Yüreğimiz ağzımıza geldi..!

              Hala daha depremin şoku içerisindeyim Değerli Okuyucularım. Öyle yazmaya çalışıyorum bugünkü yazımı.

               Sabaha karşı saat 04: 08 civarında beşik gibi sallanmaya başladık.

              1999 Depremi’ nin travması yeniden depreşti.

               Depremi yaşayanlar bilirler ; insanın kanı çekiliyor - kanı donuyor adeta ve ışığa yakalanmış tavşan misali öylece kala kalıyor olduğu yerde, kıpırdayamıyor bir an…

                Ben de, zangır zangır titreyen İstanbul - Ankara hattının üzerindeki bir evde ne yapacağımı düşünemeden ama duayı da dilime pelesenk ederek  fırladım yatağımdan.

                 Neden sonra az da olsa toparlayabildim kafamı ve annemin olduğu odaya koştum. Anneciğim de 1999 Deprem’ ini yaşadığı için, o da korkudan kalakalmıştı öylece yatağında. Kardeşim de yanımıza gelmişti o arada…

                  Korkudan dudakları bile moraran annem, apar topar dışarıya çıkmak isterken neredeyse merdivenden düşüyordu.

                  Ya olamasaydık yanında annemin..! Düşecekti merdivenden inemeden aşağıya.

                  Ve nihayet hep birlikte inebilmiştik aşağıya.  Sokağımız da  insanlarla dolmaya başlamıştı zaten. Diğer sokaklar, caddeler de yatağından fırlamış insanlara ev sahipliği yapıyordu, herkes sokaktaydı..!

                   Herkes telefonlara sarıldı. Çok şükür telefonlarda bir sıkıntı yoktu ve sevdiklerimize ulaşmamız bir nebze hafifletiyordu endişemizi, korkumuzu.

                    Sosyal medya üzerinden ne olduğunu anlamaya çalışıyordu herkes. Çoluk çocuk yaşlı genç hepimiz, herkes, millet sokaklardaydı.

                   Ödümüz patladı yine..!

                   Endişe ve korkuyla karışık şöyle bir etrafıma baktım, var mı bir toplanma alanı acaba diye.

                   Kimse ne yapacağını bilmiyordu, bilemiyordu. Komşulara emanet ettikten sonra annemi, kardeşimle birlikte ;  birilerine bir şey olmuş mu, var mı bir hasar yaralanma diye etrafı dolaşmaya başladık.

                Ve nihayet gelmeye başladı ; depremin 6,0 büyüklüğünde, 8 şiddetinde ve toprağın 3,9  kilometre derinliğinde  olduğu bilgileri de.

                 Anlaşılan şu ki ; daha birkaç gün önce deprem tatbikatı yapılan güzel vatanım, depreme hazır olmak bir yana dursun, kimse ne yapacağını dahi bilemedi..!

                  Bir toplanma alanı bile göremedim etrafımızda…

                 Biliyorum yine aynı nakaratları tekrarlayacağız.

                Birkaç gün depremi ve neler yapılabiliri konuşacağız.

                 Belki birkaç gün daha yazılıp çizilecek. Tv ekranlarında da tartışılacak, bilen de bilmeyen de konuşacak her zamanki gibi.

                  Sonra mı..?

                  Sonra hep yaptığımız gibi, unutacağız yine!

                 Bir dahaki depreme, deprem yıldönümlerine kadar hepimiz unutacağız..!

                 Hep böyle olmadı mı bu güne kadar..? Bakın şöyle bir etrafınıza, kim, hangi belde hangi yer hazır ki depreme..?

                 Bizler de unutacağız, bizleri yönetenler de. Belki birkaç partinin seçim propagandasında yer alacak deprem, şu seçim atmosferine girdiğimiz dönemde.

               Değerli Okuyucularım; bazı şeyleri dikkate almamız, unutmamamız hatırlamamız için, Prof. Dr. Naci Görür’ ün Twitter’dan yaptığı paylaşımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

             Şöyle diyor Prof. Dr. Naci Görür : “ Arkadaşlar, Düzce’de olan bugünkü deprem ile bu yörede enerjinin büyük ölçüde boşaldığını düşünüyorum. Ancak Bolu Dağı Tüneli ile Bolu güneyi arasında, KAF’a bağlanan hat henüz kırılmadığı için bu kesim riskli bölge olarak düşünülmelidir. Sevgiyle.”

                Depremi hep yüreğimiz ağzıma geldiğinde, ödümüz patladığında hatırlamamamız dileği ve ümidiyle…

Birgül Soytürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gamze H - Selamlar olsun Birgül hanım. Yaşadığınız korkuyu hepimiz yaşadık. Bir hışımla yataktan kalkmalar, koşa koşa sokağa çıkmalar… 1-2 saat sonra da evimize dönmek zorunda kaldık. Nereye gidecektik ki… Şimdi tekrar girdik evlerimize ama sanki bir türlü o deprem öncesi huzuru yakalayamıyoruz. Herkesin içinde bir korku, herkes aynı odada oturuyor. Atlattığımız depremler asla basit olmuyor, çok şükür ki yıkımımız yok, bu da binaların çoğunun deprem yönetmeliğine uygun olması ancak 99 depremi öncesinden kalma binalar hala var şehrimizde. Çoğu da karaağaç caddesinde, biri de bizim evimizin yanında. Ben bizim evimize güveniyorum, insan kendi evine güvenebiliyor evet ama yanındakine de güvenmek gerekmez mi? Bunu nasıl yapacağız? Yanımızdaki, arkamızdaki, önümüzdeki binalara nasıl güveneceğiz? Galiba hiçbir zaman tam anlamıyla emin olamayız. Tevekkül ederek Allah’a güvenmekten başka çaremiz yok sanırım.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 25 Kasım 19:52


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?