Takım oyunu

Daha çok birden fazla oyuncunun oynadığı oyunlar için kullanılır bu kavram ve başarı isteniyorsa takım oyunu şarttır, denilir. Bireysel oyunlar için bu kavram pek kullanılmaz. Halbuki oyun(maç) tek başına oynansa bile hazırlık aşaması düşünüldüğünde de bu kavram öne çıkar. Bir bakıma her bireysel başarının oluşmasında öne çıkan veya çıkmayan bir ekip vardır. Aslında insan dünyaya geldiğinde tanışır bu kavramla, ailesi insanın ilk takımıdır, diyebiliriz. Başlangıçta her aile bireyi görevler üstlenir ailenin yeni üyesi için, bebek de onlara katılır zaman geçtikçe ve takım oyunu oynarlar sonrasında. Hedefse topluma kazandırılmış iyi bir bireydir. Gerçi son zamanlarda aile içine konulan dinamit (TV ve benzerleri) bu takım oyununu bozuyor ve iyi insanların yetişmesini engelliyor.

Sonrasında okul devreye giriyor, ailenin eksik bıraktıklarını tamamlamak ve geliştirmek adına. Ancak yine son dönemlerde yarış atına döndürülen bireyler ya isyan edip takım oyununa katılmıyor ve kafalarına göre takılıyorlar. Ya da takımın girdabında silik bir kişilik olarak kalıyorlar. Her iki durumda da sonuç hem birey hem ailesi hem de toplum için hayal kırıklığı oluyor. Özellikle sınıfların farklı yeteneklerin bir karması olarak oluşturulması yüzünden öğrenciler birbirlerini imha ediyorlar. Halbuki okulun amacı ülke takımının farklı gereklerini karşılayacak bir inşa organizasyonudur. Ayrıca ülkedeki üniversiteler de belirgin planı olmayan mezunlar vererek işsizler ordusuna diplomalı bir birey hediye ediyor. Çoğu zaman okullarda mesleği öğretmenlik olmayanlar istihdam edilirken işin gerçek sahipleri ise iş bulamıyorlar veya farklı işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

İş yerleri de aslında bütün personeli ile bir takımdır ve takım oyununa ihtiyaç duyar. Ancak çoğu zaman insanlar kendi beceri ve yeteneklerine bakılmaksızın rast gele görevlendirilirler. Bu da verimi düşürür, özellikle kamu kurumlarında. Yazımızda buraya kadar takım oyunun önemini vurgulamaya çalıştık, şimdi bunun hayati olduğu en önemli konuya gelelim: Siyaset.

Aslında takım oyununun en çok ihtiyaç duyulduğu alandır siyaset. Sadece kendinizin değil bütün bir şehrin, bir ülkenin hatta bazen başka ülkelerin de sorumluluğu üzerinizdedir. Yapacağınız veya yapmayacağınız şeyler ve hatta konuşmalarınız veya suskunluklarınız bile çok önemlidir. Bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları takımlarını kurarlar ama takımları sahaya sürdüklerinden ibaret olmamalıdır. Çünkü ben yaptım oldu, mantığının işlediği çağları çoktan geçtik. Muhalefet de dahil herkesin oyuna dahil edilmesi gerekir. Sahanın dışında kalanlar kendilerine de ihtiyaç olacağını hissetmelidirler. Böylece görüş farklılıklarının veya farklı yeteneklerin oluşturacağı sinerji (eskiler ona bereket derdi) pozitif bir enerjiye dönüşerek içinde bulunulan topluma değer katacaktır. Tabii kapitalist anlayışın egemen olduğu toplumlarda bu bereket gerçekleşmez çünkü mal-sermaye belirli kişilerin elinde toplanır. Gerçi onlar bak herkesin evi ve arabası (vs.) var, derler ama bütün bunlara sahip olurken borçlanıldığını es geçerler yani insanlar bir bakıma geleceklerini yerler. Mesela; Türkiye’de en çok kar eden kuruluşların en krizli dönemlerde bile bankaların olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Son dönemde yaşanılanlar göstermiştir ki bizim ülkemiz şartlarında tek başına iktidarlar kötülüğün istikrarını getirmişlerdir ülkemize, götürdüklerini ise saymamız bu yazının sınırlarını aşacaktır. Bu ise bize birçok toplum kesiminin, farklı görüşlerin bir arada olmasının iyi olduğu kanaatine götürmüştür. Zaten tek başına muhalefetsiz iktidarı isteyenler ülkemizde gözü olanların uzun vadeli planlarının bir parçasıdır. Burada olması gereken grupları ötekileştirip uzaklaştırmak değil, farklılıklarımıza saygı duyarak bir arada kalabilmektir. Çünkü bu ülkenin her bireyin, grubun ülkeye katacağı değerlere ihtiyacı vardır. Tıpkı geçmişte olduğu gibi ülkemiz ilmin, fennin, yeteneklerin kısacası toplumu yükseltecek değerlerin cazibe merkezi olmalıdır. Aksi halde kendi yetiştirdiğimiz değerleri başka ülkelere kaptırmamız söz konusudur. Bu konuda aman, boş ver diyecek durumda değiliz. Siyaset tarihimize bir bakın güzel hizmetler hangi birlikteliklerle yapılmış Yazımızı bir birkaç ayet meali ile bitirelim (gerçi bir kısım kari ayet yazmak laikliğe aykırı diyecektir ama) :

(Şura Suresi 36,37,38 ayetler) “Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarf ederler.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?