En doğru, en gerçek yol

AKP iktidarları sadece ekonomide, dış politikada, sağlık harcamalarında değil, aynı zamanda eğitim alanında da çuvalladı.

Türkiye'de eğitim denilince çoğu kere olguya tek boyutlu bakılır. Asıl önemli taraf unutulur. Esas olan insanın bizzat kendisi, kişiliği, başkalarına karşı görev ve sorumlulukları ile kendine olan öz saygısı önemlidir.

Çok bilgili, adeta bilgi küpü olan ama bir o kadar da kaypak, kişiliksiz, ahlaki sorunu olan bir vali, kaymakam, üst düzey bir bürokratı başımıza yönetici istermiyiz? Asla hayır.

Tek başına bilgili olmak çoğu kere yetersizdir. Bilgiden önce insan varlığının kişiliği, kişilik yapısı, ruh sağlığı, psikolojik iç düzeni en önde gelenidir.

Tek başına liyakatin de sorgulanması gerekiyor. Liyakatin sadece yeterlilik olarak düşünülmemeli, aynı zamanda bilgi donanım, kişinin ahlaki gelişmişliği, kısacası kişiliği ile bir arada düşünülmelidir.

Eğitim sistemimizin başlıca görevi bu donanıma sahip bireyler yetiştirmek olması gerekir.

Eğitimin öncelikli görevi salt dinî eğitim değildir. Çünkü dinini çok iyi öğrendiği ve bildiği halde, öğrendiklerini davranış haline getiremeyip tam tersini yapan kimselerle dolu ülkemiz.

Ak Parti, siyasetçi kadrosu ile bürokratlarını, dinî eğitim almış kadrolardan oluşturmadı mı?

Öyle ise konuşulan bu yolsuzluklar neyin nesi?

Bu milletin parasını hangi dinî bütün olduğunu söyleyen kimseler, kimler çalıyor?

 

Ülkede yaşanan Adaletsizlik düzenini kim kimler kurdu?

"Emr olunduğun gibi dosdoğru ol" diyen dinin ümmetinden  içinde bulunduğumuz yağma düzenini, hak hukuk tanımaz, politik çürüme düzenini kimler kurdu? Kurulan bu düzen hangi dinin doğruları?

Din eğitimi, salt Kur'an eğitimi yerine; anlamlı, Türkçe Kur'an eğitimi olmalıdır. Kur'an'ın ahlak, adalet, liyakat, doğruluk, dürüstlük, hak, hukuk, ödev gibi ayetlerde geçen kavramlar ile pratik yaşam arasında anlamlı bağlar kurulmalı.

Eğitim denince aklımıza sadece arapca Kuran eğitimi gelirse;

15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışmasının faili, Türk ürünlerine yıllarca ambargo uygulayan, Türkiye'ye turist olarak gidilmesini yasaklayan, Suudilerin katil velihat prensini askerî törenle protokol kuralları çiğnenerek bir adım geriden takip ederek Krallar gibi, Saray'da karşılanmasını, 4 saat kaldıktan sonra uçağın kapısına kadar gidilerek el sallayarak uğurlanmasını protokolün gereği zannedersin.

Bir skandalda İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun cenaze töreninde yaşandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cemaatin yeni şeyhinin ve imamlarının arkasında 2'nci sırada durarak Cumhurbaşkanlığı makamının unvanı ve itibarını düşürdü.

Kamuoyuna yansıyan bu görüntüler Türk siyasi hayatının, laik demokratik sosyal hukuk devletinin ne hallere geldiğinin acı gerçeğidir.

Türbelerden, yalancı evliyalardan, ölülerden yardım isteyen,  filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddî ve manevi mutluluğu arayan insanların varlığı medeni toplumlarda kabul edilemez bir görüştür.

Dini eğitimini, fen ve bilim ile birleştiremezsen, maşallah, inşallah, şükürler olsun hayat felsefen olur.

 

Mustafa Kemal Atatürk Kastamonu konuşmasında,

“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki;

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur.”

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan Çatalbaş - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?