Kolay çözümler ve gerçek çözümler

Kolay çözümler, fırtına önündeki bir mum gibidir. Belki bunu kolay, geçici veya popülist çözümler olarak da açabiliriz. Bir topluluk devlet olduğunda birçok şeye çözüm üretmek zorundadır. Bu sebeple de kendine yöneticiler tayin eder. Onlardan beklentisi şudur: Toplumun bugünü ve geleceği için çözümler üretmeleri çünkü onlar bostan korkuluğu olarak oraya getirilmezler. Öncelikle acil eylem planına ve sonrasında da acil(geri bırakılmış uzun vadeli) eylem planlarına ihtiyaç vardır. Birincisi hemen yapılması gerekenleri ifade ederken diğeri ise uzun vadeli yapılması gerekenleri ifade eder. Ancak biz ülkemizde şunu görüyoruz ki hep acil olanlara muhtaç edilmişiz. Ya uzun vadeli planlarımız olmamış ya da yapılan planlar işe yaramamış. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğimiz Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) vardı bir zamanlar, ne oldu? Bizde çözüm olarak ortaya koyulan şeyler pansuman tedavilerden ibaret olmuş ve elbette bunun ceremesini halkımız çekmiş. Belki şu söylenebilir, dünyanın çoğu ülkesinde de durum çok farklı değil. Zaten biz de ondan bahsediyoruz, küresel sermaye güçlerinin bize önerdiği şeyler onların kısa ve uzun vadeli çıkarlarına hizmet ediyor. Öyle ki dışarıdan problemsiz görülen ülkeler bile arka sokaklarında benzer problemler yaşıyor. Bahsi geçen güçlerin bizim hakkımızdaki planları nettir: Ölmesinler ama sürünsünler çünkü biz bu sayede ayakta kalırız. Bunu yaparken öyle bir plan uygularlar ki sömürülenler bunun farkında olmazlar. Özetle finansal bir kölelik yaşarız ama hür olduğumuzu zannederiz maalesef.

Çözüm nedir, dediğimizde verilebilecek cevap nettir, sorunun kaynağında yok edilmesi. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli husus sorundan geçinenlerdir ve onlar sorunun tamamen çözülmesini istemezler. Peki, çözüm nasıl gerçekleşir? Öncelikle sorunun gerçekten çözülmesini istiyor muyuz, bu soru cevabını bulmalıdır. Şayet sorundan geçinenleri işin başına getirirsek sorunu çözmek şöyle dursun sorunu daha çok kronikleştiririz. Devalüasyon, enflasyon, repo gibi şeylerden geçinenler bunları istemez görünse de içten içe devamını isterler. Böylece hak etmediği halde zenginlik elde edenler böylelerini iktidara taşırlar. Siz örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Gerçek çözüm için gereken ikinci şey çözümü biliyor muyuz, sorusunun cevabıdır. Bazen iş eski bir banka reklamına dönüşüyor: Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz X partisiyiz. Ben gençliğimde şöyle bir örnek duymuştum ve güzel bir benzetme idi: Karnınızı ağrıtan yemekse tabağı değiştirmekle ağrıdan kurtulamazsınız. Yani çözümü bilenleri seçmek önemlidir. Belki şunu söyleyebilirsiniz, bize çözeceğini söylemişti, ne yapalım? Şöyle yapın: Birinci denemede başarısız olduğunu gördüğünüzde değiştirin. Çok şükür, krallıkla yönetilmiyoruz. Kaldı ki o zaman bile en azından tepkimizi gösterebiliriz. Şayet bir şekilde göreve gelmiş olanlar kendileri çözümü bilmiyor veya uygulamada başarısız oluyorsa işi bilenlerle çalışmalıdır. Zaten koca devlet tek başına yönetilemez, bu iş ekip işidir ve ekibini ehil olanlardan seçmek lazımdır. Eğer ekibinizi eş, dost ve yakınlarınızdan oluşturursanız işin başarı şansı neredeyse hiç yoktur. Çünkü devlet bir aile şirketi değildir. Gerçi onlar kendi şirketlerini de bu zihniyetle batırırlar. Eski bir siyasetçinin dediği gibi: Bazılarına leblebici dükkânı bile emanet edilemez.

Çoğu zaman (belki hiçbir zaman) çözüm bizim ayağımıza gelmez. Onu aramak ve istemek gereklidir. Bu yüzden de seçme yeterliliği olanlar da kendilerini yetiştirmeli ve sonrasında geliştirmelidirler. Önünüze ne konulursa yemek (pardon seçmek diyecektim) sorunların asla çözülmeyeceğinin garantisidir. Hiç kimse sizin karakaşınız, kara gözünüzün hatırı için iyiliği size altın tepside sunacak değildir. Ayrıca başlangıçta çözüm için samimi olarak ortaya çıkanlar da bozulabilir veya önüne geçen yalakalar yüzünden etrafta ne olduğunu göremeyebilirler. Seksenli yılların siyasi arenasında bir siyasi oluşumun ortaya attığı bir görüş vardı: SEDE. Yani seçtiklerini denetle yoksa her toplu hareket gibi en iyi duygularla yola çıkılmış olsa bile bozulma muhakkaktır. Tarihte ilânihaye bozulmayan bir toplum- topluluk veya hareket yoktur. Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. İbn Haldun Mukaddime adlı eserinde ve diğer birçok sosyolog şunu söyler: Toplumlar da biyolojik canlılar gibi hareket eder, doğarlar, gelişirler ve son bulurlar. Her ne kadar insanlar içinde bulundukları toplum için ilelebet payidar kalacaktır, dese de bunun mümkün olmadığını onlar da bilir. Belki halkı motive etmek için söylenmiş bir sözdür.

Konuyu özetlemek gerekirse; toplum olarak çözümün peşinde olmalıyız, gerçek çözüm üretmeyenlerin defterini dürmemiz gerekir. Aksi halde onlar bizim defterimizi dürerler ve elinizden de hiçbir şey gelmez. Problemin kendisi olanlardan da uzak durmalıyız çünkü onlar başta belirttiğimiz gibi sorunlardan beslenirler. Zaman zaman da problemleri kendileri oluştururlar özellikle seçimler yaklaştıkça. Yani sizin bam telinize dokunurlar ki başka yönlere gitmeyesiniz diye. Hâlbuki süreç içinde yeminler etmiştiniz, bir daha mı, asla demiştiniz. Problemi bilenleri ve gerçekten çözmek isteyenleri seçmek şiarımız olmalıdır. Son bir hatırlatma, en iyisini bile bir süre sonra değiştirmekte fayda var. Tarlaya ekilen tohum bile belli aralıklarla değiştirilmezse bozulur.

Son bir soru ile bitirelim: Gerçekten siz muasır medeniyetler seviyesine ve hatta onun ötesine geçmek istiyor musunuz? Yoksa azıcık aşım ağrısız başım mı diyorsunuz? Dua edin başınız ağrımasın yoksa ilaçların çoğu hammaddesi (bu kafayla)dışarıdan geliyor, dikkatli olun, cebiniz yanabilir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder

# yok, Zaman, oldu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler