TEKNOLOJİ,  İNTERNET İNSANI YALNIZLAŞTIRIYOR

           Teknoloji, internet insanı yalnızlaştırıyor. Öyle ki ; bunun çok çarpıcı bir örneği de var dünyada.

          Japonya dünyada teknolojinin öncülerinden ve teknoloji devlerinden bir ülke. Ama dünyada en çok intiharların yaşandığı ülkelerden biri de yine Japonya..!

           Teknoloji ve internet öyle yer almış ki günlük yaşantılarında ; ellerinden hiç düşmeyen teknoloji harikası akıllı telefonları ve yatılı internet cafeleri dahi var Japon’ların.

           Tüm bunlar, yani günümüzün çılgın sihirbazı dediğim teknoloji ve internet hayatlarına kolaylıklar da sağlamış elbette, ancak bunalıma girip intihar etmelerine de sebep olmuştur.

            Değerli Okuyucularım ;  başımızı iki elimizin arasına alalım ve hiç yapmadığımız bir şeyi yapalım.

            Düşünelim..!

            Teknoloji harikası akıllı(!) cihazlarla uyutulan gençliğin, uyutularak hiç yaşayamadığı dünyaya neler yapılmaya çalışıldığını, neler yapılmak istenildiğini düşünelim.

             Korkmayalım düşünmekten. Asıl düşünmemekten korkalım. Çünkü düşünme yetimizi kaybedersek, işte o zaman varlığımızı da kaybetme eşiğine geliriz ki Allah korusun bizleri bundan.

          

                        *

                Sizleri bilmem ama ben, teknoloji ve dijitalleşmenin hayatımıza girmesiyle oluşan zorluklar ve kolaylıklar sonucunda eskiyi arar oldum.

                Eskiden hayat bir başka güzel, her şey daha kıymetliydi.

                Bugünkü gibi ; kaloriferli, klimalı kocaman evlerimiz yoktu ama küçücük evlerimizde yanan sobalarımızın başında, gaz lambası, mum ışığı bile huzur verirdi.

                Birbirimizin varlığını bir arada yaşayarak bilirdik. Öyle Facebook, İnstagram vb. sosyal medya uygulamalarından değil.

                Ne televizyonlarımız renkliydi, ne de sayısız kanallar sayısız programlar vardı.

                Yatarken bile yanımızdan ayırmadığımız cep telefonlarımız yoktu o zamanlar.

                Bizim jenerasyonumuz birlikte oyunlar oynayarak eğlenirdi. Kör ebeler, yakar toplar, yağ satarım bal satarımlar, çelik çomaklar, birdir birler hayatımıza neşe ve güzellikler katardı.

                Kışları da ayrılmazdık birbirimizden ; leğenlerle, naylon torbalarla bazen de kızaklarımızla yağan karın üstünde düşe kalka kayardık arkadaşlarımızla. Kömür gözlü, havuç burunlu kardan adamlar yapardık bahçelerimizin yeni müdavimleri olan.

                Sobanın üstünde pişen kestanelerin, patlamış mısırlarımızın tadı da yok artık şimdi. Komşuluk da insanlık da o zamanlar vardı.

                       *

                  Ne yazık ki farkında değilmişiz yaşadığımız o güzel yılların.

                  Sosyal bir varlık olan insan, asıl o zaman sosyalleşmenin tadını çıkarıyormuş. Ailemizle, komşularımızla hep beraber yaşarken hayatı, değer katıyormuşuz zamana da.

                  Ya şimdi,  bir de şimdi yaşadığımız hayata bakalım.

                  Güzel değerlerin çoğunu kaybettik. Büyük büyük, kocaman kocaman evlerimiz var artık ama içi buz gibi. Kaybettik sevdiklerimizin çoğunu, vicdanlar da yok oldu sanki..!

                 İletişim de diyorlar ya adına teknolojinin, ilerledi de ilerledi.  Teknolojili ama insansız iletişim çoğaldı fakat kalmadı muhabbetin, sohbetin tadı.

                  Dedik ya bilim ilerledi teknoloji de aldı başını gitti diye.

                  İlaçlar da çoğaldı, hastalıklar da arttı. Kanserin girmediği hane kalmadı.

                  İşte neredeeen nereye geldik.. Teknoloji ve dijitalleşmeyle birlikte ; biz olmaktan çıktık,” ben”leri  çoğalttık. Manevi değerlerimiz auta çıktı, materyalistliği baştacı yaptık.

                  Konuya dair söylenecek, yazılacak o kadar çok şey var ki aslında sevgili okuyucularım. Diğerlerini de sizlerin engin öngörüsüne bırakıyorum.

                  Kısacası ; var olan değerlerimiz yavaş yavaş kaybolurken, egoların, kıskançlığın, bencilliğin, birbirini çekemezliliğin, çıkarcılığın tavan yaptığını görüyor, biliyor, yaşıyoruz artık hepimiz.

                  Değerli Okuyucularım, şöyle bir bakalım etrafımıza etraflıca. Göreceğiz ki; toplumumuzda mutsuz, umutsuz, olumsuz düşünen insanlarımız çoğunluk kazanmış.

                Günümüzde uzmanlar, teknolojinin bilinçsizce ve çok kullanılmasının sosyalliği ve kıvrak zekayı kontrol altında tutan sağ beyni pasifize ettiğini açık ve net bir şekilde söylemektedirler. Aşırı teknoloji kullanıldığında ;

düşünce gücümüz zayıflar, bırakın hayal kurmayı sosyal hayattan da koparız.

                      Bilinçsizce teknoloji kullanımı düşünmemizi, konuşmamızı bile etkiliyor. Ayrıca ; teknolojik aletlerin yaydığı ışınlar, beyin hücrelerine, sinir sistemimize de zarar veriyor..!

                     Hal böyleyken, durum bu kadar ciddiyken ; uykudan uyanıp düşünmenin, iş işten geçmeden çözüm üretmenin vakti değil midir..? 

                    Düşünelim..!

Birgül Soytürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler