Haydi kurtuluşa

“Bir fare kediye kafa tutuyorsa ya arkasında bir delik ya da güvendiği bir köpek vardır.”

Yukarıdaki sözü niçin yazdığımı sorarsanız öncelikle sözü çok beğendim. Peki, yazacaklarımla veya başka bir şeyle alakası var mı, derseniz ona siz karar verin. Gelelim anlatacaklarımıza:

Bir Müslüman ülkede günde beş defa müezzin şöyle seslenir: Haydi kurtuluşa. Buradaki manayı sadece namazla sınırlandırmak safdillik olur. Çünkü gerçek İslam’ın her kavramı farklı açılımlar içerir eğer içini boşaltmamışsak tabii ki. Böylelikle İslam evrensel bir öğretiye dönecek şümul ve kemale ulaşır. Herhalde şunu söylersek maksadımızı güzelce anlatmış oluruz: Namaz sadece namaz değildir. Çünkü namaz bir yöneliştir, bir arayıştır ve belki de bir sıyrılıştır uzak durulması gerekenlerden. Dahası bu yazının içeriğine uymaz.

Peki, nelerden kurtulmalıyız:

Öncelikle kurtulmamız gereken ezberlerimizdir çünkü ezberlerimiz geçici (zamana ve mekâna bağlı) olarak ortaya konan çözümlerdir. Geçici olanı kalıcı addetmekse sağlıksız bir  toplumsal yapıya yol açar. Böylece hem sorunları görmede problem yaşarız hem de sorunlara çözüm üretmede problem yaşarız. Nasrettin Hoca’nın samanlıkta kaybettiği iğneyi başka bir yerde araması gibi bir şey bu. Bu nedenle bize ezberletilen her şeyin sorgulamasını yapmalı ve buna göre yeni açılımlar gerçekleştirmeliyiz. Bu durumun eğitimdeki yansımalarını ise daha ilginçtir. Arada gezip dolaşan bir söz vardır. Ezberci eğitim metodundan kurtulmalıyız, şeklinde. Aslında çoğunluk kendi ezberini koymak için söyler bunu. Yeni bir ezber dönemini başlatılır böylece, sizce de ilginç değil mi?

Sonrasında elbette üzerimizdeki ağırlıklardan kurtulmalıyız. Şuculuğun, buculuğun gölgesindeki hayatlar ve bir türlü kurtulamaz insanlar bu ağırlıklardan ve bizi yavaşlatır olabildiğince. Hep geriden takip ederiz dünyayı ve hep örnek veririz bir dünya savaşı ile yıkılmış Japonya’yı, Almanya’yı. Çoğu zaman diğer grupları suçlarız, ağırlıklarımızı onlar oluşturuyor diyerek. Her birimizin ayağında prangalar vardır ve onları kendimiz takmışızdır ayaklarımıza. Hiç kimse kusura bakmasın ama deisti, ateisti, milliyetçisi muhafazakarı, solcusu, sağcısı fark etmiyor, herkes bir şekilde bu oyunun içinde. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz.  Herkes aynaya bakarsa görecek ağırlıklarını fakat hakikat aynasına bakmak gerek, lunapark aynalarına değil. Ziya Gökalp’in ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, muasırlaşmak’ fikriyatını (doğru ya da yanlış vurgusu yapmadan söylüyorum) tutmuş her bir grup bir ucundan ve habire çekiştiriyorlar. Bu yüzden inatçı iki keçinin köprüden geçme hikayesine dönüşüyor iş ve sonunda cumburlop. Peki, hikâye burada bitiyor mu? Hayır, elbette bitmiyor çünkü keçiler bitmiyor.

Belki de en önemlisi kurtarıcılardan kurtulmak gerekiyor. Kim bir fırsat bulursa, kim bir imkân elde ederse hemen kurtarmaya kalkıyor herkesi. Ben bozacağım ezberleri, ben atacağım üzerinizdeki ağırlıkları, diye umut dağıtıyor, umuda susamış milletimize. Halbuki her insan kendi ayakları üzerinde durmadan, herkesi ve her şeyi sorgulamadan, olup bitenin hesabını sormadan iyi şeyler olmadı, olmayacak. Boşa bir bekleyiştir bu. Ufuk çizgisinden sizin anladığınız manada bir mehdi gelmeyecek, elinde asası ile Hz. Musa hiç gelmeyecek. Belki beyaz atlı bir prens gelebilir ancak ilk yağmurlardan sonra onun da boyası silinecek ve foyası ortaya çıkacak. Gelmeyecek çünkü sen hakka, hakikate ihtida etmiyorsun, amacın bu değil bal gibi biliyorsun. Yine sen vahyi (kitabı) Musa’nın asası gibi kullanarak sihirbazların oyununu bozmuyorsun. Şayet bu sihri bozabilseydin eğer bir hakikat ışığı bekleyen muhtelif sihirbazları alt edebilirdin ve hatta onların hidayetine vesile bile olabilirdin. Unutma her şey senden başlıyor. İlk adımı sen atmalısın, ilk kendini düzeltmelisin.

Önce ayağa kalkmalısın, ne kadar uzak olsa da yola çıkmalısın, bir millet seni bekliyor, insanlık seni bekliyor. HAYDİ FELAHA, HAYDİ KURTULUŞA.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Takinaki - Hocam bırak insanları kurtarmayı da Türkiye maliyesine hazinesine toplanan alkol vergileriyle, Faizci Banka vergileriyle, Gazino ve Casino vergileriyle, meyhane kerhane vergileriyle, kumarhane iddia bahis bayi vergileriyle, milli piyango vergileriyle 1 milyon tane imam'ın müezzinin kuran hocasının ilahiyat hocasının emekli Diyanetçisinin maaşı ödeniyor ve bu İlahiyatçılar Diyanetçiler haram para ile besleniyorlar ve sizin gıkınız çıkmıyor bu Seyyiata bu Rezalete..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 01:55


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?