BİR BÜYÜK KAHRAMAN FAHRETTİN PAŞA

Medine müdafaası tarih sahnesinde Osmanlı’nın son perdesiydi.

“Unuttuk İlhan’ı Kara Oğuz’u

İşledik seni gözbebeğimize

Bağışla ey Şefi kusurumuzu

Bin küsür senelik emeğimize.

            Nedense kimseler dinlemez eyvah

            O kadar saf olan dileğimizi

            Bir ümmi sende ya Resullullah

            Ancak Sen okursun yüreğimizi

Yapamaz Ertuğrul evladı sensiz,

Can verip cananı veremez Türkler

Ebedi hadimel harameynimiz

Ölsek de ravzanı ruhumuz bekler.”

Asıl adı Ömer Fahrettin Türkkan’dır. 4 Şubat 1868’de Tuna Nehri kenarında küçük bir kasaba olan Ruscuk’ta doğmuştur. Babası Nizam-ı Cedit Topçu Başısı Ömer Ağa’dır. Annesi, Mohaç kahramanı Akıncı Beyi Bali Bey’in soyundan gelen Fatma Adile Hanım’dır.

Henüz çocuk iken yaşadığı Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi), Ömer Fahrettin’de asker olma isteği uyandırmıştır. Onun da tanık olduğu 93 Harbinde binlerce Türk hayatını kaybetmiş, binlercesi de göçe zorlanmıştır.

14.yy’da Balkanlara yerleştirilen Türkler, 19.yy’da bölgedeki topraklarımız kaybedildikçe geriye, tersine göç ile karşı karşıya kalmıştır. Sahip oldukları her şey zorunlu olarak terk edilip Anadoluya gelirken yaşanan o hüzünlü vedayı yaşayanlardan birisi de Ömer Fahrettin’dir.

Ailesi ile birlikte İstanbul’a gelen Ömer Fahrettin, Harp Okulunu ve sonrasında Harp Akademisini bitirdikten sonra 1891 yılında Kurbay Yüzbaşı olarak Osmanlı Ordusu’na katıldı. 1908’e kadar merkezi Erzincan’da bulunan 4.Kolordu da görev yaptı.

Meşrutiyet’in ilanından sonra Yarbaylığa terfi etti ve İstanbul’da Selimiye 1.Nizamiye Tümen Kurmay Başkanlığına getirildi. Balkan Savaşlarına katıldı. Bu savaşlarda gösterdiği başarılardan sonra I. .Dünya savaşı patlak verince 4.Ordu Komutanlığına bağlı 12.Kolordu Komutanlığına atandı. 1915’te 4.Kolordu Komutan Vekilliği ile görevlendirilen Fahrettin Paşa, bölgedeki Ermeni İsyanlarına karşı mücadele verdi.

23 Mayıs 1916’da Medine’ye gönderilen Fahrettin Paşa, I.Dünya Savaşı sonuna kadar 2 yıl 7 ay Medine’yi İngiliz’lere ve Arap’lara karşı savundu.

Fahrettin Paşa’nın Unutulmaz Medine Savunması

Medine Savunması tarih sahnesinde Osmanlı’nın son perdesiydi. Medine savunması askeriyle tek vücut olmuş bir Osmanlı Paşasının vatan ve peygamber sevgisinin yansımasıdır.

Fahrettin Paşa yazışmalarında askerlerimiz için Mehmetçik tabirini kullanmakta, onları peygamberin askerleri olarak nitelendirmektedir.

İngiliz oyunlarıyla, Bedevilerin isyanlarıyla, açlıkla, susuzlukla, 50 dereceyi aşan kavurucu sıcaklıkla, ağır ve bulaşıcı hastalıklarla, ağır çöl koşullarıyla, canla başla Medine-i Münevvere’yi, Hz. Muhamed’in Kabrini son ana kadar savunan, teslim çağrılarını geri çeviren Fahrettin Paşa’nın bu dik duruşunu ancak vatan ve peygamber sevgisiyle izah edebiliriz.

Fahrettin Paşa Temmuz 1916’dan ocak 1919’a kadar sürecek, Peygamber Efendimiz’in kabrini düşmana bırakmamak için İngilizlerle ve isyancı Araplarla mücadele edecek, isyancı Arapların baskınları, pusuları, demir yollarının bombalanması gibi pek çok olayın yaşandığı bu mücadelede en temel sorunlardan biri açlık ve susuzluk olmuştur. İngiliz Lavrens’in adamları ve Arap isyancılar tarafından su kuyuları zehirlenmiş, demiryolları bombalanarak Medine’ye Türk askerlerine gıda sevkiyatı engellenmiştir. Bunun üzerine açlıkla mücadelede, hurma çorbası ve hurma çekirdekleri öğütülerek elde edilen undan ekmek yapıp askerlere yedirilmiştir.

İngilizlerin ve isyancı Arapların Medine Kalesini muhasara etmesi üzerine askerlerimiz açlıkla boğuşurken ilginç bir olay yaşandı. Şehir çekirgeler tarafından istila edildi. Bunun üzerine Fahrettin Paşa askerlerini toplayarak Peygamber Efendimiz zamanında da Hicaz’da çekirge istilasının yaşandığını, sahabenin çekirge yediğini anlatan bir bildiri yayınlamıştır. Çekirgenin serçeden ne farkı vardır? İkisi de kanatlıdır. Çekirgeler de taze ot yer ve temiz yerlerde gezerler diyerek kendisi de yemiş ve gayet lezzetli olduğunu söyleyerek, o günlerde açlık sorununa geçici de olsa bir çözüm üretmeyi başarmıştır.

Fahrettin Paşa’nın Medine’yi müdafaası devam ederken, Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamış, yenilgiyi kabul etmiştir. Bu antlaşma uyarınca Fahrettin Paşa’nın İngiliz Kuvvetlerine teslim olarak Medine’den çekilmesi gerekiyordu. Ancak Paşa, bütün teslim ol tekliflerini geri çevirmiş ve teslim olmamıştır.

İstanbul Hükümeti çektiği telgraflarla, Medine’nin anahtarını bir İngiliz Subayına teslim et diyordu. Paşa, “böyle bir şey yapmaktansa silahlarımızla dövüşerek ölmek evladır. Buranın teslimi için yalnız Harbiye Nazırının ve hükümetin emri yetmez. Mutlaka Hilafet ve Padişahın bir iradesi olmalıdır.” diyerek direnişe devam etmiştir.

Bu arada İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması’nın bazı maddelerini bahane ederek vatan topraklarının bir kısmını işgal etmişlerdi. İstanbul da İngiliz işgali altındaydı. Padişah, Medine’nin Osmanlı askerleri tarafından boşaltılmasını öngören bir irade yayınlayarak Fahrettin Paşa’ya göndermiştir. Ancak Medine Savunmasını bırakmamakta kararlı olan Paşa, Padişahın İngiliz baskısı altında kaldığı için böyle bir irade yayınladığını söyleyerek bu emri de yerine getirmemiştir.

Gelinen noktada mesele içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Medine’nin Osmanlı Devleti ile kara ve demiryolu ulaşımı kesilmiştir. Askerin cephanesi ve erzağı tükenmiştir. Osmanlı Toprakları da itilaf devletleri tarafından işgal edilmiştir. Bu durum karşısında Fahrettin Paşa’ya eğer Medine boşaltılmazsa İstanbul’unda İtilaf devleri tarafından işgal edileceği söylenerek Medine’nin teslimini öngören anlaşma gönülsüzce imza edilmiştir.

Fahrettin Paşa, gözyaşları içinde son kez Peygamberimizin kabrini ziyaret ederek dua etmiş, kılıcını İngilizlere teslim etmeyip,  Peygamber Efendimizin kabrinin başına bırakmış ve oradan ayrılmamıştır. Bayrağımı burçlardan indirtmem, “Efendimizi bırakmam” diye haykıran ve İngilizlere teslim olmayan Fahrettin Paşa, kendi subayları tarafından Hz. Muhammed’in mezarından zorla çıkarılmıştır.

İngilizler tarafından Malta’ya sürülen Fahrettin Paşa, buradan bir yolunu bulup kaçarak Anadolu’ya ulaşmıştır. Bu sırada İstiklal Savaşı başlamıştı. Fahrettin Paşa’da Anadolu’ya geçerek İstiklal Savaşı’na katılmış, kendisi Afganistan’a, Kabil Şehrine Büyükelçi olarak görevlendirilmiştir. Burada ve bu bölgedeki Türklerin Türk Kurtuluş Savaşına yaptığı yardımları organize etmiş ve Ankara’ya ulaşmasını sağlamıştır.  22 Kasım 1948’de bu dünyadan göçen  büyük kahraman Fahrettin Paşa’yı  saygı, şükran ve minnetle anıyoruz.

Büyük kahraman Fahrettin Paşa

Türk Milleti sana minnettardır.

 

KAYNAK: Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ve Unutulmaz Medine Müdafaası-Mahmut Şener , Türk Arap İlişkilerinin Kırılma Noktası ve Medinenin Tahliyesi-Süleyman Beyoğlu , Medine Müdafaası-Feridun Kandemir , Medine Müdafaası Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa-İsmail Bilgin,  Çanakkale’den Cumhuriyete ADI DUYULMAMIŞ KAHRAMANLAR- Ali Çetinkaya.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?