SAĞLIK ELDEN GİTMEDEN..!

                Bir köşe yazımdan sonra,  profesör doktor Şükrü Özer Hocam ile sohbet ederken :

           “ Yazın çok güzel, tebrikler. Bir soru sorabilir miyim..?  Sağlıklı Gıdaları ( yani hormonsuz ve GDO’ suz, genetiği değiştirilmemiş gıdaları ) nereden bulacağız.? “ diye bir soru yöneltmişti bana.

             Kendisi koskoca profesör olan, hatta işin piri olan Şükrü Hocam, elbette bilmesine biliyordu sorunun cevabını.

             Ancak, belli ki ; benden de duymak istiyordu sorunun cevabını.

              Dün gibi hatırlıyorum cevabımı ve düşüncem yine aynı...

            Kendisine cevaben şöyle demiştim :  “ Sevgili Hocam, sağlıklı gıdaları ve dolayısı ile sağlığımızı  özümüze dönerek bulacağız. Yok başka yolu yordamı..! “

              Çocukluğumdan deneyimlemiştim herkes gibi ben de, görüp yaşadıklarımı.

               En yakın örnekleri de ailemdendi.

               Anneannemler, babaannemler hep tarlalarında, bahçelerinde yetiştirirlerdi sebze  meyvelerini, mısırını, arpasını, buğdayını...

                 O zamanlar yoktu böyle her yerde OSB’ ler, yükselmiş değildi betondan binalar.

                Yazlık Adapazarı’ nın en verimli tarım arazilerinden biriydi mesela o zamanlar.

                Doğa da doğallık da ne güzeldi.

               Bu kadar çok değildi hastalıklar, gıda alerjileri de yok denecek kadar azdı.

               Sağlık koleji öğrencileriydik ama biz bile bihaberdik obeziteden o zamanlar.

               Zaman zaman yazılarımda bahsederim halamın envaiçeşit sebze - meyve dolu muhteşem bahçesinden.

               Halamın bahçesi anlatılmaz, yaşanır ancak..!

                Yine halamdan ve bahçesinde doğal tarımı nasıl yaptığından bahsetmek, örnekler vermek istiyorum Değerli Okuyucularım.

                Sonbahar gelmeden önce ; seneye tekrar ekebilmek için, hasadın en iyilerini tohumluk olarak hemen bir kenara ayırırdı halam.

               O hep böyle sahip çıkardı kendi emeğine,  kendi tohumuna...

               Aslında bir zincirin halkaları gibi, hepsi birbirine bağlı. Ürettikleriyle de hem kendi sağlığına, hem ailesinin sağlığına sahip çıkıyordu böylelikle.

                       *

              Gelelim günümüze, şimdiye ;

              Obezite almış başını gidiyor, sebeblerinin en başında yapay gıdalar başı çekerken, hareketsizlik de paralel olarak yapay gıdalara eşlik ediyor...

              Eğer bizler özümüze döner ; kendi Ata tohumumuzu kullanarak kendimiz ekip, kendimiz biçer, kendimiz pişirirsek yiyeceklerimizi.

             Bir yandan da tarım işçiliğini de kendimiz yaparsak, bol bol hareket edecek, efor sarf ederek kalori yakmış olacağız.

              Obezite hastalığının nedenlerinden en büyüğünü de böylelikle önlemiş olacağız...

              Yaklaşık otuz yıla yakın sağlık sektöründeki gözlemlerime, deneyimlerime, tecrübelerime ve doktorlarımızdan aldığım bilgilere dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim :

                 Aslında hastalıkları tedaviye yönelik çareler değil, hasta olmamak için  çareler aramalıyız.

                Hatta hatta aramamıza dahi gerek yok, arife tarif mi gerekir..!

               Özümüze dönmemiz, kendimiz olmamız kafi..!

               Bu düşünceme eminim ki ; bir çok akademisyenimiz, hocalarımız, işin uzmanları da katılacak, bana da hak vereceklerdir..!

               Bu bizim sağlık politikamız, sağlık reformumuz, amacımız olmalı..!

            

                      *

             Bu hayatın amacı insanca yaşamak olmalı.

             Teknoloji çağında, aklınıza gelebilecek her şeyin akıllı olması kaliteli yaşamak demek midir..?

             Teknoloji hayatı kolaylaştıracak, deniliyor her iki cümlenin birinde...

              Hangi hayatı kolaylaştıracak diye, soruyorum önce kendi kendime, sonra da sizlere ..!

              İnsan hayatı diye bir şey kaldı mı günümüzde..!

              Ne yazık ki kalmadı. Çünkü  insan hayatının olabilmesi için, “ İNSAN “ ın olması gerekir evvelinde.

              İnsan da insanlık da tükenmek üzere, son nefesinde..!

             Katlettik her şeyi. Kalmadı ne doğa ne de doğallığı doğanın..!

             Hiç bir şey eskisi gibi değil, olmayacak da..!

             Ne orman bıraktık, ne hayvan ne deniz ne ırmak, ne dağ ne tepe..! Üç kuruş çıkar uğruna hepsini teker teker yok ettik..!

              Oysa hiç düşünmedik, aslında kendimizi yok ettiğimizi..!

              Bilemedik ; olmayınca orman, su, hayvan, dere tepe, insanın da olmayacağını, olamayacağını...

             Ya da bilmek istemedik..!

             İzin verdik, göz yumduk üç kuruş rant uğruna heba edilmesine...

             Bakın  Almanya doğumlu, Yahudi asıllı ABD'li siyasetçi Henry Kissinger  : “ Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin. “ demiş... Dünya olmuş ; istediğini yaşat, istemediğinin biletini kes ötelere dünyası..!

         Şu an durum bundan ibaret dünyada... Güçlü olanların, güçsüzlere yaşama hakkı tanımama davası, başını almış gidiyor..!

             Bir yandan insan aklını hiçe sayan , hatta insan aklıyla alay eden projelerle gemisini yürütmeye devam ediyor küresel güçler.

            Okumayan araştırmayan, düşünmeyen, sormayan sorgulamayan insan okyanusunda..!

        Bir yandan da, her şeyin akıllısını icat ederek, yardım(!) ediyorlar insanlığa...

                    *

              Farkında bile değiliz hala olanların. Kapılmışız parlak yaldızlı albenili görünüşüne çağın.

             Ötesinde miyiz berisinde miyiz belli değil zamanın.

             Öze, özümüze dönmeden, sahip çıkmadan insana,  taşa toprağa,  suya havaya, tohuma tarıma ...

             Unutalım insanı da, sağlığı da, insanca yaşamayı da..!

              Öncelikle ve de çok acele kendi Anadolu tohumlarımıza sahip çıkamazsak, işte o zaman oturup da ağlayalım halımıza...

               Artık gereken önemi - değeri vererek, sahip çıkmak zorundayız Ata Tohumu’muza..!

               İçinde nelerin olduğu dahi bilinmeyen GDO’ lu tohumlar yerine, kendi tohum üretim ve islah istasyonlarımızın ve çiftliklerimizin  ürettiği, “ Yerli Tohumları “ kullanalım.

              Sağlıklı yaşamak, tarım ve hayvancılıkta ilerlemek istiyorsak, tohumda dışa bağımlılıktan kesinlikle kurtulmalıyız..!

               Sağlıklı beslenmenin yolu doğal beslenmekten geçer.

              Bunu sağlamak için de, mutlaka ve kesinlikle kendi yerli GDO’ suz tohumumuzla ; doğal yerli tohum, doğal mahsul, doğal tarım zincirimizi oluşturmalıyız.

                 Ve bu halkaya doğal hayvancılık, doğal gübre zincirlerini de ekleyip,  “ Sağlıklı Yaşamın Kalbi “ ni  inşa etmeliyiz.

Birgül Soytürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?