Ben siyaset yapmıyorum

TDV İslam ansiklopedisinde siyaset şöyle tanımlanıyor: Toplumun işlerini üzerine alma, yürütme, yönetme işi, insan topluluklarını yönetme sanatı. Biz buna toplumu yönlendirmeyi de ekleyebiliriz. Bu bağlamda elinde bilgisi, becerisi ve yeteneği olanların ‘ben siyaset yapmıyorum’ demesi doğru değildir. En azından sorumluluktan kaçmaktır. Çünkü bu toplumu yönlendirme ve yönetme işini bilgi, beceri ve yeteneği olmayanlara veya kısıtlı olanlara bırakmaktır. Böyle düşünüldüğünde, siyaset yapma (elbette olumlu işler yapılaması anlamında söylüyorum) bir zorunluluktur, bu işin lamı cimi yok.

O halde başlıktaki ‘ben siyaset yapmıyorum’ ifadesi de neyin nesi, diyebilirsiniz. Ben onu kirlenen, kirletilen, kişilerin veya bazı grupların şahsi çıkarlarına indirgenen siyasi anlayışa bir sitem için söyledim. Öyle ya bizi birbirimize düşüren, kardeşliğimizi bozan, ülkemizi yaptıkları ve yapmadıklarıyla çağın gerisinde bırakan ve hatta çağlar üstü bir nizamın peşinde olmayan anlayışların arasında veya yanında benim ne işim olabilir? Gözü ve gönlü haktan, adaletten, kardeşlikten, sevgiden yana olanların bu taraklarda bezi olabilir mi? İşte ben bu anlamıyla ‘ben siyaset yapmıyorum’ diyorum ve ekliyorum: Ben inancımın gereğini yapıyorum.

Siyasetin içine girince yani siyasetin labirentine dalınca yoldan çıkmak, yolunu kaybetmek, söylediklerinin tersini yapmak veya siyaseten kendi durumunu kotarmak adına reel politik  davranışlar ortaya koymak mümkündür. Böylece her şey aynı olacak, kalacak ama artık bunları biz yapacağız, tavrına dönüşenleri çok gördük ve çok göreceğiz çünkü ibret alınmayan tarih nüksedecektir. Toplumlar kendilerini iyi yönde değiştirmedikçe, iyiliği tüm insanlık ve hatta tüm yeryüzü için istemedikçe, kendi küçük menfaatleri için toplumun menfaatlerini öteledikçe kötülük adına toplumda hiçbir şey değişmeyecektir. Hani, şöyle bir soru sorsak, (toplum kötü olduğu için mi, siyasetçilerimiz kötü; siyasetçilerimiz kötü olduğu için mi, toplumumuz kötü?) bu işin içinden çıkmak pek müşkül olsa gerek. Tavuk mu yumurtadan çıktı yoksa yumurta mı tavuktan, misali yani.

İşte bu ahval ve şerait içinde dahi birinci vazifemize odaklanıyor ve elimizden geleni yapıyoruz. Bazen kelam ile, bazen kalem ile yapıyoruz yapacağımızı. Bütün bunları yaparken de birilerinin pohpohlamasına veya zılgıtına da itibar etmiyoruz. Elbette olumlu, olumsuz eleştirileri kale alıyor ve değerlendiriyoruz. Ancak Molla Kasım modunda olanlara Yunus modunda cevap veriyoruz:

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker bir Molla Kasım gelir.

Ne idi birinci vazifemiz? İstiklal ve istikbalimizi korumak ve kollamak; yurtta ve dünyada barışı, huzuru sağlamak; ülkemizi fiili olmasa da siyasi ve ekonomik anlamdaki işgalden kurtarmak; şahsi menfaatlerini sömürgecilerin menfaatleri ile bir edenleri faş etmek; milletimizi içine düştüğü açlık (ki asgarisi 7000) ve fakirlik (ki asgarisi 24000) durumundan kurtarmak ve elbette sadece çağdaş medeniyet değil, çağlar üstü evrensel bir nizamın savunucusu olmak.

Tamam da dünyanın şartları böyle, diyenlere söyleyecek fazla bir sözümüz yoktur. Belki şöyle diyebiliriz: Bu ülke kendi içinde sosyal adaleti sağlasın, vatanın potansiyel değerleri harekete geçirilsin, faizci kapitalist ve sömürgeci düzenden kurtulunsun; hâlâ bir şey olmazsa ben her hale razıyım, kader der çekeriz. Bu arada gruplardan değil ama grupçulardan kurtulmak da şarttır çünkü ne geliyorsa başımıza…

Biz üzerimize düşen vazife uğruna veya vazifeden kaçmamak adına bir şeyler ortaya koymamız gerektiğine inanıyoruz. Bu vazifenin gerektirdiği güç ve kuvvet içimizde, genlerimizde mevcuttur. Halimiz ne olursa olsun, şartlar ne kadar çetin olsa da biz metin olmaya devam edeceğiz. Çünkü emir bize büyük yerden geliyor ve biz bu emri öpüp başımıza koyuyoruz.

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,

Bu sevgi bir kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil,

Topun namlusundan görenlerindir.

Evet, noktayı koyma vakti geldi; oku, anla, değerlendir, sonuç çıkar ve harekete geç:

Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: Ey Rabbimiz, bizleri bu halkı zalim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder, diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa 4/76)

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma

# Hem, bilgi, yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler