BİR ASIRLIK 45 SANİYE...

Ülkemizin yakın tarihinin en büyük felaketlerinden olan, 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen, acısı geçmedi, hala taptaze.

Ne çok şeyler yitirdik 45 saniyede..!

Canlarımızı, anılarımızı, geçmiş ve de geleceğimizi kaybettik o depremde...                

*

Deprem öldürmez..!

İlimsiz - bilimsiz, bilgisiz, işin ehli olmayan kişiler tarafından, zemin kontrolü dahi yapılmadan yapılan, malzemesinden çalınan çırpılan konut öldürür..!

Cahillik öldürür.

Hırsızlık öldürür.

Tedbirsizlik öldürür.

Vicdansızlık öldürür...

Daha önceki depremlerden hasarlı binaların, hasarlarının örtbas edilmesi öldürür.

Yapılaşmada ; teknik  ve bilim olmazsa, yaptırımı olan, caydırıcı yasalar - kurallar konulmazsa o zaman, deprem öldürür..!

Mevlam bizlere bir daha ; insanların başına çöken binaların kirişlerine sinmiş, temellerine uzanmış, duvarlarına kazınmış hırsızlıkları göstermesin.

Sonra ; kime sorsan haktan - hukuktan, müslümanlıktan, insanlıktan söz eder..!

Herkes iyiyse, herkes hakka - hukuka riayet ediyorsa, herkes insansa(!), kim yapıyor tüm bu kötülükleri, bu öldüren konutları, binaları, evleri..?

Hani nerede gerçek denetlemeler, yaptırımlı cezalar..?

Onca yaşananlara rağmen neden peşkeş çekiliyor hala birilerine ihaleler, verimli topraklar - ovalar ..?

Kimlere rant uğruna, koltuk uğruna veriliyor tarım arazileri de o verimli topraklara dikiliyor apartmanlar, villalar, evler, fabrikalar..?

Efendiler, ülkemin ve şehrimin ileri gelenleri, efeleri, hanımları - beyleri, çıkaralım artık şu at gözlüklerimizi..!

Yok olup giden, sadece mal - mülk değil ki..!

Resmi rakamlara göre,  1999 Marmara Depremi’nde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu.

Darmadağın olmadan,  taş taş  üstünde kalmadan, dur deyin artık bu gidişata... Üç kağıtçılık diz boyunu geçeli hayli zaman olmadı mı..?

Sağır sultan bile duydu da, o olmayan vicdanlarınız zerre azap duymadı mı ve biz hala depremden gerekli dersi nasıl çıkaramadık millet olarak..?   

Yine her işin kolayına, ucuzuna kaçtık. Yine görünüşte ev, otel, apartman, gerçekteyse canlı mezarlar inşa edilmesine göz yumduk..!

Depremden zarar görmüş evlerin - binaların çatlamış duvarlarının üzerine sıva çekilerek örtbas edilmesine, kullanılmaya devam edilmesine de göz yumduk..!

Güzelim tarım arazilerine OSB üstüne OSB kuruldu. Can da gitti, canan da elden..! Kimse kıpırdatmadı bile kılını, mühim olan çıkardı, çıkarına baktı hiç umursamadan. Doldurmadık mı beton yığınlarıyla, dikmedik mi binaları bir karış boş yer bırakmadan o verimli arazilere.?!

Tüm şehir hep birlikte ihanet etmedik mi, o her karışından bereket fışkıran ovaya..?

BÖYLE DEVAM EDEMEYİZ..!

Ölüm dört koldan, bu kadar çok bizlere kendini hatırlatırken, bizler hala kör ve sağır olmaya devam edemeyiz..!

Aynı acıları, aynı çaresizlikleri, aynı kaderi yeniden yaşayamayız.

Yaşamamalıyız..!

Vakit kaybetmek gibi bir lüksümüz de olamaz. Çünkü, biz fay hatlarının kollarında beşik gibi sallanan bir şehirde yaşamaktayız..!

Sıvayıp kolları, gözümüzü dört açıp, tedbirlerimizi en sıcağından ve de  hemen almalıyız.

Sonra, “ EYVAH”desek de, yerine gelmez..!

Tedbir bizden, takdir Allah’dan...

Unutmayalım ki ; yaşadıklarımızdan ders çıkarmaz, geçmişimizi geleceğimize ayna olarak tutamazsak, geleceğimizi sağlam zeminler üzerine inşa edemeyiz.

Ve daha çok üzülür, dahaaa çok ağlarız.

Yeni acılar yaşamamak, Sakarya’ nın geri kalmış, plansız büyüyen, vizyonsuz bir şehir olmaması için,         henüz vakit varken, iş işten geçmeden, “ Depreme hazır mıyız” diye bir daha düşünelim...

İşin ehli olmanın hayati değer taşıdığını gördük, yaşadık 1999’ da.

Öyle değil mi..!

GERÇEK BİR EĞİTİMLE HAYATTA NASIL KALINACAĞI  ÖĞRETİLMELİ.

Bize, böyle afetlerde nasıl hayatta kalabileceğimiz  öğretilmeli.

Bölge insanı olarak ; yanımızda, evimizde depremde bize faydası olacak neleri bulundurmalıyız, öğretilmeli.

Hayati tehlike anında, hayatta kalabilmek için neleri bilmeliyiz, neler yapmalıyız, öğretilmeli.

Binanın altında, betonların arasında  mahsur kalan birinin ilk ne yapması, oksijeni  nasıl kullanması gerektiği öğretilmeli.

Depremde ve sonrasında hangi haberleşme araçları bu durum için en uygunudur, ya da nasıl bir haberleşme aracı  olmalı, haberleşme nasıl sağlanmalı, öğretilmeli ..!

Kesilmelerde - ezilmelerde ve diğer yaralanmalarda enkaz altında hangi imkanlar sağlanabilir, ilk yardım nasıl yapılabilir öğretilmeli.

Alternatif haberleşme - ulaşım araçları nelerdir   ve alternatif ulaşım nasıl sağlanır, öğretilmeli.

Söylenecek, yazılacak öyle çok şey var ki…

Sadece birkaçını dökerek satırlara, parmak basmak istiyorum bu kanayan yaramıza.

Gerisi iş bilir büyüklerimizin işi..!

*

Suçu - hatayı önce kendimizde aramalıyız…

Neden tedbir almadık, neden konuyla ilgili gerekli eğitimimiz yok diye.

Neden, fay hatlarının üzerinde  kurulu bir şehir olduğumuzu hiç hatırlamadık diye…

Neden kendi canımızın kıymetini kendimiz bilmedik diye…

Yazarken bile ellerim titriyor, unutamadığım -  hayatımız boyunca da unutamayacağımız asırlık 45 saniyeyi yeniden yaşıyorum adeta..!

Duvarların altında kaldık, duvarların altında kaldı bu koca şehir hiç kapanmayacak acılarla..!

Ve gördük ki, altyapı her alanda çok önemli. Eğitim - öğretimden tutun da, mesleki altyapıdan, şehrin altyapısına kadar...

Böyle bir zamanda, böyle bir çağda resmen kıyamet yaşandı, tarihte tarih yazan Sakarya’mda.

Peki neden yaşandı bunca acı bunca gözyaşı diye düşündük mü hiç ..? Hiç abartmadan,  lafı eğip büküp, kıvırmadan  söylemek gerekirse, “ açgözlülüğün tavan yapmasından, üç kuruşa, ranta canların hiçe sayılarak peşkeş çekilmesinden “ di yaşananlar..!

Artık bir daha yaşanmasın diye bu acılar ;  şehrin her karış taşı toprağı ev ev, sokak sokak ayırmadan, kayırmadan, dayısı, ağası olmadan gerçekten denetlenmeli.

İtirazı olan var mı Sakarya’m..?!

Varsa itirazı olan, söyleyin gelsin beri..!

       

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?