BİLİM HEYECAN VERİCİ BİR ŞEYDİR

JAMES WEBB TELESKOBU'NDAN EVRENİN DERİNLİKLERİNE BAKMAK

Gerçekten bilim çok heyecan verici bir şeydir.

Bilimin, bilimsel çalışmanın temel dürtülerinden biri meraktır.

Merakın yanında çok büyük ölçüde şüphenin de yer aldığı ve bunun insanı, insan zihnini doğru yere götürebilmesi üzere çok kuvvetli bir etmendir. Bunu yadsımak mümkün değildir.

Varılan bir sonuçtan şüphe duymazsan, hakikate varmak yolunda yaya kalmak gibi bir olasılık büyür ve varmak güçleşir.

Acaba, dediğin anda; ''Bunun ötesi var mı?'' diye bir soru sorarsan doğruya varmak yolunda bir adım atmış olursun.

Asıl iş, doğru sormak ve bunun yanıtını almaktır. Bu bir sabır, gayretli bir çalışma ister; para ister. Daha önceki çalışma ve tespitleri bir gözden geçirmek, incelemek gerektirir.

Senin de üstüne tuğla koyabilmen için.

Yani, bilimsel düşüncenin birtakım kuralları vardır; mantığı vardır. Matematiği vardır. Bir şey hemen, cart diye ortaya çıkmaz.

Yine söylüyorum, varılan her sonuç insanı bir şüpheye götürür. Bu şüphe normal bir zihin hadisesidir.

Yoksa psikiyatri dalının ilgilendiği, meşgul olup uğraştığı paranoya değildir. Paranoya bir hastalıktır.

Daha önce anlattım, yazdım. Bilim Anadolu'da doğdu. (Bkz. İznik Gazetesi)

Felsefe Anadolu'da doğdu.

Tıp yine Anadolu'da doğdu. Hekimlerin ettiklerini Hipokrat Yemini... Hipokrat Anadoluludur.

Bodrum'un karşısında İstanköy'de yaşamıştır. Tedavi etme şekli bellidir.

Peki ya Demokrasi? O da Anadolu'da doğmuştur. Bunu yazacağım. Kandırmacalara gerek yok. Demok, Yunanca halk demektir. Krotos Yunanca yönetim, yönetici, yöneten demektir. Yunancadan gelen bu kelime bizi aldatmasın. Atina site devletinde Perikles'in uyguladığı sistem; kısaca seçkinlerin, kalantorların uyguladığı bir sistemdir.

Uzayın derinliklerine gönderilen Hubble Uzay Teleskobu birtakım incelemelere yol açtı.

Fakat daha sonraki yıllarda uzayın daha derinliklerine gönderilen James Webb Teleskobu'nun elde ettiği fotoğraflar ile elde edilen bilgiler bir heyecan yarattı. Ve birçok şeyin daha bilinir olmasına yol açtı. Ne ki henüz Büyük Patlama (Big Bang) sahasına ulaşmak mümkün değil.

Biz uzayın denildiğine göre ancak yüzde dördünü bilebiliyoruz. Yüzde doksan altısından haberimiz yok.

Nasa'da çalışan bir astrofizikçinin açıklamasına göre oluşan bütün yıldızlarda da su var ve bu suyun sıvı halde olup olmadığını bilmiyoruz. (Teke Tek Bilim Programı)

İyi de uzayın daha derinliklerine gönderilen James Webb Teleskobu'nun bize gönderdiği fotoğraflar bize ne söylüyor?

Bu teleskop çok daha gelişmiş bir teleskop. Dünyadan bir buçuk kilometre öteye, çekimin yani gravidasyonun hemen hemen hiç olmadığı bir noktaya yerleştirilmiş. (L Noktası)

Ve evrendeki kızılötesi dünyayı fotoğraflıyor. Bu bize birçok bilgiyi de beraberinde getiriyor.

Bu, beraberinde getirdiği şeyler nedir peki?

Daha önce açıklamak zorunda olduğum bir şey var. Bunu izah etmeden hiçbir şeyi anlamak mümkün değil.

Büyük Patlama, yani Big Bang denilen olay öyle gerçekten bir patlama falan değil.

Patlama falan yok, verilen isim öyle. Bir kümelenme, yavaş yavaş enerji yayıyor. Bunu termodinamik yasalarının ikincisi, yani entropi ile izah ediyorlar. Aslına bakarsanız termodinamik yasalar birçok şeyin açıklanmasına yardımcı olabilecek bir kuram.

Bu yayılma sırasında, bunun aslına bakılırsa içe çökmesi gerek. Hayır, öyle olmuyor.

Sürekli olarak büyüyor. (Evrenin sürekli olarak genişlemesi.)

Bu toz bulutları üzere çekim sırasında yıldızlar oluşuyor. Bunlar daha büyüyerek galaksileri meydana getiriyor.

Samanyolu Galaksisi içinde dünya adını verdiğimiz bir gezegende inanılmaz bir şekilde büyük dengeler hesaplanarak litosfer, hidrosfer ve atmosfer meydana geliyor.

Ve yaşam ortaya çıkıyor. Bunu bir başka yazımda izah ediyorum.

Burada anlaşılmaya çalışılan ve henüz tam olarak anlaşılmamış karanlık bir bölge var.

Bu karanlık bölgede ne var?

Bunu ancak parçacık teorisi ile yani Kuantum Fiziği ile bakılmasında yarar var mı acaba?

Bu Big Bang denilen olay sırasında protonlar, elektronlar ile bir araya geliyorlar. Daha sonra atomlar ortaya çıkıyor.

Bu karanlık bölgede ışık yok. O yüzden ki hesaplamalar çok güç. Evrenin genişlemesi ışık hızından daha fazla.

İşin çok ilginç yanı, Einstein evreni sabit olarak düşünmüş. Kara deliklerden haberi yokmuş.

Newton tanrıyı bir saatçi gibi düşünmüş. Evren bir saat gibi düşünülmüş. Kurulmuş ve saat gibi düşünülmüş.

Şunu da belirtmekte yarar var; Einstein'ın kuramı hala geçerli. Nedir onlar?

Görecelilik Kuramı ve enerji ile ilgili kuram.

Bakın, iş nerelere geldi.

Erdoğan Sunar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Sunar - Mesaj Gönder --- Okunma

# olay, yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?