99 Yıldır Bu Kadar Konuşulmayan LOZAN

1920 yazına gelindiğinde I. Dünya Savaşı'nın galipleri mağluplar ile hesaplaşmalarını bitirmiş, savaşı kaybeden ülkelere barış antlaşmalarının kabul ettirilmesi süreci tamamlanmıştı. Almanya ile  28 Haziran 1919'da Versay'da, Avusturya ile 10 Eylül 1919'da Saint-Germain'de, Bulgaristan ile 27 Kasım 1919'da Neuilly'de, Macaristan ile de 4 Haziran 1920'de Trianon'da anlaşmalar imzalanmıştı. Anlaşma imzalanmayan tek mağlup Osmanlı İmparatorluğu ile 10 Ağustos 1920'de Paris'in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde antlaşma imzalanmıştır.

Sevr antlaşması ile işgal edilen ülke Mustafa Kemal  ve ona inan bir avuç silah arkadaşının  önderliğinde ülkesini seven geçek iman sahibi Türk insanın yedi düvele karşı başlatmış olduğu kurtuluş savaşı galibiyeti sonunda,

İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922'de TBMM Hükûmeti'ni Lozan'da toplanacak olan barış konferansına davet ettiler.

Müttefiklerin, Lozan'a, hem İstanbul hükûmetini hem de Ankara hükûmetini davet etmeleri üzerine bu duruma tepki gösteren TBMM Hükûmeti, Sinop Mebusu Dr. Rıza Nur Beyin hazırladığı ve 78 mebusun da imzaladığı takrir ile 1 Kasım 1922'de, 1 muhalif oy haricinde ittifakla saltanatı kaldırdı.

TBMM Hükûmeti Lozan Konferansı'na katılarak Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmeyi, Türkiye'de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları çözmeyi amaçlamış Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır.

Lozan'da TBMM Hükûmeti, sadece mağlup ettiği Yunanlarla değil I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni mağlup eden devletlerle de karşılaşıp hesaplaştı ve artık tarihe karışmış olan bu imparatorluğun tüm tasfiye davaları ile yüzleşmek zorunda kaldı.

Osmanlı torunu olmakla övünüp Lozan antlaşmasından rahatsız olanlar ancak 1. Dünya savaşında Osmanlıyı mağlup edenlerin torunlarıdır.

Ayrıca Batı Trakya, Gelibolu'nun silahsızlandırılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır. Esasen konferans kesintiye uğramamış, ihtilaflı meseleler nedeniyle ertelenmiştir.

Birinci Lozan görüşmelerinin ardından Mustafa Kemal Paşa - 7 Şubat 1923 de

 “Osmanlı devletinin inkırazından (çökmek) sonra bir Türkiye devleti teşekkül etmiştir. Bu devlet İran ve Afganistan gibi müstakil ve müslümandır. Maatteessüf (üzülerek söylemek) kapitülâsyonlar meselesinde muhataplarımız eski zihniyetlerini tebdil etmemişler ve Lozan Konferansı tevakkuf etmiştir. Kapitülâsyonlar milletimizce katiyen kabil-i kabul değildir. Kapitülâsyonlar bir devleti behemehal münkariz (batırır ,bitirir, yok) eder.”

23 Nisan 1923'te tekrar başlayan müzâkereler 24 Temmuz 1923'e kadar devam etti ve görüşmeler neticesinde;

Türkiye – Suriye Sınırı, Türkiye – Irak Sınırı, Türkiye – SSCB Sınırı, Türkiye – İran Sınırı, Türkiye – Bulgaristan Sınırı, Türkiye – Yunanistan Sınırları bugünkü şekliyle,

Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak Karaağaç alınması,

Bozcada, Gökçeada ve Tavşan Adaları Türkiye’ye, On İki Ada, Meis ve Rodos İtalya’ya, Kıbrıs İngiltere’ye, geri kalan adalar ise Yunanistan’a bırakılması, (Yunanistan ve diğer ülkelere bırakılan adalar çok övündüğümüz Osmanlı devleti ile daha önce imzalanan anlaşmalar gereğidir)

Tüm kapitülasyonlar kaldırılması,

Boğazların yönetimi Milletler Cemiyeti’nin garantisi altında başkanlığı Türkiye’ye bırakılan uluslararası bir komisyona bırakılması, (Türkiye, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile boğazlar üzerindeki tüm denetimi sağlamıştır.)

Türkiye’deki tüm azınlıklar Türk vatandaşı kabul edilmesi,

Gümülcine ve Selanik’teki Türkler ve İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’daki Rumlar hariç olmak kaydıyla Rumlar ile Türkler mübadele edilmesi,

1.Dünya Savaşı’nın galiplerine herhangi bir tazminat ödenmemesi,

Osmanlı Devleti’nin almış olduğu dış borçlar, imparatorluktan ayrılan devletlerin gelirlerine ve büyüklüklerine oranla pay edilmesi,

1881 yılında Kurulan Duyun-i Umumiye kaldırılması,

Türkiye’de bulunan yabancı okullar, Milli Eğitim’in esaslarına göre eğitim vermeye devam etmesi,

Fener Rum Patrikhanesi, İstanbul’da kalması,

1913 İstanbul Antlaşması ve Bulgaristan’ın 1. Dünya Savaşı sonrası imzaladığı Nöyyi Antlaşması’na uygun olarak kaldırılması, maddelerini içeren Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması ile sonuçlandı. Taraf ülkelerin temsilcileri arasında imzalanan anlaşma, uluslararası anlaşmaların ülke meclislerince onaylanmasını gerektiren yasalar gereğince taraf ülkelerin meclislerinde görüşülmüş ve Türkiye tarafından 23 Ağustos 1923'te, Yunanistan tarafından 25 Ağustos 1923'te, İtalya tarafından 12 Mart 1924'te, Japonya tarafından 15 Mayıs 1924'te Birleşik Krallık 16 Temmuz 1924 tarihinde onaylamışlardır. Anlaşma, tüm tarafların onayladığına dair belgeler resmi olarak Paris'e iletildikten sonra, 6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, antlaşmayı onayladığına dair belgeyi 31 Mart 1924'te teslim etmiştir.

Lozan, 1699 Karlofça'dan 223 yıl sonra masadan başı dik kalktığımız tek antlaşmadır.

Lozan, hükmünü bir asır boyunca sürdüren ilelebet de sürdürecek olan dünyadaki ender uluslararası antlaşmalardan biridir.

Lozan Zaferimizin en önemli yönü ise;

Türk Ulusu'nun İstiklâl Savaşı'nda gerçekte kimlerle savaştığını, 'yenilemez' denilen emperyalist cephenin yenilgiyi kabul etmesini ve Türk yurdunu işgale memur edilen Yunanistan'ın emperyalizmin piyonu olarak savaşa sürüldüğünü resmen belgelemiş olmasıdır.

Aynı zamanda Lozan;

Osmanlı Devleti'ni 400 yıl ekonomik esarete sokan kapitülasyonlara son veren, siyasal bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla tam olarak sağlanabileceğini vurgulayan, bu anlamda ezilen uluslara da yol gösteren tarihin en önemli belgelerindendir.

Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir.

Maddeleri kanla yazılmıştır, hiçbir güç değiştiremez.

Lozan'ı tartışmaya açmak, Türkiye Cumhuriyetini  yok etme planlara boyun eğmektir.

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Ulusu var oldukça Lozan Antlaşması da var olacaktır.

Ne yüzüncü yılında ne de gelecekte değişecek, yürürlükten kalkacak gizli maddeleri vardır.

Değişmez önderimiz Atatürk'ü, Lozan'ın bilge diplomatı İsmet İnönü'yü, Kuvayı Milliye Kahramanlarımızı ve bu toprakları vatan yapan aziz şehit ve gazilerimizi bir kez daha minnetle, şükranla, saygıyla anıyorum.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan Çatalbaş - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?