Sorumluluk beyannamesi

Sorumluluk (mükellef olma) çeşitli sistemlerde farklılıklar gösterse de bizim coğrafyamızda bellidir. Özellikle inancımızın bu coğrafyadaki tezahürü ile âkil (fiziksel ve ruhsal olarak olayları, durumları görebilme ve doğru yorumlayabilme yetisine sahip olmak) ve baliğ (ergenlik çağına girmek ki üst sınır 15 yaştır) olmak sorumlu olmak için gerek ve yeter şarttır. Bu sorumluluğumuzu belirleyen diğer şartlar da sorumluluğumuzun boyutunu gösterir. Hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklenemez, ilkesi burada bize yol gösterir. Sorumluluk konusunda bize zorunlu olarak yüklenenler vardır ve biz kendimizi bundan azat edemeyiz. Bir de kendi isteğimizle yüklendiğimiz sorumluluklar vardır ki kendi irademizle olan seçimimiz dolayısıyla bu da zorunlu hale gelir. Evlilik, siyaset tercihi ile olan sorumluluklar gibi. Yani bu bölümün özeti olarak yaşadığımız evrenin bize yükledikleri vardır ve bizim kendi değerimizi yükseltmek için yüklendiklerimiz sorumluluklarımızdır. Sorumluluklarımızı yerine getirmemek ise sorunları beraberinde getirir. Bugünün dünyasının hali bu konudaki durumumuzun bir göstergesidir.

Bu bölüme şöyle bir anekdotla başlayalım. Dünyanın içinde bulunduğu kötü durumu düzeltmeyi aklına koymuş bir aktivist bir düşünür bir soru üzerine şöyle diyor: Ben önceleri kendi ülkemi düzeltirsem bütün dünyanın düzeleceğini düşünüyordum. Daha sonra yaşadıklarım kademe kademe beni önce kendi şehrimin, ilçemin, köyümün ve ailemin düzelmesinin gereğine götürdü. En sonunda da kendim düzelmeden hiçbir şeyin düzelmeyeceği kanaatine vardım. Örnekten de anlaşıldığı üzere işe kendimizden başlamalıyız. Suya atılan taş gibi her şey bizden başlayarak dışa doğru gidecektir. Aksini düşünmek boş bir hayaldir. Peygamberler bu konunun en önemli örnekleridir. Şimdi ben bir birey olarak önce kendimi bir güzel insan olarak yetiştirmeliyim. Bu hem gelişmeyi ve hem de (asıl misyonumuzdan taviz vermemek şartıyla) değişmeyi içeren bir yoldur. Bu konuda ayak direyenlerin, günümüz şartlarına ayak uyduramayanların sorumluluklarını bihakkın yerine getirmeleri mümkün değildir. Bilakis sorunun en önemli kaynağı onların bu sorumsuzluklarıdır. Ben yaşadığım sürece sorumluluklarımı yerine getirmek adına kendimi, yeteneklerimi geliştirmeli, şartların gereğine göre değişmeliyim. Dünyada olan bitenin beni ırgalaması gerekir. Şairane ifadesi ile: Ne atom bombası/Ne Londra Konferansı

Bir elinde cımbız, /Bir elinde ayna;/Umurunda mı dünya! Tavrını içime sindiremem.

 Sorumluluklarımdan kendimi kurtaracak hiçbir mazeret geçerli değildir. Acizane bir şiirimdeki ifade ile:

Yaşıyor gibi yapamam, yaşamalıyım/Başımı omzumda (onurla) taşımalıyım

Sıcakta yanmalı (her insan gibi) soğukta üşümeliyim/Bana ne diyemem, daha ölmedim.

Sorumluluk konusunda diğer bir husus içinde bulunduğumuz veya mensubu olduğumuz mezhep, cemaat, tarikat, dernek, parti vs. ilgili davranışlarda dikkat etmemiz gerekenlerdir. Mensubu olduğumuz grubun bütünün tek temsilcisi zannedilmesi en başta gelen problemdir. Bu ise sorumluluklarımızı yerine getirmede önemli sorunlar çıkarmaktadır. Her grubun iyi tarafları olabileceği gibi eksik yönleri de olması mümkündür ve her grubun içine sızan münafıklar, doğru dürüst fikri olmayan dolgu malzemelerinin olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca insanların kendi işgüzarlıkları ile gruba yükledikleri (grubun genel yönelişlerine ters) kötü misyonlar vardır. Bir başka husus ise zaman ve mekâna uygun olarak ortaya çıkan bir grup bir süre sonra misyonunu tamamlar. Bu durumda sahneden çekilmesi gerekir. Aksi halde bir kısım çıkar grupları ortaya çıkarak grubu işgal eder ve kötü emellerine alet ederler. Şunu da belirtmek gerekir, çok hızlı ortaya çıkan gruplar çok çabuk da misyonlarını yitirirler. Bu bölümde söylediklerimizin sorumlulukla alakasına gelirsek, çoğunlukla mensubu olduğumuz grubu desteklemekle sorumluluklarımızdan kurtulduğumuzu sanmamızdır. Böylece kendimizi boşa çıkarıp yapılması gerekenlerden sıyrılıp boş işlerin peşinde koşarız.

İnancımız bağlamında sözü bağlarsak ne dün atalarımızın yaptığı iyi şeyler, ne de bugün başkalarının yaptıkları hesap günü bizi kurtaramaz. Onların yaptığı yanlışlar yüzünden cezalandırılmadığımız gibi. Allah sorumluluklarımızı bilme ve yerine getirme konusunda yardımcımız olsun. Yoksa işimiz çok zor.                                                                                                                                                                                                                                                                                        

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma

# Hem, dikkat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?