25 Kasım

           

                  Sevgili Okurlarım, yaklaşık iki hafta önce 25 Kasım cumartesi günü, “ Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'ydü.

                 Güzel ülkemde de kadınları hedef gösteren, düşünmenin “d” sini dahi içinde barındırmayan, üç kuruş maddi çıkar için kadını- insanlığı hiçe sayan bir sistemin içinde; sosyal medya sayfalarında, TV’lerde, gazetelerde günü simgeleyen güne dair birkaç fotoğraf, birkaç söz, çiçek böcek ile oldu da bitti maşallahtan mütevellit, içi boş olarak anıldı.

                  Günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllarca kadın cinayetlerini, kadın tecavüzlerini, kadına karşı şiddeti yazdım köşe yazılarımda.

                    Biz kadınların sesini / sesimizi duyurmaya çalıştım durdum, hala da yazmaya duyurmaya çalışıyorum.

                    Ancak, duymadı kimse sesimizi..!

                     Kimsenin umurunda olmadı, umurunda da değil..!

                     Yine kimsenin umurunda olmayacak, hatta kimse okumayacak bile belki de bu satırları.

                      Zira, zerre kadar umurunda olsaydı insanların ; bu gidişata, bu adaletsizliğe, bu cinayetlere, bu katledişlere, bu şiddetlere karşı, “DUR“ diyenlerin ayak sesleri titretirdi yeri göğü, arşı..!

                     Biz kadınlar, bir türlü duyuramadık sesimizi..!

                     Bir türlü anlatamadık; insan denen canlının sadece erkekten ibaret olmadığını.

                     Anlatamadık, insanın erkek ve dişi olmak üzere iki cinsiyetinin olduğunu..!

                     Bir türlü kıramadık ; kadını toplumda aşağılayarak, ötekileştirerek, cinsiyetçilik yaparak hedef tahtası gösteren ifadeler kullanan, kadına hakaretvari  suçlamalar yapan zihniyeti..!

                     Gün geçmiyor, kadın cinayet haberi almadığımız...

                    Kadın cinayetleri artık son bulmalı..!

              

                           *

                    Her Şeyden Önce, Önce İnsan Olmak Lazım…

 

                        Hayat sadece bir defalık. Özeti yok, bir dahası yok.

                         Ne kadına ne de erkeğe..!

                       Öyleyse; bir şeylerin değişmesini gerçekten istiyorsak, mücadeleden asla ödün vermeden mücadele etmeliyiz.

                        Ve mücadele kararı alan her KADININ kulağına küpe olmalı, “ Bu ülke artık bizim olmalı, sadece bizi öldürmek isteyenlerin değil..! ” cümlesi.

                        Başka lafa gerek var mı..?!

                         Devlet büyüklerimiz, yasa çıkaracak yetkililerimiz, milletvekillerimiz, akademisyenlerimiz ellerini taşın altına koyup, yasalar çıkartana, kanunlar koyana kadar, yaptırımlı ağır cezalar verilene kadar, yüksek sesle hep birlikte:

                       Cinsiyete göre değil, insana, insanlığa göre yaşanan bir dünya istiyoruz, diye haykırmalı, bunun için gereğini de yapmalıyız hep birlikte.

                        Tam da bu yüzden, istisnasız ilk önce kızlarımız yani geleceğin anneleri eğitilmeli..!

                        Eğitilmeli ki; üstat Neşet Ertaş'ın "Kadınlar insandır,  biz insanoğlu." sözünün hakkı verilsin. Bunun bilincinde olmayanlar artık bunu öğrensin..!

                        Ve tüm yüreğimle diliyorum; bundan böyle ülkemde düşünme engelli tek fert kalmasın.

                       Düşünebilen,

Beynini kullanabilen,

Soran sorgulayan insanlardan oluşan,

Gelişmiş bir toplum olalım istiyorum.

                      Gelişmiş toplum olmanın ilk temel taşı, “ Eğitim Öğretim “dir.

                       İlle de eğitim.

                       İlle de eğitim…

                       Beşikten mezara kadar…

                        Bu nasıl tezattır ki hamuru kadın olan anadan doğan erkek, beğenmez, cinsiyet üstünlüğü taslar olmuş onu dünyaya getiren kadına karşı..!

                           Kadınların yükü büyük, kadınların yükü ağır. Çünkü yine kadınlarımıza düşüyor bütün iş.

                        Ne zaman erkek çocuklarımızı erkek olarak değil de, önce insan olarak yetiştirirsek, işte o zaman ülke olarak da düzelmeye başlayacağız.

                          Ve ancak o zaman bitecek kadınlara zulümler, vahşetler, cinayetler...

                              Suçluya değil "suça" düşman olmak lazım. Biz de öyle yapacağız.

                              Hiç utanmıyor hiç sıkılmıyor musunuz, hiç üzülmüyor musunuz..?

                              Hangi yüzle bakacaksınız ya da bakıyorsunuz kız çocuklarınızın, kız torunlarınızın, kız kardeşlerinizin, ananızın, halanızın, teyzenizin, eşlerinizin  yüzüne.!?

                                  Dünya uzayda cirit atarken, ilimde fende çığır açarken, biz bu gün hala kadın erkek eşitliğini konuşuyorsak, bir arpa boyu yol alamamış, yerimizde sayıyoruz demektir.

                                   Bilin istedim..!

Birgül Soytürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler