Şekil manaya tabidir

“De ki: Herkes kendi kabiliyetine göre amelde bulunur. Rabbin ise doğru yolu takip edenleri daha ziyade bilendir.” (İsra 17/84)

Öteden beri insan davranışlarını yönlendirmek isteyenler insanların kafalarını karıştırmakla meşguller. Her biri ya kendinin veya kendi tabi olduğunun doğruluğunu dikte etmek, insanları dar kalıpların içine sokmak istiyor. Hatta bireyin özgürlüğünü savunduklarını iddia edenler de buna dahil. Böylece insanların üç gruba bölünmesine sebep oluyorlar. İnsanların bir kısmı bir kişiye veya gruba kör kütük bağlanıyorlar ve sonrasında sorgulama mekanizmalarını kapatıyorlar. Bu kişilerin önemli bir kısmı bir bakıma mankurtlaşıyor ve dostunu da düşmanını da artık onlar belirliyor. Aslında o ben bunları kendi özgür irademle seçiyorum, diyor ama neyi seçtin, niçin seçtin sorularına doğru dürüst bir cevabı bile yok. Elbette farklı anlayış ve inançların içinde olanlar için de bu geçerli fakat bizim ilgi alanımız İslam ve Müslümanlar olduğu için bunun üzerinden değerlendirmek istiyorum. Aslında onlar şu ayetin muhatabıdırlar ama farkında olmazlar çünkü ezberlerine uymaz. “Onlara “Allah’ın indirdiğine ve peygambere gelin” dendiğinde, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter” derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda gitmeyen kimseler olsa da mı?”  (Maide 5/104) Şimdi siz ‘atalarının üzerinde bulunduğu yol’ yerine partilerini koyun, gruplarını koyun, cemaatlerini koyun, tarikatlarını koyun, kabilelerini koyun fark etmez. Sonra sağlamasını yapın, bakın, üzerine cuk oturacaktır, milim şaşmaz.

Diğer bir kısım insan grubu ise şekilsiz şukülsüz insanları gördükçe yani işaret ettiği manayı ihtiva etmeyen şekillere bakarak bu tür gruplardan uzak duruyor. Bu ise işin en elem verici yanıdır çünkü potansiyel kazanımları bertaraf ediyor. Bugün kendini bir kalıba sokmuş ancak kalıbının adamı olmayanlar yüzünden kaybediyoruz kaybettiklerimizi. Bu yaptıklarımıza da mazeret üretmekte üstümüze yok. Halbuki Endonezya ve Malezya gibi ülkelerin Müslüman oluşlarında Müslüman tüccarların manasını muhtevi şekillerinin payı olduğu söylenir. Ayrıca her zaman söylerim Yusuf İslam’ın ‘şayet Müslüman olmadan önce Türkiye veya Mısır’a gitseydim belki de Müslüman olmazdım’ sözünü, tespitini.

Tabii bir de kafası karışanlar ve muallakta kalanlar var. Belki merhum Mehmet Akif’in Avrupa için söylediği bu konudaki sözünü de hatırlarsınız: “Ne olsun, gördüğüm kadarıyla işleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi!” Gerçi onlar da şekil mana uyumunu tutturamamışlar ama en azından bir manaları var. Şimdi bu durumda olanlar şöyle bir kafa karışıklığı yaşıyorlar: Acaba onların şekline bürünürsek o manayı yakalayabilir miyiz? Tabii yine işe yanlış yerden giriyorlar çünkü şekil manaya tabi olunca bir anlam taşır. Manasız şekil başlı başına bir hiçken, şekilsiz mana en azından bir şeydir.

O halde ne yapıyoruz? Önce kendimize bir mana seçiyoruz ki önce Hakkın sonra da halkın hoşuna gitmeli. Sonra da buna uygun bir şekle bürünüyoruz. Bu şekle bürünmek önemli çünkü halkın dikkatini çoğu zaman ancak böyle çekebiliriz. Yani büründüğümüz bu şekil insanları ve insanlığı asıl manaya yönlendirecektir. Tıpkı bir ağacın çiçeğinin güzel rengi, kokusu ve şekli ile arıları kendine çekmesi gibi. Sonuçta da bir meyve oluşur ve bu meyveden insanlar yararlanır ve hatta hayvanlar.

Şimdi sözün hitamında bu konuda yardımcı olması temennisiyle birkaç ayet yazalım:

 “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?  Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.” (Saf 61/2-3)

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Al-i İmran 3/70-71)

“Kitap'ı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyilikle emredersiniz? Düşünmez misiniz?” (Bakara 2/44)

“Sanma ki yaptıklarından memnun olanlar, yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.” (Ahzap 33/70-71) 

Son olarak da yazımıza Peygamberimizden rivayet edilen bir hadisle nokta koyalım:

“Allah Teâlâ sizin yüzlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr 34)

 

  

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler