Hazreti.Muhammed (sav) rüyası

Bismillahirrahmanirrahim

Bizleri Müslüman olarak yaratan, peygamber ve sahabe sevgisi ile
donatan, Allahu Teala Hazretlerine sonsuz hamdolsun. Âşıkların
gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedince, salât ve selam
sevgilinin üzerine olsun.

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed

Değerli okurlarım! Rüya: İnsan yaratılışı itibariyle, uyurken
uyanıkmış gibi bazı olaylar yaşar. Bunlar ya gündüzün uyanık olduğu
sırada etkisinde kaldığı hususlar olabilir veya bir hikmete dayalı
olarak görülen rüyalardır.

Doğru ve görüldüğü gibi çıkan rüya. Buna "rüyâ-ı sâliha" da denir.
Bunun zıddı, Kur'ân tabiriyle "edğasü ahlam-karışık düş “dür. Bunlar
gerek sadık rüya olsun gerek edges olsun bu iki çeşit rüya hakkında
bilgi vermektedir:

Allahu Teâlâ, insanların Levh-i Mahfuz’daki durumlarını bilen bir
gurup meleği rüya işiyle görevlendirmiştir. Görevli melek Levh-i
Mahfuz Dan aldığı durumları bir takım olaylar ve şekiller haline
sokarak ilgili insanın rüyasında kalbine yerleştirir ki o kimse için
bir müjde veya uyarı ya da kınama değerinde olsun.

Böylece hikmetli, yararlı veya sakındırıcı bir faaliyet gösterilmiş
olur. Rüyalar genel olarak üzere iki kısma ayrılır:

Peygamberlerin ve onlara uyan salih müminlerin gördükleri rüyalar bu
tür rüyalardır. (Sünen- 90) Kur'ân-ı Kerim'de, "edğasü ahlam “
karmakarışık düşler" (Yusuf, Suresi, 44)  Diye bildirilen rüyalardır
ki; şeytanın uyuyan kimseyle oynamasından, kişinin arzu ettiği veya
etmediği bir şeyi çok konuşmasından veya arzu lamasından kaynaklanan
rüyalardır.

Bu rüyalara itibar edilmez. sevgilinin rüyaları sadık rüyalar dandı.
Aynı zamanda, ona rüyasında vahiy de gelirdi. İlk vahiyler ona "Sâdık
Rüyalar" şeklinde gelmiştir.

Buhârî'de Hz. Aişe (r.anha.)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte
şöyle denmektedir: Kâinat’ın efendisi  (s.a.s)'e vahyin ilk gelişi
uykuda rüya-ı Sâliha (Sadıka) görmekle olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) gördüğü bütün rüyalar sabah aydınlığı gibi
apaçık rüyalardı" (Tecr-i Sarih Ter, I,10).Efendimiz (s.a.s) 'ın
rüyasında her gördüğü aynen olurdu. Buhârî, İbn Hanbel, Taberanî ve
Bezzaz'ın rivâyet ettikleri bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s):
"Salih (sâdık) rüya (mü'minin rüyası) peygamberliğin kırk altı
cüzünden bir parçadır" buyurmuştur

Hz. Semure bin Cündüb  (.r.a.) şöyle anlatıyor: Nebiler Nebisi’nin
(s.a.v.) sabah namazını kıldıktan sonra“İçinizde rüya gören var
mıdır?” diye ashabına yönettiği soru pek çoktur. Ashaptan birisi rüya
görmüşse Allah Rasulü (.s.a.v.) o kimsenin rüyasını Allah’ın (c.c.)
dilediğince tabir buyururdu.

Allah Rasülü  (.s.a.v.) bir sabah bize şöyle anlattı: “Bu gece rüyamda
bana her zaman gelen iki melek (Cebrail (a.s.) ve Mikail (a.s.) geldi.
Bunlar bana, ‘Haydi yürü’ dediler. Ben de kendileriyle yürüdüm.

Derken arka üstü yatmış bir adamın yanına geldik. Bunun başucunda,
elinde bir taş parçası ile bir başkası duruyor ve elindeki taşı o
yatan adamın başına atıp başını yarıyordu. Taş da şu tarafa doğru
yuvarlanıyordu.

O adam da taşın arkasından koşup alıyordu. O dönüp gelmeden
(berikinin) başı eskisi gibi iyi oluyordu. O adam dönüp gelince
birinci defada yaptığını yine yapıyordu. Ben bu
meleklere“‘Sübhanallah! Bu nedir’ dedim. Onlar ‘Yürü, yürü’ dediler.

İlerledik, derken ensesi üzere (sırtüstü) yatmış bir adamın yanına
vardık. Yanı başında birisi elinde demirden çatal, bir kanca
duruyordu. Bu kişi elindeki kancayı yatan adamın yüzünün bir tarafına
sokuyor, yanaklarını, burnunu ve gözünü kafasına kadar parçalıyordu.
Sonra öteki tarafa geçiyor, orasını da böylece parçalıyordu.

Bu tarafın işini bitirmeden daha önce tahrip ettiği taraf eski haline
gelip iyileşiyordu. Sonra buraya dönüyor birinci defada yaptığını yine
yapıyordu. Ben ‘Sübhanallah! Bunlar nedir? Dedim Bana ‘Haydi yürü,
yürü’ dediler.

Yürüdük. Tandıra benzer bir yere uğradık (Ravi diyor ki: Zannedersem
Rasulallah (s.a.v.) şöyle dedi: Orada uğultu ve bir takım sesler
vardı.

Tandırın içine baktık, orada çıplak erkek ve kadınların altlarından
alevler yükseldikçe bağırıyorlardı. Ben tekrar ‘Bunlar kimlerdir?’
dedim. O iki melek bana ‘Yürü, yürü’ dediler. Yürüdük, derken bir
nehre vardık. (ravi diyor ki: Zannedersem peygamberimiz (s.a.v.) bu
nehrin suyunun kan renginde olduğunu söylüyordu.)

Nehirde bir adam yüzüyor, nehrin kıyısında da pek çok taş toplamış
bulunan birisi duruyordu. Bu yüzücü yüzebildiği kadar yüzüyor, sonra
yanında taşlar bulunan kıyıdaki adamın yanına gelip ağzını açıyordu.
Kıyıdaki adam onun ağzının içine bir taş atıyordu. O da yürüyüp
yüzüyordu.

Sonra tekrar dönüyordu. Her döndüğünde ağzını açıyor, o da ağzına bir
taş atıyordu. Ben o iki meleğe ‘Bu iki adamın hali nedir?’ dedim.

Onlar bana ‘Yürü, yürü’ dediler. Yürüdük, çok yürüdük. Çok çirkin
(yahut diğer bir rivayete nazaran senin gördüğün çirkin adamların en
çirkini) bir adamın yanına gittik. Nezdinde bir ateş vardı.

Onu durmadan yakıyor ve çevresinde koşuyordu. Ben o iki meleğe ‘Bu
adamın hali nedir?’ dedim. Onlar bana ‘Yürü, yürü’ dediler. Yürüdük.
İçinde her çeşit çiçeğin bulunduğu sık ve uzun bitkilerle kaplı bir
bahçeye geldik. Bahçenin ortasında uzun bir adam vardı.

Semaya doğru uzanan boyunun uzunluğundan başını göremeyecektim. Bu
zatın çevresinde pek çok çocuk vardı ki, o kadar çok çocuk
görmemişimdir. Ben ‘Bu adam ve bu çocuklar kimlerdir?’ diye sordum.
Onlar bana ‘Yürü, yürü’ dediler.

Yürüdük. Derken büyük bir ağaca rastladık ki, ondan daha büyük ve daha
güzel ağaç görmedim. Bana ‘Buraya tırman, çık’ dediler.

Birlikte o ağaçta bulunan bir şehre doğru çıktık. Şehrin binaları
altın ve gümüş tuğlalardan yapılmıştı. Şehrin kapısına vardık, kapının
açılmasını bekledik. Kapı  açıldı. Biz de içeri girdik.

Bizi bir takım adamlar karşıladılar. Onların vücutlarının yarısı senin
gördüğün şeylerin en güzeli gibi idi. Vücutlarının diğer yarısı da
gördüğün şeylerin en çirkinine benziyordu.

Yanımdaki o iki melek bu kimselere ‘Haydi gidiniz, şu nehre giriniz’
dediler. Baktım, enine akmakta olan bir nehir. Suyu da beyazlıktan
yekta. Onlar gittiler, bu nehre girdiler.

Sonra bize dönüp geldiler ki kendilerinden o çirkinlik gitmiş, en
güzel bir hale gelmişler. O iki melek bana ‘Burası Adn cennetidir.
Şurası da senin makamındır’ dediler.

Gözlerim yukarıya doğru kalkınca bir de ne göreyim: Bir köşk, bembeyaz
birer bulut gibi onlar. Bana, ‘İşte bu köşk, senin makamındır’
dediler. Ben, ‘Allah (c.c.) sizi mübarek kılsın, beni bırakın da oraya
gireyim’ dedim. O iki melek ‘Şimdi olmaz, fakat sen oraya gireceksin’
dediler.

Ben o iki meleğe ‘Bu gece ilginç şeyler gördüm. Bu gördüğüm şeyler
neydi?’ diye sordum. ‘Şimdi sana anlatacağız’ dediler.

Hani yanına ilk vardığın başı taşla yarılan adam yok mu? O, Kur'an-ı
Kerim’i öğrenmişken onu terk etmiş, farz namazı kılmadan uyumuş
kimsedir.

Hani şu yanağı, burnu ve gözleri kafasına kadar parçalanan adam yok
mu? O, bir kimsedir ki, sabahleyin erkenden evinden çıkınca bir yalan
söyler ki, o söylediği yalan bütün afakı kaplardı.

Hani o tandır gibi bina içinde gördüğün adamlar var ya, onlar zina yapanlar.

Hani nehirde yüzüp de ağzına taş atılan adam var ya, o da faiz yiyendir.

Hani ateş yakan ve ateş çevresinde koşan o çirkin suratlı adam yok mu?
O da, cehennem muhafızı Malik’tir.

Hani o bahçedeki uzun boylu zat ise Hz. İbrahim’dir (a.s). O’nun
etrafındaki çocuklarda doğup da fıtrat üzere ölen çocuklardır.
(Berkani’nin rivayeti İslam fıtratı üzere doğan şeklindedir.)

sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) rüyasının bu kısmını anlatırken ashap
şu soruyu yöneltti: ‘Ya Rasulallah! Ya müşriklerin çocukları?
‘müşriklerin çocukları da ahirette Müslümanların çocuklarına
tabidirler’ cevabını verdi.

Hani şu vücutlarının yarısı güzel, yarısı da çirkin olan kimseler yok
mu? Onlar iyi bir ameli başka bir kötü amelle karıştırmış kimselerdir.

Rabbim sevgilinin nurlu yolundan ayırmasın..

"Kim beni rüyada görürse şefaatim ona vacip olur.Ben kime şefaat
dersem cehennem onun cesedini yakmaz." Hazreti Muhammed (sav)

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Yıldız - Mesaj Gönder --- Okunma

# yok, bilgi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler