SUSKUNLUK SARMALI

Koca koca puntolu kelimelerle yazmak istiyorum. Suskunluğumuzun üstündeki vurdumduymazlığın uyku örtüsünü kaldırmak için dilin kemiksiz haliyle yazmak istiyorum.

Ve senden beklemezdik haline dönüşmek de...

Benden beklenmeyen türden yazmak ve çizgimi aşmak da...

Suskunluk bazı hallerde, rest çekmenin asil halidir olsa da.. Gazze'de olanlar için geçerli değil bu asalet.

Bakabiliyorsan gör

Görebiliyorsan fark et durumları geçerli. Ve sesini de  

Çıkar artık- isyan et...

Yeter uyuduğun- sustuğun pineklediğin bu mankurt hallerin.

Ağzımı, çizgimi bozarak, suskunlar kadar her şeye nane olanların bu vahşete bu soykırıma bilerek isteyerek sessiz kalanların da rahatlarına çomak sokmak istiyorum.

Diogones kadar cesaretli olup dümdüz söylemeli bu durum tahlilini...

Bakın ne demiş bilge;

"İnsanların çoğu sanki bir salgın hastalığa yakalanmış gibi.

Hayatla ilgili yanlış fikirlere sahip olan bu kişilerin sayısı gittikçe artıyor. Çünkü koyunlar gibi hastalığı birbirlerinden kapıyorlar.

Diogenes

Hem dilleri hem vicdanları konuşturma vakti gelmedi mi?

Bu mazlum ve mağdur edilmiş insanların sesi olup bağırma zamanı da...

Çünkü; sen sustukça, bil ki bir başkası da susuyor… Sizin susmanız cesaretin sesini kesiyor. Buna da 'Suskunluk Sarmalı' deniyor.

Oysa sen konuşsan, korku iklimi darmadağın olacak. Cesaret güç bulup, yayılacak.

“Suskunluk Sarmalı” teorisi;

Bilim insanı Elisabeth Noelle Neumann tarafından Almanya’da 1974 yılında ortaya koyulan ve toplumsal kabul durumunu açıklamayı amaçlayan bir kitle iletişim modelidir. Çalışmalar sırasında yapılan deney sonucuna göre; bir ortamda bir grup içinde çoğunluk aynı düşüncedeyse karşıt görüşlü olanlar düşüncelerini ifade etmeye çekinir. Böylece herkes aynı fikirde olmasa bile suskunluk sarmalı herkesi sarar."

Sosyal yaşama meyilli olduğumuzdan milyonlarca yıllık yaşamımızdan gelen dışlanma korkusu vardır. Dışlanma ve yalnızlaşma... Toplumlara bakarsak, suskunluk sarmalının etkin ve bulaşıcı olduğunu görebiliriz. Televizyonlar, gazeteler, internet siteleri bu yönde ki çalışmalarıyla etkendirler. Israrla aynı şeyleri sunarak algımıza etki ederler.  Algı operasyonlarına maruz kalanlar bunu çoğunluğun görüşü olarak görüp itiraz bile etmezler. Çünkü hiç kimse itiraz etmemektedir. Böylece Suskunluk Sarmalına yakalanmış bir toplum ortaya çıkarılır. İnsanlar kendilerine dayatılan görüşlere yanlış olduğunu bilseler de ses çıkaramazlar. Kendi görüşlerini saklar ya da ötelerler. Gelişmiş toplumlarda suskunluk sarmalının kırıldığını görürüz. Çünkü gerçek bilgi aydınlığa kavuşmuştur.

Peki, suskunluk sarmalından nasıl kurtulabiliriz? Toplumda her zaman bazı insanlar genel kanıya ters düşünür. İtiraz etmeden duramaz. Önce toplum yaşamına uyum için kodlanmış olan insanlar tarafından dışlanırlar ve değerleri anlaşılamaz. "Abdal ve Dahi" olsalar da "Aptal ve Deli" olarak yaftalarınlar.

Bir gün “O haklıymış” deriz.

Ve suskunluk sarmalı çatırdar. Bir başka gün bu kişiye benzer biri bir Kitle iletişim aracında kendine yer bulur ve geniş kitlelere sesini duyurur. O gün TV izleyen ya da gazete okuyan kişi kendisi gibi düşünen başkalarının da olduğunu görerek sarmaldan çıkar. Günümüzde yeni medyanın geleneksel medyadan farklı olarak suskunluk sarmalının kırılmasına daha etken olduğunu görüyoruz. Bu durum umut verici olsa da suskunluk sarmalından kurtulabilmek için önümüzde uzun bir yol var.

Bugün bilgisinden yararlandığımız kim varsa zamanın da, aykırı düşüncelerinden dolayı dışlanmışladır. Ama suskunluk sarmalının kırılmasında en büyük katkıyı da sağlamışlardır.

Sıra bizde...

Önce bir bakalım söyle etrafımıza ve fark edelim kim ne kadar insan kalabilmiş bu vahşete?

Ve her şeyi bilen seküler ve sanatçı kesimi bir gözleyin. Kendi yakın çevrenizi de unutmayın.

Kim trol kim Siyonist sempatizanı bi görelim artık. Çünkü bu zamanda ayan beyanlar...:))))

Kim kimdir,  kim nedir hakikatini görerek, haksızlığa dur diyebilme cesaretine de sahip olup bu mücadelede yer alabilmek insanlık seferberliğidir?

İnsanlık ölmemiş demek için susmayalım.

Ama ölen çocuklara ne diyeceğiz? İşte onu bilmiyorum...

Bi bilen var mı?...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nedret Mental - Sayın yazar...

ülkem insanından beklenti çıtanızı çok yukarıda konumlandırmak sizi çok üzer...

bizim halkımıza ittihatçıların ve jöntürklerin analizini yaptırmadılar hala bu ülkede...

kahramanlık ve hainlik kavramlarını da irdeleyemedi bu halk...

çünkü,dogmalarla yasaklandı, düşünmek ve araştırmak,

yakın tarihimizdeki askeri ve siyasi gelişmeleri..,

eleştirel boyutta tartışabilmekde mümkün değildi,hala da değil...

bizlerin, yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılamamızdandan,

stratejik olarak faydalanan emperyal üst akıl,

hürriyet,demokrasi v.s istek ve beklentilerimizin içine,

zararı daha sonraki zamanlarda ortaya çıkacak,

zehiri,suyumuza karıştırarak içirdi geçtiğimiz yüz yılda halkımıza...

bu algoritmayı ülkemizin ve milletimizin lehine değiştiremezsek..,

bugünlerimizde,dünlerimizden farklı olmayacak...

Dileğim o ki..,

Tüm dogmaları çöpe atmış,

Sorgulayarak düşünebilen,

Yanlış bile olsa düşüncelerini beyan edebilen..,

okur yazarlığı yüksek bir toplum olabilmek...

Tabi sizlerinde kutup yıldızlığında...

Kaleminize sağlık...

Her hafta,

protest bakış açınızdaki yazılarınızı okumak güzel...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 20:12


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler