NE GELİYORSA BAŞIMIZA, BUNDAN GELİYOR…

          Oturduğumuz yerden ; ahkam kesmeye, her şeyi oturduğumuz yerden halletmeye, sorunları oturduğumuz yerden çözmeye, hatta oturduğumuz yerden ahlanıp vahlanmaya,

ne demek istendiğini dahi bilmediğimiz sözlerle anlamadan bilmeden hayır hasenatta bulunmaya,        laf olsun torba dolsun diye kutlamalara, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeye,

bilip bilmeden her konuda konuşmaya  öyle alışmışız ki…

         Çok şükür her bir şeyi böyle hallediyoruz artık..!

          Ben de diyorum ki :  Hakikatin ırmağında ıslanmadan, yolun karşısına geçip, hayat denen yolda yürüyemezsiniz…

           Bu hayatta dünyanın neresinde olursanız olun, dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın göreceksiniz ki, güçlü olan kazanıyor..! 

           O yüzden,ülke olarak biz de güçlü olmak için çok okumalı, çok çalışmalı, ilime - bilime, düşünmeye, sormaya - sorgulamaya, okumaya - anlamaya, araştırmaya, üretmeye önem vermeliyiz.

            Değerli Okuyucularım, sizlere uzun yıllar yaşadığım Almanya’da görüp yaşadıklarımdan bahsetmek istiyorum.

         Almanya ‘da hemen hemen her yerde, kitap okuyan insanlarla karşılaşırsınız.

          Trende,

          Otobüste,

          Uçakta,

          Vapurda...

          Hatta hatta,  doktorun  muayenehanesinin bekleme salonunda bile  görürsünüz genç - yaşlı  kitap okuyan insanları. 

           Bu arada belirtmeden geçmeyeyim, Almanya’ da doktor muayenehanelerine Korona’ dan dolayı, tedbir amaçlı hala maskelerle giriliyor.

            Ve bekleme salonlarında sandalye ve koltuklarda aralıklarla  oturuluyor.

             Türkiye’ ye gelmeden birkaç gün önce; 87 yaşındaki komşumuz Erika teyzeyle ev doktorumuzun bekleme salonunda karşılaştık.

              Koskoca bekleme salonunda sadece ikimiz vardık.

             Erika teyze, elindeki kitabı okumak için, çantasından gözlüğünü almaya çalışıyordu. Bir ara göz göze gelince bana ; “ Biliyor musun, kitap okuyunca asla gidemeyeceğim yerlere gidiyorum, hiç tanışamayacağım insanlarla tanışıyorum. Adeta yeni bir dünyaya yelken açıyorum. Okudukça unutkanlığım azaldı, hafızam güçlendi. Uykum gelmeyince hemen kitap okuyorum, artık yanlızlığım da azaldı uykusuzluğum da, stresim de. Stresim azaldı, stresim...”  dedi, gülümseyerek...

                         *

           Gerçekten de yapılan bilimsel bir araştırmaya göre ; kitap okumanın, stres seviyesini %68 oranında azalttığı ortaya çıkmıştır.

            İnsan ve Toplum, Psikoloji kategorilerinde eserleri olan, yazar David Lewis’e göre sadece 6 dakika,  sessizce kitap okumak, kalp atışını yavaşlatmak ve kaslardaki gerginliği azaltmak için yeterlidir.

             Beyni çalışmaya zorlayarak, beynin aktif olmasını sağlar ve beynin gücünü kaybetmesini engelleyerek, Alzheimer riskini de azaltır,  okumak.

             Hoş okumak bu kadar önemli olmasaydı, İslamiyet gibi büyük bir dinde  ilk vahyin “Oku” emriyle başlaması ve bu emrin iki defa tekrar edilmesi mümkün olur muydu hiç..!

              Okunması , anlaşılması ve  hayata  geçirilmesi için gönderilmiş ilahi bir kitaptır, Kuran-ı Kerim.

            Çünkü, dinin muhatabı akıl sahibi insanlardır. Aklın gıdası bilgi, bilginin anahtarı ise okumaktır.

          Düşünsenize ; çalışıp çabalamadan sadece, oturduğu yerden Allah’ a yalvarıp yakarmak, dua etmekle her sorunu çözmek , her derde çare olmak mümkün olsaydı Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedebilir miydi..?! 

          Bir Kanuni’ den, bir Fatih’ den, bir Mustafa Kemal Atatürk’ den söz edebilir miydik şimdi..!

           Biz ne yapmışız ? Kuran-ı Kerim’in ilk inen ayetini okuyup anlamak, hayata geçirmek yerine, “ İkra “ kelimesindeki anlama boyutunu gizlemiş ve yalın bir okumayı ibadet saymışız.

            Kısacası ; Kuran-ı Kerim’in ilk inen ayeti İkra’yı, yani “ oku -anla ve uygula ” emrini sadece dilden okumuş olmak için okumuş, anlamadan - bilmeden tekrara, tekrarlayıp aktara dönüştürmüşüz.

         Oysa bu İlahi emir gösteriyor ki ; İslam Medeniyeti’ nin vazgeçilmez ilk prensibi okumaktır, yani “ İkra : oku” dur.

         Oku, geç, okumuş olmak için oku, demek değildir bu..!

         Aslında asıl söylenen ; oku, öğren, çalış çabala ve hayata geçir hayatında uyguladır.  

            Sizce de okumanın, öğrenmenin ve bilmenin dinde ve insan hayatında ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi değil midir bu..?      

         Okumayı sevmiyoruz biz milletçe..!

          Zaten ne geliyorsa başımıza ; cahillikten, sorup - okuyup - öğrenmemekten, sorgulamamaktan geliyor.

           Okumayan ; gelişmelerden, değişimlerden, yeniliklerden, ilimden, teknolojiden, bihaber olur ve çağın dışında kalır.

           Oysa ; okumalıyız..!

           Okuyup öğrenip geliştirmeli, yetiştirmeliyiz kendimizi.

          Bilgiyle donanmalıyız, donanmalıyız  ki ; aklı yok sayan, akla düşman, yaşatmayı değil, öldürmeyi amaçlayan düzene(!) karşı çıkabilelim.

          Kula kulluk etmeden meydan okuyabilelim ; acımasız, adaletsiz, insaftan, insanlıktan, vicdandan yoksun bu düzene...

         Okumak, başarının ilk adımıdır.

         Doğru düşünmek, doğru plan yapmak  ve doğru çalışmanın, geleceğin de anahtarıdır okumak..!

                     *

         Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken,  bir düzene meydan okurken, kütüphanesini yanında taşımış.

         Bu bilgiyi kaçımız biliyoruz ki..!

          Ancak okuyanlar haberdardır bu bilgiden ve görüyoruz ki ; Fatih Sultan Mehmet’in, bir düzene meydan okumasının mihenk taşı da “ okumak” tır.

          Kitap okumayan bir millet ;

        Geçmişini bilmeyen,

        Geçmiş ile bir bağı olmayan,

        Kendi kültürünü tanımayan,

        Yeterli bilgi birikimine sahip  olmayan,

        Sahip olduğu kültür ve bilgi birikimini de gelecek nesillere aktaramayan bir yapıya dönüşür.

                     *

            Genel kültür düzeyimizin, empati yeteneğimizin yükselmesini,

             Hayal gücümüzün gelişmesini,

             Sosyalleşmemizi,

            Zekamızın keskinleşip, beyin gücümüzün artmasını,

            Kelime haznemizin zenginleşmesini,

           Stresimizin azalmasını,

          Bilgi dağarcığımızın genişlemesini,

           Hafızamızın güçlenmesini,

          Alzheimer riskinin azalmasını, konsantrasyonumuzun artmasını,

          Kendi kültürümüzü öğrenmeyi,

          Geçmişimizi bilmeyi,

          Geleceğimizi kazanmayı, çağı yakalayarak çağa bilimsel olarak, teknolojik olarak ayak uydurmayı,

            Ve muhteşem bir dost edinmeyi, istiyorsak ...

         KİTAP okumalıyız..!

         Sırdaş, sessiz, sadık, vefalı, bilgili en yakın dostun adı “ KİTAP ” dır çünkü..!

     

Birgül Soytürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler