İnsanlığa İhanettir Kadına Şiddet..

Bu hafta, " Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele" haftası...

Günümüzde, dünyanın birçok yerinde kadına yönelik şiddet farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Kadınlara uygulanan psikolojik ve fiziksel şiddetin ortadan kalkması toplumların kararlı mücadelesi ile mümkün olacaktır. Tüm kadınların şiddete maruz kalmadığı bir dünya temenni ediyoruz hepimiz... Çözümler...!

Sosyal medya ve basın bu konuda çok aktif.
Çözüm için her türlü veriler beyan edilmiş.
Mor çatı ve Kades ön planda.
Biz kadınlar biliriz ki bir şeyler eksik... Erkek hegomanyasının egemen olduğu bu toplumda yanlış giden bir şeyler var. Yanlış gidilmesini isteyen birileri de...

Toplumumuzda kadınların şiddet konusunda bile bilgi sahibi olmadığını görüyoruz. Psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmış kadınlar hep susmuştur.
"Kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla büyüyen kadınlar susmuştur.
Yuvayı ayakta tutarken, erkeğe de boyun eğmeyi öğrenmiştir... Bunu meziyet sanmıştır üstelik...

Şiddet sadece fiziksel değildir.
Psikolojik şiddete maruz kaldığını bile fark etmeyen kadınlarımız mevcut.

Şiddetin öğrenilmiş bir davranış olduğu, altında eğitim ve ekonomik sebeplerin yattığı düşünülür. Yani eğitim almış doktorun mühendisin, avukatın hakimin...vb... şiddete meyilsiz olduğu mu sanılıyor...? Gülerim buna işte...
Ekonomisi güçlü biri... buna da gülerim işte...

Kadına şiddeti durdurmak konusunda ortaya atılan bir çok veri anlamlı bir bilgiye dönüşmediği sürece değersiz ve geçersizdir.
Bu verilerin içerisinden çıkarılabilecek anlamlı sonuçlar gerek bize.

Yalandan yere, yılda bir kez "Kadına Şiddete Hayır" günleri çözüm değil... Kimseyi kandırmayın...

Kadına yönelik şiddet konusunda verilebilecek eğitim gerek bize.
Ve bu eğitimlerin eğitim kurumlarında zorunlu olması da...
Çocukluktan itibaren bir ders olarak görülmesi de gerekli... Belki de en öğrenilmesi gereken ders budur.

Biz kadınlar şunu biliriz ve görürüz...
Şiddet sadece fiziksel davranış değildir. Ve sadece koca evinde olmaz...
Baba evinde de psikolojik şiddete maruz kalan kadınlarımız var. Mal paylaşımına bir bakın...
Yok demeyin... Bunlara hepiniz şahit olmuşsunuzdur.

Yani demem o ki...
Herkes huyunca vurmuştur kadına... El vurmuştur anlarız da, can neden vurur anlamayız hala...

Biz kadınlar kendimize güveni öğrenene kadar bu şiddet devam edecek. Kendimizden gayrısına değer verip kendimizi geri plana atmaktan vazgeçene kadar da devam edecek.

"Kendine Ait Bir Oda Kitabında"
Virginia Wolf şöyle der;

Kadınların eğitime kabiliyetleri var mıdır yok mudur?.. sorusuna;
Napolyon olmadığını düşünüyor.
Ruhları var mıydı?

Goethe, kadınlara saygı duyulmasını söylerken, Mussolini onları küçümsüyor.

Her daim kadınlar hakkında bir şeyler söyleyip onları küçümseme hakları vardı.
Neden...?
"Kadınlar asırlar boyunca erkeği iki kat daha büyük gösteren ayna görevi gördüler. Tadına doyulmaz büyülü bir ayna.

Mussolini ve Napolyon kadınları bu kadar aşağı görmeselerdi, bu kadar yüksekte olamayacaklardı. Kadın eleştirisi onları rahatsız eder. Aynada ki görüntü küçülür. Erkek evinde kendini büyük görmezse dışarıda nutuklar vermeyi, kaleler fethetmeyi, yasalar koymayı, kitaplar yazmayı...vb. nasıl sürdürebilir...?

Bu aşağılanma ve değersiz durumda bile kadınlar şiir ve kitap yazmaya çalışmışlardır. Erkeklerin alaylı eleştirilerine rağmen. Titrek, korkak, kuralları aşmadan, söyleyeceklerini tam ifade edemeden yazmaya çalışmışlardır.

Aslında sadece erkeklerin yazdığı "eril" düşünceli kitaplara alışık olan insanlar, belki de "dişil" düşünceli bu kitapları yadırgadılar.

Savaşlarla bezeli, yıkıcı (eril) hikayelerin yanında bir kadının yapıcı (dişil) yazdığı hikayeler onlara basit gelmiş ve alay etmiş olabilirler.
Belki de işlerine gelmedi.

Elizabeth dönemi edebiyatı işte kadınlar için bu kadar zordu. Kabul edilmediler ve alaya alındılar. Cinsiyet kısıtlaması her dönemde her yerde olduğu gibi, edebiyatta da önümüze çıkıyor .

Kadının özgür olmadığı, üretmediği, hayatın içinde olmadığı her durumda "Eril- erkek- yıkıcı- mantık" ön plandadır.

Kadın eğitime erkekle beraber yürüseydi ,maddi ve manevi özgürlüğü olsaydı daha güzel çocuklar yetiştirebilirdi.

Özgüven ve güvenin olduğu hiç bir yerde yıkıcı öğretiler olmaz. Doğal ihtiyaçları için bile savaş veren bir kadın soyundan bahsediyoruz.
Ve "SOYU" devam ettirenlerden.

"Kadınlar" üstünde oyun oynadıklarını düşünüyorum.
Çünkü kadın özgür olmazsa, özgüveni olmazsa, yaratıcı- üretken olmazsa aile bozulur.
Aile bozulursa toplum bozulur Toplum bozulursa Ülke bozulur...

Şiddetin haklısı olmaz...
Aması ve iyi hali de olmaz...!
Kadına yönelik şiddet topluma yapılan şiddettir.

Bu şiddete karşı yalnızca bir gün değil her gün “DUR!” diyor, böyle günlere ve yardım çağrılarına gerek kalmayan bir gelecek diliyorum...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kamer - "El üzer anlarız da, can niye üzer anlamayız".

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 11:32


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler