı da ne tesadüf aynı tarihte imzalanmış. Tesadüf işte...

("1984" yazımda bu kitap la ilgili bilgi var.)

Kölelik yok mu sanırsınız? Düşünsel ve davranışsal Kölelik hala devam ediyor.

Zihinsel ve fikirsel olarak kuşatılmış bir gençlik var.

Üzerlerinde çok kirli hesaplar dönüyor.Ve çok büyük bir çaba sarfediliyor onlar için.

Üretemeyen, düşünemeyen, uyuşmuş, uyuyan bir gençlik gerekli onlara.

Unutmayalım...!

GENÇLİK  toplumun OMURGASIDIR.

Değerler sistemimimizin üzerindeki oyunları o yüzdendir

Amaç, bizi omurgasızlaştırmak.

Aslında, aklım almıyor. Çanakkale' yi topla tüfekle geçemeyen düşman gençlerimizi nasıl da fethetti?

Yedi düvele karşı duran ataların torunları, nasıl bu kıskaca girdi.

Biz ebeveynler mi suçluyuz...?

Safları çok mu boş bıraktık? Çok mu boşladık gerçek değerleri? Örnek mi olamadık?

Geç değil...

Birşeyler yapabiliriz.

Dini ve ahlaki sorumluluklarını bilen genç nüfus, bir ülke için en büyük sermayedir.

Gençlerimiz, düşmanın hedefi haline gelmiş.

Öz değerlerinden koparma, yozlaştırma,  inançsızlaştırma, vasıfsızlaştırma  çalışmaları büyük bir hızla yürütülmekte.

Kısaca 21. yüzyıl mankurtları yetişiyor.

Biz de 20. yüzyıl mankurtları olabiliriz.

Toplumsal mühendislik planları- projeleri, her dönem,  her alanda kendini gösteriyor aslında.

Diziler, yarışmalar, medya, şov programları, eğlence kültürü...

Tüketim çılgınlığı desteklenmekte. Üretim sıfır.

Değerler sistemini kaybetmiş, tembel - zahmetsiz yaşamaya çalışan gençlik bu  boşlukta kaybolacak. Uyuşturucu ve eğlence dünyasında tutunmaya çalışan bu gençliğin erezyonu kaçınılmaz.

Dolayısıyla, Ülkemizin erezyonu da...

Kültürel yozlaşma, kendine bile faydası olmayan bir gençlik yaratıyor.

Ahlaki ve milli değerler dejenere ediliyor.

Gençlik uluslar arası bir oyunun içinde.

Kimliksizleştirme çabaları, oyunlar, düzenler daha büyük bir plan için.

 

Bu kıskaçlardan kurtulabilen mücadeleci, üretken gençliğe ihtiyacımız var.

Geçmişini bilen, geleceğine sahip çıkan bir gençliğe...

Gençlere fırsat verildiğinde, önemli olaylara imza atacak yeteneğe sahip olurlar.

Önemli olan bu yeteneği keşfedip, sorumluluk bilinci kazandırmaktır.

Gençlerde ki bu dinamizmi ortaya çıkarmak bir ibadettir

Küreselcilerin ve işbirlikçilerinin kirli hesaplarına, planlarına çomak sokalım.

Gençliğinden vazgeçen toplumun yarını olmaz.

Bizler birbirimizi yerken gençliğimiz tehlikede. Omurgamız da....

Geleceğimiz de...

Vicdansızca iş yapan bilgi, kalpsizce kullanılan güç  ve ruhsuzca  inşa edilen bir dünyanın karşısında gençlerin sesini duymaz,  ve onlara elimizi uzatmazsak eğer... Gençlik herşeyini kaybedecek...  Sadece kendini değil...!

" Bir toplum kendilerindeki özellikleri (tutumlarını) değiştirinceye kadar, Allah onlarda bulunanı ( konumlarını) değiştirmez ".

          Rad 11.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Kara Mustafa Paşa - Bravo çok güzel bir inceleme yazısı.. Tebrikler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Haziran 18:51
01

Semra - Sevgili Seyhan , gene anlamlı ve uyarıcı bir yazı yazmışsın. Ama toplumumuz uyumayı seviyor, uyanmak istemiyor maalesef.

Kalemine sağlık, yazmaya devam.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 13 Haziran 11:56


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?