GERÇEK ÖTESİ- SAFSATA

Geçen haftaki yazımda Bahsettiğim "Post Truth" kavramını daha kapsamlı yazmalıyım diye düşündüm. Daha anlaşılır, daha derin...

Hakikatın önemsizleştirilmesi, alakasızlaştırılması anlamına gelen, siyasi bir kavramdır.

Siyasetçilerin toplumu ikna edemeyeceği durumlarda, kitlelerin duygularına, inançlarına, önyargılarına uyumlu sahte hakikatler anlatmalarıdır.

Türkçe' si safsatalar uydurmalarıdır.

Yalanlara gerçekmiş algısı yaratmalarıdır...

Bilirsiniz yalanlar gerçeklere kıyasla altı kat hızla yayılırlar.

Bu yöntemlerle mantıktan çok duygulara ve inanca hitap edilir.

Çünkü Post-truth çağındayız. Bu çağın dijitalleşmeyle birlikte daha da yayıldığını düşünüyorum.

Beyaz yalan dostu bir çağda yaşıyoruz. Diğerlerini aldatmak bir  faaliyete dönüşmüş durumda.

Şu konuda ikilemdeyiz ama. Bir yandan kendi yalanlarımıza bahane bulurken diğer yandan yalancılığın bu kadar yaygın olması karşısında dehşete düşüyoruz.

Tüm dünyada, yalanın iktidarları yıkan yada ayakta tutan güç olması bu post truht teorisini de   hayatımıza sokmuş.

Oxford Sözlüğü 2016 yılında “hakikat sonrası”nı (post-truth) yılın sözcüğü seçti. Oysa sözcüğün kökeni eskilere uzanmakta. 2004 yılında, Amerikalı araştırmacı yazar Ralph Keyes bu ifadeyi kitabının adına taşıyarak ( Hakikat Sonrası Çağ), toplumlarda gittikçe yaygınlaşan yalanı ve aldatmayı, dürüstlüğün değer kaybedişini derinlemesine incelemiş. İşte dilimize ilk defa çevrilen bu kitap, hakikat sonrasına ilişkin en kapsamlı teorik yaklaşımı sunmuş bizlere...

Yalan ve aldatma nasıl gündelik toplumsal refleksler haline geldi?

Birinin yalan söylediğini bile bile neden onu onaylarız?

Nasıl oldu da kamuoyunu gerçeklerden çok kanaat ve duygular belirlemeye başladı?

 

Bu hayati sorulardan yola çıkan Keyes, tarih boyunca yalan söylediğimizi kabul ederken, bugün neden yalanın geçer akçe olmaya başladığını sorguluyor. Toplumsal yaşamımızı radikal biçimde şekillendirmeye başlayan hakikat sonrası çağın yükselişini ve bu durumun tehlikesini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda  dürüstlüğü nasıl yeniden kazanabileceğimizi de sorgulattırıyor

Biz zeki insanlar bile, suçluluk duymadan paçayı kurtarabilmek için, kendi gerçeklerimizi savunmak için gerçeği örtbas etmeye gerekçeler buluyoruz.

Yalanın meşrulaştırılması, felsefede “safsata” (fallacy) adı verilen hileli akıl yürütme teknikleriyle yapılır. İ

Safsata gerçeklerin ortaya sürülmesi, hakikatın önemsizleşmesi ve hileli bilgiler yüzünden doğru ile yanlış birbirine karışmış durumda.

Yalanın içinde yaşamak, yalanın siyasetine ayak uydurmak, doğrunun tedavülden kalktığı bir  dönemde aklımıza sahip çıkalım derim.

Asıl mesele de;

gerçek, hakikat ve doğruları idrak edebilmek aslında.

Yalanın siyaseti, hileye başvurulması, hakikatın gizlenmesi, medya ve sosyal medya  sayesinde bir virüs gibi yayılıyor.

Rasyonel yanıtlar aramak yerine, önyargılarla, duygularla, inançlarla hareket eden kitleler hedeflerinde.

Gerçekliğin önemsizleştirilmesi siyasetinde, hakikatin bir önemi kalmaz.

Önemli olan kitleleri istenilen istikamete çekmektir.

Hap haline getirilen algoritmalar (amaca ulaşmak için tasarlanan yol) sayesinde herkes nasibini alıyor gerçek dışı bilgilerden.

Sosyal medya lobileri, birbirine benzeyen, siyasi görüşleri, gelir- eğitim düzeyleri ve yaş guruplarını bir arada tutmaya çalışırlar. Algoritmaları tam da onlara göre hazırlarlar.

Bu verilen bilgileri eleştirel süzgeçten bile geçirmeye gerek yoktur artık. Doğruluk payı yüzde- yüz kabulümüzdür.

Nasıl olsa tüm sorumluluk kaynağı muhalefete aittir.

Düşünmeye, bilgi edinmeye- araştırmaya, gerçeği görmeye ne gerek vardır ki...

Hap bilgiler yeterlidir uyutulacak olana...

Doğru ötesi dünyada kafayı çalıştırmaya gerek bile yoktur... Sorgulayıcı akıl becerilerini devreye sokmaya ne gerek var ki...

Doğru ötesi bir dünyada yaşamak çok kolay...

"Doğru Ötesi,"ler ne diyorsa neye inanıyorsa doğru o...:))

Sosyal medya sayesinde hakikâtin safsatalaşması  iyice pekişti.

Kimse eleştirel bakış açısını, doğru bilgiyi- veriyi kontrol etmeyi düşünmüyor bile. Analitilik düşünme yerine, katılaşmış- kalıp bilgilerin onaylanması peşindeler.

Bu bilgiler, inançlarının ve yanılmadıklarının teyidinde, uygun bilgi olduğundan kabul ediliyorlar.

Safsatalar, sadece düşük eğitimli kitleler de değil, bilgiyle mankurtlaşmış kesimde de etkili sonuç veriyor.

Ve safsatalarla yön verdirilen bir dönemdeyiz.

Doğruları yalana, safsataları doğruya çevirmek çocuk oyuncağı onlar için.

Hileli akıl yürütme, mantıksız savlar, hileli zarlar... yöntemleri.

Hakikat bilginin içinde gizlidir.

Önüne hap olarak sunulan bilgide değil...

Yada sen gerçek bilgiye ulaşma diye önüne sunulan hazır bilgilerde de değil. Gerçek bilgilere ulaşmak gerek...

Analitik düşünmek gerek bu yüzden.

Gerçek, var olmak için hiç bir şeye gerek duymaz.

O gerçektir çünkü...!

Ama ortaya çıkabilmek için zihne muhtaçtır.

Senin zihnine!...

Bizim zihnimize!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?