HADDİNİ BİL...

Dün şehirler arası minibüste yaşadıklarım bu yazıyı yazmama vesile oldu.

Hepimizin her gün yaşadığımız olaylardan biri aslında.

Görmemezlikten geldiğimiz, adam sende, bana ne dediğimiz... Başıma iş mi alacam şimdi diye düşündüğümüz olaylardan işte...

Sonradan hatırladığımızda, ya da birine anlattığımızda keşke " haddini bildirseydim" deriz ya... 

O an basiretimiz mi bağlanır? Çekinir miyiz, korkar mıyız, yoksa karşıdakinin haddi mi zannederiz bilemiyorum?

Ama bildiğim şu var ki, haddini bilmeyen birileri vardır hep. Kendini bilir kişi zanneden, ortalık bulandıran... Bulanıklıktan beslenen...

Hadsiz birileri işte!...

Neyse...! Geleyim olaya...

Minibüse bindim herkes gibi. Oturduğum yere odaklandım. O ara minibüs tekrar durdu. Önümdeki bayanın çemkirmeleri olmasa farkında bile olmam kim indi, kim bindi diye?

"Taşınıyor musun" diye bir azar duydum?

Gençten bir bayana söylüyor.

Bebek arabasında bir bebek ve üç yaşında bir erkek çocukla binmeye çalışıyor. Yaşı otuz bile yok. Ve, birkaç çantası da var bu çocuk diyebileceğimiz annenin.

Çocuklu ve çocuk yetiştirmiş herkes bilir çocukların çok araç gereci olur.

Bu genç anneye yardım etmesi gerekirken, durmadan bilir- kişi  modunda ve öğretmen edasında konuştu durdu.

Yok efendim "bebek arabası niye bagaja konmadı"?... niye çok çanta var, falan da filan...

Kimsede çıt yok.

Ben zor tutuyorum kendimi, ne yapabileceksem.

O ara bir daha durduk ve bir genç bindi. Genç ayakta.

Kadın gence taktı bu sefer. Başımda dikilme dedi... Bildiğimiz aşağılayan  bir modda muamele yaptı. Genç anlamadı bile. Ya da uymadı. Ne dedi şimdi bu?... bakışı attı sadece. Bulaşmadı...

Yorgundu çünkü.

Sonradan anladım ki her gün bu yoldan, sabah akşam işe gidip geliyormuş...

O bayan baktı ki, herkes ne derse sesini çıkarmıyor.

Güç zehirlenmesi yaşadı.

Limiti yükseltme pozisyonuna geçti. Yanındakiyle daha sesli muhabbete koyuldu.

Minibüste, bu küçük dünyada kral- kraliçe oydu artık.

Kim tutar artık onu...!

Minibüs tekrar yolcu için durdu, üç kişi daha aldı ayakta gidecek.

Kadın tekrar açtı ağzını. Aman da aman... Sanki özel arabasına biniyor millet. Bi azar bi azar. Coştu, coştu...

Önden bir ses geldi.

Tam dozunda. İşte bu dedim, bu hadsize had bildirecek bir kahraman çıktı ortaya. Bizi kurtaracak şimdi.

Şoför' müş...

Öyle dozunda öyle efendice öyle sen kimsin  "haddini bil" diye kükredi ki...

Kesti sesini. Pıstı. Tüm haddini bilmezlerin hadleri bildirilince aldığı pozisyonu aldı. Küçüldü... Gık demedi daha... Sesi soluğu kesildi...

Bunlardan her yerde her platform da var.

Her şeyi hadleri zanneden, haddini bilmeyen.

Haddini bilmek, ölçünün, yeteneğinin nelere yeteceğini bilip onun ötesine geçmemektir.

Her şeyi bildiğini sanan, ama hiç bir şey bilmeyen,  insan hayvan sevgisi olmayan hadsizler salınmış ortalığa.

Kendini güçlü sanan,  ruhsal  sorunlu insanlar gücünün ve yeteneğinin nelere yeteceğini bilmeyenler,

kendilerini dev aynasında görürler.

Bunlar hadlerini, çaplarını bilmeyen insanlardır. Doğru bildikleri yanlışları ya da çıkarlarına olanları bağırarak karşılarındakileri kabule zorlarlar...

Onlar için toplum kuralları önemli değildir. Bunların içinde eğitimliler de olabiliyor maalesef.

Bunların dinlisi de- dinsizi de aynı.

Aşarlar bunlar hadlerini ve istiap haklarını.

Her alanda vardırlar.  Minibüste şoförün işine karışan yazlıkçı öğretmen  gibisi de var, üç beş kişiyle bir araya gelince parti kurup hükümeti devirenleri de var, bu had bilmezlerin içinde .

Menfaatleri için bin bir takla atan, ülke menfaatini bir kenara koyan kendini bilmezler...

Ahlaki ve etik değerleri  bilmeyen densizler...

Yaşama hakkı sadece ona aitmiş gibi davranan,  minibüsü, ülkeyi babasının malı zanneden,  aklı evveli bozuklar...

( Bende öfkede haddimi bileyim, artık durmalıyım.)

"Ben işimi yapıyorum. Sorumluluğumu yerine getiriyorum. Kuralları biliyorum. Yer bulmuşsunuz oturun ve benim işime karışmayın" dedi... Şöfor...

Aslında şunları da dedi şoförümüz. Meal okurum...

Tını da okurum...

"Kes sesini. Otur oturduğun yerde. Senle mi uğraşacağım bu sıcakta.

Can sorumluluğum var korumam gereken. Bunun içinde sende varsın.

Haddini bil. Bu işler kolay değil.

İşime karışma. Boyun kaç, kilon kaç, çapın kaç, cürmün kaç..." dedi aslında.

Çok da güzel dedi...

Her yere lazım bu had bildirenlerden.

Lütfen haddinizi bilin.

İstiab haddinizi aşmayınız...! demeli biri.

Karayolu taşımacılığında sıklıkla karşılaşılan terimlerden bir tanesi “İstiap haddi”dir.

Genel olarak bakıldığında tüm kara ve deniz yolu taşıtlarının toplam yolcu ve yük kapasitesini belirleyen sınır olarak ifade edilmektedir. Sadece taşımacılık yapılan araçlar değil aynı zamanda binek ve ticari araçlarda da istiap haddi sınırlaması bulunmaktadır.

Bize de gerekli bu istiab sınırlamasından. İstiap haddinizi koruyun kural işareti konmalı her yere.

Çünkü biz bilemiyoruz haddimizi.

Haddinden başka çok şey bilenler var. Üstün olduğunu zan- neden hadsizler var.

Üstünlük sadece takvada vardır bilmezler mi?

Nedir ki takva?...

Güzel ahlak sahibi olmaktır. Allah'a, Allah'ın yarattıklarına ve nefsimize olan sorumluluklarımızdır.

Haddini bilmek...

Çok büyük bir erdemdir.

Başka insanların da hassasiyetini fark edebilmektir.

Empatiyle ve anlayarak davranmaktır.

Nerede durması gerektiğine karar verebilmektir.

Bir başkasının fikirlerine, hislerine ve tercihlerine saygı duyabilmektir.

Kısacası; olgun ve medeni bir insana yakışan sınırlar çizebilmek demektir.

"Her ne kadar bilirsen bil;

Haddini bilmiyorsan, hiçbir şeysin" demiş

Sadi Şirazi.

Zor şeydir had bilen olabilmek;

Dürüstlük, doğruluk ister.

Güzellik, iyilik ister.

İçtenlik, güven ister.

Merhamet, vicdan ister.

Alçak gönüllülük, tevazu ister.

Hoşgörü, saygı ister.

En önemlisi de ; ”Kendini bilmek,

haddini bilmek ister...!

Bende böyle bir konuyu yazarken haddimi aşıp, sürcü lisan ettiysem affola ?...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?