ZİHNİ TEMBELLİK

Aristoteles, kapıdan dışarı çıkar çıkmaz siyaset başlar, der.

İnsanoğlu bu dünyaya misafir olduğundan bu yana çok çeşitli zorluklar ve sıkıntılar ile karşılaşmış; zor da olsa bunların üstesinden gelmeyi, bunları affetmeyi bilmiştir.

Ne ki bu bir çabayı, çalışmayı ve uğraşı gerekli kılmıştır.

''Armut piş, ağzıma düş.'' tavrı insanı hep geride bırakmış, akan hayatın içindeki rolünü ya iyi hesaplayamamış ya da onu seyrede kalmıştır.

Bunu çok güzel hikaye eden fabl vardır.

Tavşan ile kaplumbağa yarışacaklarmış. Tamam, demişler ve başlama çizgisine gelmişler. Başlama çizgisine geldiklerinde başlama düdüğü çalmış. Tavşan, ben bunu nasıl olsa geçerim, demiş. ''Kaplumbağa ağır aksak yürüyecek, ben biraz kestireyim.'' diye düşünmüş ve uzanıp yatmış, uyumuş. Bir süre sonra gözlerini açtığında bir de ne görsün? Kaplumbağa varış çizgisine, noktasına varmış bile.

Sen tembellik edersen olacağı budur.

Haldun Taner ne güzel demiş; ''Paslanmaktansa aşınmak iyidir.'' diye.

Çok güzel bir atasözümüz var; ''İşleyen demir pas tutmaz.'' diye. Zaten insan organı, anatomisi hareket üzere programlanmıştır.

Yapılan çalışmalar, insan beyninin küçüldüğünü ve zekanın gerilediğini anlatıyor.

Bu gerçek televizyon programlarında da açıklandı, izah edildi.

Descartes; ''Düşünüyorum, öyleyse varım.'' diyerek aklı mutlak kılmış.

Kant; ''Cesaret et.'' diyerek insanı düşünmeye itelemiş, birçok sorunun üstesinden gelebileceğine inanmış ve ebedi barışı özlemiştir.

Bunun geçmişi de vardır.

Ne ki insan birçok kez tökezlemiş; düşmüş, kalkmış ve yola devam etmiş. Ne ki tam bir huzura erişememiştir.

Hep yaralı kalmış, misafir olduğu bu dünyada, dünyanın da değerini pek bilememiş ve en sonu onu da yaralı bir hale getirerek bunun giderilmesi yolunda kafasını elleri arasına alarak derin derin, kara kara düşünmeye başlamıştır.

Oblomov gibi henüz cavlağı çekmemiş ama Gonçarov bunu çok güzel anlatmış. Dile getirilmek istenildiğinde, Oblomov'luk yapma, gibi bir deyiş anlatılmıştır.

Zihni tembellik bunun en kötüsü ve en çirkinidir. İnsana da pek yakışmaz.

İnsana bir akıl ve irade verilmiştir. İnsanı öteki varlıklardan ayıran ve daha seçkin bir hale getiren de budur.

Akıl ve irade sahibi olan insana da bir sorumluluk yüklenmiş, Fichte'ye göre de bir ödev sahibi kılınmıştır.

İyonyalı düşünür Herakleitos; ''Her şey akar, bir nehirde iki kez yıkanamazsınız.'' diyor.

Hayat akıyor, onun getirdiği birçok şey var.

İnsanın ödevi bu akan hayatın üzerine, daha doğrusu hayatın da bir ritmi olduğunu unutarak, zihni uğraştan uzak kalarak toplumu kötürüm halinde bırakmamak için bir zihni efora ihtiyaç duyduğunu fark ederek mevcut külliyat üzerinden bir sıçrama yapmak gerektiği konusunda bir gayrete gelmektir.

Çok geniş ve kapsamlı bir külliyat vardır. Hiç okumamış olsanız bile ''Düşüncenin Seyir Defteri'', ''Batıya Doğru Akan Nehir'' ve ''Farabi'' adlı programlara bir bakın. İnsanlar neler söylemiş, neler saptamış.

Bunları uzun uzun anlatacak değilim. Yalnız iki bilge insana bakın; neler görürsünüz, şaşırırsınız.

Mesela Farabi; kardeşim bu nasıl bir akıl! Elimde Farabi'nin bir kitabı vardı; ''Medinetü'l Fazıla'' idi. Bir arkadaş, oğlum gibi sevdiğim biri, ağabey bunu bana versene, dedi. Al, dedim.

Peki o kitap neyi anlatıyor da bu kadar önemli? Daha başka eserleri de var.

İdareciler, bir kentte faziletli kimseler olursa o kentte medeni bir toplum olur ve bu yayılır. Buradan medeniyet doğar.

Bu kaçınılmaz bir şeydir ve determinist bir bakış bu olasılığı gerçek kılar.

Bu yol başka bir yola çıkmaz. Çok detay var, merak eden okur ve bunun sahibi olur.

İbni Haldun yine öyle. Zekanın bütün parıltılarını kafasında taç yapan bir düşünür.

İlk sosyolog, diyorlar ama neler yok ki?

Şöyle bir kafanızı kaldırıp bakın yahu, bakın. Görmek için bakın. Zihni daha çok işletmek için bakın.

Bu kimseler hayatın yeni getirdiği şeyler için bir tramplen vazifesi görür. Biliyorsunuz, tramplen üstüne basılıp zıplanınca sizi daha yükseğe çıkarır. Öyle bir araçtır.

Böyle çalışmalar yok mu, var. Birçok akademisyen ''Teklif'' adlı bir dergide bir araya gelmişler ve bir gayretin içindeler.

Ne güzel demiş Hz. Mevlana;

Dün dünde kaldı cancağızım,

Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Sunar - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?