ARZ EDERİZ HALİMİZİ

“Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar.”  Doğruları yazmazsak  bir gün gelir  o yanlışlar karşımıza çıkar. Ne diyor  Yunus Emre:

   “  Ben dervişim diye,

     Bir ün edesim gelir.

     …..

     Derviş Yunus bu sözü,

     Eğri büğrü söyleme.

     Seni zigaya çeker,

     Bir Molla Kasım gelir.”     

Yazarken en büyük düsturumdur  bildiğim doğrular. Yanlışlarım olursa  dönerim o yoldan. Bu böyle biline. Artık gelelim sadede. Patatese, bibere, domatese, şekere, suya sabuna, ottan ete. Bilcümle gıdaya, mazota benzine, kiralardan otobüs biletine. Bilcümle tüketime.

     Gözümüz kulağımız, ekonominin başındaki bakan  Nebati’de. Göreve getirildiğinden beri bakıyoruz gözlerindeki ışıltıdan  bütün vaatlere. Altı ay uyuyup uyansak dedide, bu mümkün değil elbette.  Ne söylediyse gidiyor her şey tersine. Daha dolar ve euro ya girmiyorum bile. Mevsim yaz olunca, ayılar bile yatamadı uykuya. Ama şöyle birkaç dakika gözlerinizi yumun da götüreyim sizi 15- 20 yıl kadar geriye.

     Patates bir lira, soğan bir lira, domates elli kuruş, biber yetmiş beş kuruş, hamsi bir lira,  bütün tavuk  üç dört lira, patlıcan bir lira, elma elli kuruş, portakal elli kuruş, üzüm bir lira. Neredeyse hemen hemen her şey bir lira. Çıkıyorsun pazara, yirmi çeşit ürün alıyorsun mutfağa, toplam yirmi lira.

    Bir yakınının düğünü oluyor. Çeyrek altın otuz lira. Çekiyorsun arabayı benzin istasyonuna, doldur depoyu diyorsun. Arkadaşlar telefon ediyor gel çay kahve sohbet ederiz diye, basıp gidiyorsun komşu ilçeye.

   Bayram arefesinde çocukları götürüyorsun çarşıya. Baştan aşağı giydiriyorsun.  Bir çay bahçesine oturuyorsun, üç beş arkadaş. Biri çayları söylediyse, diğeri dondurmalar benden diyor.

    Emekli oluyorsun, aldığın  kıdem tazminatıyla alıyorsun bir arabayla daire. Daha eskilere gitmiyorum bile. Evet gençler, eski Türkiye böyleydi, böyle.

    Şimdi bakıyorum da, bunları ancak hayal edebiliyoruz. Fakat  bazı yaşlı teyze, dede, bildiği halde bunları, eski günleri kötülüyor gençlere. 2500 lira maaş alıyorum, yetiyor diyor bizlere. Zavallı  teyze, zavallı dede. Sözüm sadece sizin gibi yalan söyleyenlere. Ömrünün sonuna gelmişsin, senden başka beklentimiz yok inanın bize. Musalla taşında imam “ nasıl bilirsiniz” diye sorduğunda, yalan söyletmeyin bize.

   Satılan fabrikalar, yanlış tarım ve hayvancılık politikaları, ürüne değil de boş arazi tapusuna  dönüm başı verilen teşvikler, yandaşa, yabancıya peşkeş çekilen fabrikalar, işletmeler. İzlenen yanlış para politikaları  ve daha  yanlış üzerine yanlışlar bizi bu zor günlere getiren uygulamalardır.

    Biz ki Türkiye’yiz. Zaten Amerikası, İngilizi, Arab’ı, Fransızı, ve bilcümlesi, bir deSuriyeli, Afganlı, Iraklı ve Afrikalı sığınmacılar. Bir yandan da yandaşlar  yedi bitirdi bizi.

    Arz ederiz halimizi.

 

Ali ÇETİNKAYA

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?