Nereye kadar?

 

        Bugünkü başlığım, bir soru cümlesinden oluşuyor. Bizler bu soru cümlesini, günlük hayatta çeşitli sebepler yüzünden kullandık, kullanıyor ve bir ömür boyu kullanmaya devam edeceğiz. Her zaman, bir zaman dilimini ve de bir sonucu düşünerek yaşıyoruz hayatı… Ancak kaç kişi hayatı karşısına alıp, ‘’nereye kadar’’ diye sorabildi ya da sorabilene ne gibi şeyler katar ya da bu soruyu hayata sormaya hakkımız var mı ki? Ancak bu soru cümlesi, benim düşüncelerimde volta atmaktan hiçbir şekilde vazgeçmiyor…

        Çünkü şahsen ben, hem bu hayata artık nokta koymak istiyor, hem de ne zaman nerede ve ne şekilde biteceğini çok merak ediyorum. Bizler hayata ve ömüre dair hiçbir şey bilmiyoruz aslında. Yaşananları neden yaşadığımızı, çekilen acıların özünde kim var, ne var ve sebebi ne, hiç birimiz ne görüyor ne de görmek için, çaba sarfetiyoruz… bizler sıkıntı ve çile çekerken, gözümüzün önüne zindan karası bir perde iniyor adeta. Her şey

başkalaşıyor sanki. Dilden düşen sözler bile yabancılaşıyor ve kimi zaman insan hayata fazla geliyor, kimi zaman ise hayat insana…

        Bilmiyorum işte geçen seneler ile yaşamın acemiliği gitmiyor sanki insanın üstünden. Ustalığı geç hayat karşısında çoğu zaman kalfa olmayı bile beceremiyor insan. Hayata dair saatlerce günlerce gecelerce konuşmak, onu kanla canla yaşamaktan çok daha basittir oysa… Şahsen ben, yüreğimi bir kenara koyup sadece aklımı elime alsam belki de huzurun ve mutluluğun resmini çizebilirdim. Ancak iş yaşamaya gelince pis su dahi yük geliyor yüreğime. 

Çünkü yüreğim, avazı çıkana kadar, “istiyorum “diye haykırıyor. Sürekli “ben de’’ diyor yüreğim. “Ben de yaşıtlarım gibi gezip tozmak, ben de hayatı en özgür halim ile yaşamak, ben de sevmek, ben de sevilmek istiyorum” diyor. Hep aynı masal işte, sürekli ben de ben de ben de… Yaşıtlarım ile ortak bir noktam var mı bilmiyorum. Ortak noktadan sayılır ise eğer bir yüreğim, bir de ayağıma giydiğim sert bir kot parçasıdır belki de…

        Hayatı her zaman bir “ama’’ ile yaşıyorum ben aslinde. Hüzünlerim de bir “ama’’dan oluşuyor, mutluluklarım da bir “ama’’dan… Engelliyim ama, sağlam bir yüreğim var. Yüreğim var ama, kendi başıma hiçbir şey yapamıyorum… işte ben sürekli bu çelişki içinde gidip geliyorum. Fakat bir şekilde devam ediyor insan yaşamaya…

        Ben de zaman zaman hayatı karşıma alıp, “nereye kadar’’ diye sorsam da bazen her şeyi ardım sıra bırakıp, hayattan çıkıp gitmek istesem de, bir süre sonra ya bir dost sohbeti ile ya da aile sıcaklığı ile arabanın lastiğini yamar gibi, ruhumu yamaya devam ediyorum kaldığım yerden yoluma.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder --- Okunma

# Hem

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Bir Insan - Her insanın sorması gereken soruyu, düşünmesi gerekenleri yazmışsınız. Şöyle bir saniye durup düşünebilse insan ah.. kaleminize yüreğinize ve bedeninize sağlık. Rabbim dimağlarınıza kuvvetler versin.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ağustos 12:46


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?