KÖTÜ POLİTİKA SİMSARLARI

 

     Doğu ülkelerinin geri kalmalarının en büyük sebeplerinden olan yalancılık ve ikiyüzlülük toplum üzerinde her daim olumsuz izler bırakmıştır. Bu mesele geçmişten günümüze de sürüp gelmektedir.

    Hiçbir meziyeti olmadığı halde, bu ahlak dışı yolu tutarak refah içinde yaşamak isteyen seciyesizler, etrafında toplandıkları   “başlar”dan daha fazla bir şeyler koparabilmek için her şeye alet olurlar. Onların hakikatle hiçbir işi yoktur.

    Oysa ileri milletlerin en yüksek kudret kaynağı ilim ve teknik kurumlarıdır. Bu milletler geri kalmış milletlere bu kudret sayesinde hakim olmuştur. Bizim son zamanlardaki hallerimizde olduğu gibi “dış güçler” suçlu bulunmaz. Onlar devletine ve milletine gelebilecek tehlikelere karşı bilim ve teknik kurumlarının oluşturdukları tedbirler ile karşılık verirler. Bizim de cihangir bir devlet olabilme ihtimalimiz için kudret kaynağımızın ilim ve teknik kurumlarımızın gücü ve milli düşüncelerimizi yaydığımız kadardır.

     Bu memlekette başbakanlık yaptırılmış bir şahıs, bırakın milli düşünceyi ve yaymayı, adam Türklüğü yok sayıyor. Başbakanlık yaptığı dönemde zamanın yandaş gazetelerinden “Karar Gazetesi”ne verdiği demeçte, Uygur, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Arap, Laz, Kürt vs. nin temsil edildiği bir parlamentomuz olmalı diyor. Anayasa’daki Türk ifadesinden habersiz, bu devleti Türklerin kurduğundan habersiz, meclisin Türk Meclisi olduğundan habersiz ve bu saydığı etnik gurupların da Türkler sayesinde varlıklarını sürdürebildiğinden habersiz. Tabii ki sahibine yaranacak ya. Sahibi de o günlerde ben Türk değilim furyası başlatmıştı. Bu furyaya katılan zavallılardan biri de Hakan Şükür, FETÖ terör örgütü üyesi olmaktan ve örgütüne yaptığı hizmetlerden dolayı şimdi kaçak, asıl ağababaları ABD’nin kucağında oturuyor.

    Kötü politika simsarları: Bunların içinde dün fiilen katıldıkları, sözleriyle, yazılarıyla anlattıkları, onayladıkları ve hatta alkışladıkları siyasi hareketlerle, bu hareketin başında bulunanları, bugün eleştirmekten ve karalamaktan çekinmeyenler de vardır. Hatta o siyasi partiden ayrılmış, başka partiye geçmiş, ya da kendisi parti kurmuş, dün övdüğü yere bugün hakaretler yağdıranlardan tutun da, dün hakaretler yağdırdığı hükümetin bu gün yanında ve savunucusu olmuş kişiler ve guruplar hepimizin malumu siyasi arenada varlıklarını kene gibi yapıştıkları koltuklarından sürdürmeye devam ediyorlar.

     “Harun olmaya geldiler, Karun oldular” diyenler Karun olanlarla beraber Karun olmaya devam ediyor. Dün bu şahıstan cumhurbaşkanı olmaz, herkesten olur, bundan olmaz diyenler, bugün “benim cumhurbaşkanı adayım o dur “diyor. Dün bu tarafa hakaretler yağdırırken partisinden kovulup, başka partiye geçerek eski partisine hakaretler yağdıran mı ararsınız.

     Sahibine yaranmak için, Tanrının bütün vasıflarına sahip diyenlerden, liderine dokunmayı ibadet sayanlar mı ararsınız, bir yerlere, maması bol makam ve mevkilere atanmak için Atatürk’e, başka siyasi parti liderlerine hakaretler yağdıranlar mı ararsınız? Hepsi de hepimizin gözleri önünde cereyan ediyor ve hakikaten her biri de maması bol yerlere başkan, müdür, bilmem ne olarak görevlendiriliyorlar.

      Bunlar yetmezmiş gibi gazeteci, yazar, akademisyen etiketleriyle siyasi partinin ele geçirdiği TV kanallarında kemiğini yaladıkları partiyi övmek, karşı tarafa sövmek için sıraya girenlere sandalye yetiştiremiyorlar. Menfaat sağladıkları siyasetçileri memleketin en yüksek adamlarıymış gibi anlatırken, kendilerinden olmayanları da cüce yapmaya çalışıyor, haksız yere karalıyorlar. Gelecek zamanda olası bir hükümet değişikliğinde taraf değiştiren birçok yazar, çizer, gazeteci, siyasetçi iş adamı vs. kılıklı soytarının taraf değiştireceğine hep birlikte şahit olacağız. Geçmişte olduğu gibi.

    Bunlar “KÖTÜ POLİTİKA SİMSARLARI”dır. Bunlardan ne memlekete ne de ikbal günlerinde alkışladıkları kişiler için hayır beklenemez. Bu simsarların tek derdi kendi menfaatleridir. Devlet, millet, insanlık, din aslında umurlarında değildir. Kendilerine menfaat sağlamak için etrafında toplandıkları başlarını sanki memleketin en yüksek adamlarıymış gibi sunup, onun iktidarını, kendilerinin de menfaatlerini sürdürebilmekten başka gayeleri de yoktur. Halk da gerçekten bu adamları memleketin en yüksek adamları sanarak peşinde koşarlar.

     Unutulmamalıdır ki, tarihte birçok faciaya memleketin en yüksek adamları sanılan, aslında beş para etmez siyasi ve askeri şahsiyetlerin, siyasi ve askeri dirayetsizlikleri sebep olmuştur.  Türk Milleti artık uyanmalı, kendi benliğine dönmelidir. Bu simsarları da iyi tanıyıp, kene gibi yapıştıkları yakasından silkeleyip atmalıdır. Bunu başaramazsak tehlike yakındır. Ağır bedelleri ödeyecek olan yine milletin kendisidir. Söylemesi bizden.

 

       Ali ÇETİNKAYA

  

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder --- Okunma

# yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Türkmenbeyi, Arifiye81 - Değerli Eğitim Uzmanı, Kıymetli Öğretmen Ali Bey Arkadaşım, yazdıklarınız memleketin gerçekleri. Devletin sağladığı imkanlarla okuduk, sonra da hepimiz devletin sadık memurları olarak yıllarca görev yaptık. Hepimiz görev adamı olduk. Devlet sektörü veya sivil sektör fark etmez, tüm arkadaşlarda devlete, bu millete hizmet etme şuuru hep var oldu. Hala da bu inanç hepimizde var. Bizleri yetiştiren değerli öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Bir milleti çökertmek isteyenler, eğitim sisteminden ve gençlikten başlıyorlar. Ülkemizde de eğitim yaz boz tahtasına dönüştürüldü maalesef. Maarif teşkilatı gibi, güvenlik, adalet, diyanet gibi kurumların da politize olmadan hizmet vermesi gereken kurumlar olduğu gerçeğini idrak edebilsek sistem kendiliğinden düzelmeye başlayacaktır. Eğitime eğitimciler baş olursa sistem düzelecektir. Kaleminize kudret, bizleri de yad ederek yazdığınız makaleden dolayı sizi kutlar, sağlık ve esenlik dileklerimle selam ve saygılar sunarım.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 13:07


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?