Bir Ateistin Müslümana Verdiği Ders

Konuşurlarken her ikisi ateist Müslümana şöyle diyor: Şayet insanlar (en azından Müslümanların tamamı) peygamberlerin ortaya koyduğu hayat stratejisini, hareket ilkelerini uygulasalardı dünya böyle kötü bir yer olmazdı. Müslüman hayretle soruyor: Sen peygamberlere inanıyor musun? Hayır ama bu onların yaşadığı gerçeğini değiştirmez. Onların insani anlamda hayatlarını incelediğimizde bu ilkeleri açıkça görüyoruz ama bugün insanlarda bunu görmemiz mümkün olmuyor. Ancak ilginç olan ise bu ilkeleri Müslümanlarda da göremeyişimizdir. Bu nedenle bugün yeryüzü bir kargaşanın kucağında can çekişiyor. Hayatın yeniden normale dönmesi için bu ilkelerin sıkı sıkıya uygulanması şart ve inansın inanmasın herkes için bu böyledir.

Birincisi şudur: Hakkı söylemek, savunmak veya desteklemek için güçlü olmayı beklemezler. Bu anlamdaki korkularını ve tereddütlerini izale etmişlerdir. Çünkü bu tereddüt ve korkuların zamanla içselleşmesi ve bizim bir parçamız haline gelmesi söz konusudur. Dikkat etmezseniz bu sizin normaliniz haline gelecek ve bunun nereden kaynaklandığını bile unutacaksınız. Bu halinizle iyilik, doğruluk ve güzellik  adına yapmak istediğiniz her şey içinizde oluşan bu bariyere takılacaktır. Artık güçlü olsanız da bir şey fark etmeyecektir çünkü şimdi de gücü kaybetmekten korkacaksınız. Nisa Suresi 75. Ayet: Size ne oluyor da Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?

İkincisi şudur: İnsanlara maddi yardımda bulunmak için yani infak etmek için zengin olmayı beklemezler. Ancak insanların birçoğu bu konuda da korkuya kapılırlar: Fakirlik korkusu. Bu durumda bu korkuyu gizlemek adına şöyle bir mazeret öne sürerler: Bir zengin olursam o zaman yapacağım yardımları görün siz. Hatta kendi içindeki ‘hadi oradan’ diyen sesi bastırmak adına cömertlik hayalleri kurar ve sonunda bu hayalleri rüyaya dönüşür. Artık kendisi de inanır bu yalana. Halbuki bu yardımlar ve yardımlaşmalar kalpleri yumuşatır, insanları birbirine yaklaştırır fakat böyle bir durumda çıkarları bozulanlar limon sıkar bu anlayışın içine: Boş versene, sen mi kurtaracaksın bu dünyayı? Hadid Suresi 10. Ayet: Size ne oluyor da Allah yolunda harcama(infak) yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten önce (zorlu zamanlarda) harcayanlar ve savaşanlar, (normal zamanlarda harcayan ve mücadele edenlerle) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Üçüncüsü şudur: İnsanlarla konuşmak, diyaloğa girmek için onların kendilerinden olmasını beklemezler. Ne hazindir ki değil farklı din ve inanışta olanlarla konuşmayı kendi içlerindeki farklı görüşlerle bile diyaloğa girmezler çoğunluk. Aynı dinin farklı mezhepleri, tarikatları, cemaatleri neredeyse birbirlerini yiyecekler. Böylece onları yönlendirenler, liderler, imamlar kendi kusurlarını gizlerler. Hatta (güncel bir durum olduğu için söylüyorum) sosyal medyadaki paylaşımlarını bile beğenmezler. Aynı paylaşımı kendilerinden gördükleri biri paylaşırsa onu beğeni yağmuruna tutarlar. Halbuki biriyle konuşmak, diyaloğa girmek onun yanlışlarını kabul etmek anlamına gelmez. Bilakis yanlışından dolayı onu uyarmak için olabilir ve belki de onu dinledikten sonra kendi yanlışımızı da görmemiz mümkündür. Ayrıca ülkemizde partiler konusunda da bir kafa karışıklığı var. Kim kiminle konuşursa ondandır algısı var. Demek ki siz de onlardansınız ha? Ne münasebet yalnızca konuştuk, birbirimize kendi görüşlerimizi aktardık, ortak bir nokta bulabilir miyiz, diye baktık. Hatta birbirimizi uyardık, sizin bu politikalarınız ülkeye zarar veriyor, diye. Taha Suresi 43-44. Ayet: Firavuna gidin. Çünkü o azmıştır. Onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki öğüt alır yahut ürperir.”

İşin özeti şudur: İnsanları ve insanlığı kurtaracak olan bu ve benzeri ilkelerdir. Bu konuda gereken tutarlılıktır. Yani ilkeli hareketlerdir, ilkel hareketler değil. Şunu da hatırlatalım, ilkellik ilk devirlerde olanlara değil her devirde ilkesiz olanlara verilen bir sıfattır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma

# dikkat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Cervantes - Peki sen nasıl bir Müslümansın?

Hazineye maliyeye toplanan faiz gelirlerinden fuhuş bahis kumar Gazino Casino meyhane vergisi gelirlerinden elde edilen paralar ile 1 milyon tane imam'ın müezzinin kuran hocasının ilahiyat hocasının emekli Diyanetçisinin maaşı ödeniyor ve bu İlahiyatçılar Diyanetçiler haram para ile besleniyorlar ve sizin gıkınız çıkmıyor bu Seyyiata bu Rezalete sayın laklakçı yazar?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 01:15


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?