BUĞDAY, BUĞDAY BAŞAKLARI...

Buğday tarlalarını, buğdayı çok genç yaşta tanıdım. Buğday başakları bize çok şey söyler, ima eder.

Kepirtepe Öğretmen Okulu'nun lojmanlarına yakın bir yerde buğday tarlası vardı.

O tarlalarda buğday, toprakta önce yeşillenir ve daha sonra boy verir, sararır. Başaklanır ve ardından genç ve güzel bir kızın sarı saçları gibi zaman zaman esen rüzgarda dalgalanır. Kimi kez boyun eğer, eğilir; kimi kez de doğrulur, göğe uzanmak ister gibi dikelir.

Eski Türk dinlerinde toprak dişidir, dişiliği temsil eder.

Gök erildir; erillik onun başlıca, başat özelliklerindendir. Yağan yağmurlar ile toprak döllenir ve verir. Çok şey verir.

Köyü de genç yaşlarda tanıdım. (18) Köy hayalimde büyük bir çit ve üzerinde ötmeye hazır tünemiş bir horoz gibi canlanıyordu.

Köye gittiğimde bambaşka bir hayatla karşılaştım. Köylülerle oturup konuştum, yemek yedim.

Yeşillikler, ormanlar, tarlalar vardı. İşe giden, çalışan insanlar vardı. Buğday değirmenleri vardı. Bu buğday değirmeni çok hoşuma gidiyordu. Pek çok nedeni vardı.

Dönme dolap suyu alıyor, dolabın en tepesindekinden şırıl şırıl akan sular yalap şalap dökülüyordu. Su sesi güzeldi, o dolap da güzeldi.

Okul güzeldi, çocuklar güzeldi ve öğretmen arkadaşlarım güzeldi.

Ve...

Gitmesek de, görmesek de;

O köy, bizim köyümüzdü.

Bir başka ortamda ve bir başka toplumsal katmanda yaşıyordum artık. Daha sonra pullukla, daha doğrusu önce kara sabanla sürülen toprağa buğday serpiliyor ve o buğdayların üzerine kar yağıyor. Yani bir yorgan gibi onları ısıtıyor ve ondan sonra uzayan filizler ve başaklar...

Hasat zamanı toplanan buğdaylar harman yerine getiriliyor. Harman yeri geniş bir alan, orada dövenle ayrıştırılıyor.

Döveni genelde öküzler çekiyordu, dövene binen kimsenin elinde bir yemlik ve bir de üvendire vardı. Üvendire ile zaman zaman öküzleri dürtüyorlardı.

Zor ve zahmetli bir iş gibiydi.

İnsanla buğdayın ilişkisi çok eski bir tarihe dayanır. Buğday, insanın vazgeçilmezidir.

İlk şehirlerin ve uygarlıkların kurulduğu Mezopotamya ve hatta ilk dinlerin de meydana geldiği topraklar, Verimli Hilal diye adlandırılan bu topraklarda ve Anadolu'da tarımdan söz edilir.

Dahası kuraklık gibi şeyler sonucunda kimi kentlerin yok olduklarından söz edilir. (Bu günü anlamak için Tarih Dergisi, Aktüel Tarih Dergisi, Doğal Afetler)

Çiftçi bir emek verir ve terler.

Bu sahneleri resimleyen çok ünlü ressamlar vardır. Resimle de ilgim olduğu için bir harman yerinde, dövenin başında, suyu kafasına diken insan resmi ile tarlaları resimleyen birçok ressam zihnimden bir şerit gibi geçer.

Dedim ya, bunları yaşamış biriyim. O yüzden ki çiftçiye, köylüye, büyük saygım var.

Köyde yaşayan insan pek boş durmaz. Boş oturacak vakti yoktur.

Akşam, iş bittikten sonra köy meydanında oturup sohbet ederler. Köy meydanında öyle konforlu sandalyeler, koltuklar falan aramayın.

Uzatılmış ağaç kütükleri en konfor vadeden araçlardır.

Ya da bir cami avlusu.

Herkes birbirini tanır, kimse kimsenin tavuğuna kışt demez.

Sait Faik'in bir öyküsünde; ''Dağlar, akarsular; kuşlar, böcekler hişt hişt desin.'' der gibi.

Her şey size; ''Hişt, hişt!'' der, ses verir.

Ve tabii ki o ses kulak vermek ve onun yanında olmak kadar güzel bir şey olur mu?

O seslerin de güzel hikayeleri vardır.

Bir dinleyin.

İnsanın birbirini pek dinlemek istemediği bir dünyada ne kadar güzel hikayeler ve türküler dinlemiş olacaksınız.

Mevlana; ''Bu dünyaya geldin, bunu fırsat bil.'' dememiş boşuna.

Şirazi Hafız Divanı'nda; ''Elindeki fırsatı ganimet bilmeye çalış. Adem bile nasibi tükenince cenneti terk etti.'' der. (Hafız Divanı, Şirazi, 111-20)

Kutsal kitaplarda özellikle ekmek, buğday ve başaklardan söz eder. (Yusuf Suresi, Ayet 36 ve devamı.)

Hz. Yusuf kralın bir rüyasını yorumlar.

Ekin ve buğday şarkılara da söz olarak girmiş, hayattaki büyük rolünü o alanda da fısıldamış ve kainata yaymıştır. (Tülay German, Burçak Tarlası)

Valla en güzelini de ressam, şair, deneme yazarı, seramik ve mozaik sanatçısı Bedri Rahmi demiş; esmiş öttürmüş.

Ne zaman bir köy türküsü duysam,

Şairliğimden utanırım.

Anadolu'nun eski çağ ve ilk çağ uygarlıkları, her şeyden önce bu coğrafyanın çok iyi bir tarım ülkesi, sahası olduğunu öğretmiştir bize. (Aktüel Arkeoloji Dergisi)

Ve daha ilginç bir şey saptanmış; yapılan arkeolojik çalışmalar, kazılar sırasında elde edilen kap, kaçak ve evâneler içinde buğday tanelerine rastlanmıştır.

Erdoğan Sunar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Sunar - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?