YERLİ VE MİLLİ

Yerli malı milletimize güç, ekonomiye can, toprağa bereket, geleceğe umut verir.

Ülkemiz için önemli ve anlamlı bir hafta olan “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” kutlu olsun.

Fındık, fıstık,  ceviz, incir....vb. gibi meyvelerin sınıfları doldurduğu bir hafta geçirdik.

Çocuklara sorsak neydi şimdi bu diye...?

Bir şey söyleyebilirler mi?

Biz ne biliyorduk ki çocukken bu konu hakkında?

Aslında yerli ve milli dersi olmalı. Hem de zorunlu ders...

Yerli ve milli tanımı oldukça karmaşık hale gelebiliyor bazen. Zaman zaman birbirine çok yaklaşabiliyor. Hatta, birbirinin yerine kullanılabiliyor.

Yerli, yer ile alakalı olanı. Bir coğrafi bölgeyi simgeler. Örneğin yerli üretim dendiğinde Türkiye’deki bir üretim faaliyeti ifade edilir. Bu üretim yabancı bir firma tarafından yapılabilir. Fakat, Türkiye'de yapıldığından yerli sayılır.

Yani, yerli malın fiziki olarak Türkiye'de üretilmesi anlamına geliyor. Biraz daha açarsak Türk tasarımcı, mühendis, işçiler tarafından üretildiğini çıkarabiliriz.

Milli ise, çıkışı itibarıyla " milli sporcu" deyimindeki gibi Türkiye'yi temsil eden anlamına geliyor.

Milli kavramı, temel olarak bir ulusa ait olma anlamına gelir.

Bir topluluğun kendine özgü nitelikleri  olduğu gibi ürettikleri de vardır. Başkalarına verecek bir şey üretmeyenin, onlardan alacak yüzü de olmaz.

Ulusal üretim kapasitesinin düşük olması, ulusal onuru da derinden  zedeler.

Bir ülkenin ne üreteceğine ne alıp vereceğine kendi iradesi ile karar vermesi gerekir.

İşte biz buna "Ulusal Egemenlik" diyoruz.

Ulus, toprakları üzerinde egemen oldukça vatandaşında öz güveni artar. Üretilen mal ve hizmetler ülke pasoportuna da değer kazandırır.

Her egemen ulus, güçlü olmak ve iradesi üzerinde baskı hissetmemek ister. Ülke içindeki insan gücünü ve diğer kaynaklarını olabildiğince iyi yönetip başarılı bir konuma gelerek diğer ulusların karşısına çıkmak ister.

İşte; YERLİ ve MİLLİ sözcükleri ulus içi dayanışmayı vurgular ve ulusal dinamikleri harekete geçirmeyi amaçlar.

Ürünün fikri ve teknik haklarına sahip olmak "Milli" dir. Ama bu haklar başkasındayken ürünü  kendi ülkemizde üretsek bile ürün " Yerli" dir.

Geçen gün Sakarya'da yüksek lisans yapan bir öğrenci büyük ders verdi bana.

KPSS sınavında sıralamada 34. olmuş.

Yurt dışından birçok davet almış. Kabul etmemiş.

Neden...? diye sordum.

"Ben milli olmak istiyorum" dedi.

"Vatanımda çalışmak istiyorum."

Mili ve yerli kavramı sadece fındık fıstık da değilmiş meğer.

Zihniyette- algıda- görüşte de varmış demek ki...

Bu öykü anlatmak isteyip te anlatamadığım her şeyi anlatacak gibi.

Alman ekonomi profesörün kızı, bebek arabası alacakmış. Almanya'da 700 Euro, internette Çin malı muadili 250 euro...

Babasına soruyor. "Baba ne yapayım" diye?

Babası hiç bir şey söylemiyor...

Kız gidiyor, Alman malı arabayı 700 Euro'ya alıyor..

Babası soruyor.

"Neden pahalı Alman ürününü seçtin" diye...?

Kızı, "ben Çin malını alsaydım, o para dışarı gidecekti...

Alman ürünü satılmayınca, fabrikalar işçi çıkaracaktı. İşsiz insanlar harcama yapamayacakları için devletin geliri düşecekti. Devletin geliri düştüğü için benim çocuğuma iyi bir eğitim veremeyecekti..

güvenliğini sağlayamayacaktı.

Yeterli sağlık hizmeti veremeyecekti.

Ben Alman malı almakla çocuğumun geleceğini garanti altına aldım" demiş..

Babada gururlanarak içinden demek ki ben görevimi iyi yapmışım diye düşünmüş.

İşte, onun için Almanya'nın yıllık  225 Milyar dolar dış ticaret fazlası var..

Türkiye'de yerli malı tüketimi bilincini geliştirmemiz ve yerli malını tercih etmemiz gerekiyor.

Yerlisi varken ithalat yapmamalı ve ithal ürün kullanmamalıyız.

Fikir adamlarının bile ithal edildiği günümüz de çok zor bu biliyorum.

Tüm yabancı markaların zaruri ihtiyaçlar kadar önemli olduğu bir dönemdeyiz.

Hele ki siyasileştirmeden milli ve yerli olan hiçbir üretilene de sevinemiyorsak...

İşimiz çok zor.

Partizanlık, muhaliflik yapacağım diye milli şuurumuzu da yitirdik.  Dimağlarımıza bir güncelleme atıp, fabrika ayarlarına dönmek gerek.  Algımızla oynayan lara şöyle bir hoppp demek gerek artık.

Unutmayalım ve unutturmayalım Marşall yardımı günlerini.

Kapatılan fabrikaları... Süt tozlarını...

Milli ve yerli olan tüm değerlerimize sahip çıkmalı...

Üretim ve alın teri bir ülkenin bolluk, bereket ve zenginliğinin temelini oluşturur.

Tüketen değil, üreten bir toplum olarak var

olmamız temennisiyle.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, 11 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul Milli Sanayi Birliği’nin yerli mallar sergisindeki sözleri kulağımıza küpe olmalıdır: “Türk yurdu, Türk iktisadı, Türk eliyle, Türk tarihiyle yükselir. Türkler, Türk malı alınız, Türk malı kullanınız, Türk parası Türk toprağında kalsın.” “Yerli Malı Yurdun Malı, Her Türk Onu Kullanmalı” sloganı, hiç akıllardan çıkmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler